AnasayfaSSSKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Geçmişin Gölgesi

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Wulfric Eugéne Salieriant
Esrar Dairesi Çalışanı
Esrar Dairesi Çalışanı


Mesaj Sayısı : 70
Kan Durumu : Safkan
Yaş : 33

MesajKonu: Geçmişin Gölgesi   Ptsi Mart 05, 2012 12:12 pm

GEÇMİŞİN GÖLGESİ



Roma - Fontana di Trevi



Wulfric Eugéne Salieriant & Majesta W. Wizardking
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Wulfric Eugéne Salieriant
Esrar Dairesi Çalışanı
Esrar Dairesi Çalışanı


Mesaj Sayısı : 70
Kan Durumu : Safkan
Yaş : 33

MesajKonu: Geri: Geçmişin Gölgesi   Ptsi Mart 05, 2012 12:15 pm

Gökyüzü açıktı ve yıldızlar her ne kadar şehrin sokaklarında ki ışıklardan dolayı sönük kalmış olsa da insana huzur veriyordu seyretmesi. Yavaşça bulunduğu sokağı adımlayarak köşedeki roma dondurması satan dükkâna doğru yaklaşıyordu. Bu sırada gözü tıpkı iki ay önce yine böyle bir günde burada yürüyorken olduğu gibi dondurmacının karşısındaki Pantheon benzeri binaya takıldı. Dükkânın hemen ardında ise Fontana di Trevi yani Roma’nın meşhur aşk çeşmesi vardı. Büyük bir bina boyutunda, ortada büyük bir Poseidon heykelinin bulunduğu, küçük şelaleler ile kocaman bir havuzun oluşturduğu bir çeşmeydi. Poseidon başı dimdik ileri bakıyordu zarafetle. Eski mermer ve heykel işçiliğinin büyük bir örneğiydi. Buraya son kez geldiğinde roma dondurması yerken yağmura yakalanmıştı Wulfric ve yağmurun altında dilek tutan insanlar tarafından havuza atılmış onlarca bozuk parayı saymaya çalışmıştı ancak bu oldukça zor ve yorucu olduğu kadar imkânsız da bir işti.

Bir anda iki ay öncesine ait güzel düşlerin içinden sıyrılarak neden burada olduğunu hatırladı. Şehrin ışıkları daha bir soğuk, Roma daha bir ruhsuz göründü gözüne bir an için. Bir şey için değil, birisi için buradaydı. Uzun süredir görmezden geldiği, varlığını umursamadığı ancak aslında her şeyinden haberdar olduğu birisi içindi bu ufak Roma gezisi. Konunun ne olduğunu bilmiyor ancak tahmin edebiliyordu. Sabah Sihir Bakanlığındaki bürosuna girdiğinde ufak bir kâğıt parçası dikkatini çekmişti masasının üzerinde duran. Alelacele yalnızca altı kelime karalanmıştı üzerine ince bir el yazısı ile: “Fontana di Trevi – akşam 8. Önemli.” İnce ve narin el yazısını görünce anında tanımıştı Wulfric sahibini ancak gidip gitmemekte kararsızdı. Biraz düşündükten sonra gitmesi gerektiğini hissetmişti nedense. Kendi kendine “Yalnızca gideceğim, başka bir şey yok.” diyordu,”Gidip ne istediğini öğrenecek ve geri döneceğim.” ama derinlerde bir parçası ise yeniden canlanmış ve intikam istiyordu her ne kadar Wulfric bunu inkâr edip o parçayı derinlere itmeye çalışsada. Şimdi ise işte buradaydı. Yavaş ancak uzun adımlarla yaklaşıyordu Aşk Çeşmesine ve her adımda kulaklarındaki suyun sesi de daha bir canlanıyor, daha bir güçleniyordu. Bu gece bir şeyler olacaktı ancak içinden bir ses bu kez dönüp gidenin o olmayacağını söylüyordu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Serena Woodstuck
Büyüceşura Hakimi
Büyüceşura Hakimi
avatar

Mesaj Sayısı : 259
Kan Durumu : Muggle doğumlıu
Rp Partneri : Ahh Diojen Ahh senin kıymetini bilemedim ki been.

MesajKonu: Geri: Geçmişin Gölgesi   Cuma Mart 09, 2012 1:59 pm

Tanrı’dan nefret ediyordum Beni neden bölünür bir kişilikle yaratmıştı. Şeytan’la bir mi olmuştu beni yaratırken? Ben iyilik için mücadele verirken, şeytani yanım bütün savaşımımı yerle bir eder olmuştu. Hayatımı bile değiştiren olaylarla karşılaşmıştım. 15 yıl önce çıkan yangından sağ kurtulmamın ancak böyle cevabı olabilirdi. Şeytani yanımın yaptığı şeyleri çevremdeki büyücü-cadılardan duyunca şok geçiriyorum, bu durum ne zamana kadar devam edecek? Oysa ben Bakire Tanrıça Artemis gibi temiz olmak istiyorum, tek istediğim bu. Hayır, tek istediğim bu değil! Yeni bir hayata başlamak. Şeytani yanımın olmadığı bir hayat ve bu hayatta en değer verdiğim kişinin yanımda olmasıydı tek istediğim. Wulfric ile yeniden birlikte olmaktı istediğim. Bu isim beni yıllar öncesine götürmüştü birden. Suratıma vurulan tokadı hatırlıyordum, öncesi ise muammaydı. Sonrasıysa benim için asla bitmeyecek acının ta kendisiydi. Onunla her karşılaştığımızda beni görmezden geliyordu. Bir ara buralardan uzaklaşmayı, bir gezgin olup dünyayı dolaşmayı bile düşündüm. Ama yapamadım, yapamazdım. Eninde sonunda tekrar dönecektim buraya. Yine baştan başlayacaktı her şey.

‘Senden nefret ediyorum!’. Bu söz beni yok etmişti adeta. Benden nefret etmesini sağlayacak ne yapmıştım ben ona? Neydi bu kadar öfke duymasına sebep olan? Beynimi bu düşünceler kemiriyordu ve ben hiçbir sonuca ulaşamıyordum ilk zamanlar. Ama sonra, Tanrı’ya lanet okumaya başladım. Kaç defa, Wulfric’e her şeyi göze alıp anlatmayı denediğimi hatırlıyorum. Ama beni dinlemiyor, hatta görmezden geliyordu. En çok da bu üzüyordu beni. Kalbim milyonlarca, milyarlarca parçaya ayrılmış gibi hissediyorum, o beni görmezden gelince. Ve işte bugün; bütün bunlara son vermek istediğim gün. Hayır, ölümden bahsetmiyorum. Bahsettiğim, yaşamaktan yana olmayı seçmek, mutlu ve aşk dolu bir yaşamdan. Elime parşömen ve ejderha tüyünden kalemimi aldım ve “Fontana di Trevi – akşam 8. Önemli.” Diye yazdım titrek bir yazı ile. Gelmeyecekti, biliyordum fakat şansımı denemeliydim Bu sefer tüm cesaretimi toplamıştım. Ve dolabımı açıp, içinden kırmızı, bol, boğazlı boyu dizlerimde olan elbisemi giydim.Üzerine siyah bir kolye ile kombin yaptıktan sonra siyah pelerinimi de giyip, Fontana di Trevi’ye cisimlendim.

Aşk Çeşmesi, çoğu insan için romantizmin merkeziydi. Benim için de öyle olmasını umuyordum. Belki aşkımız orada yeniden alevlenecekti. Ama öncesinde tüm her şeyi anlatmalıydım ona ve bana inanmalıydı. Tam Aşk Çeşmesinin önünde bekliyordu beni, uzaktan görmüştüm onu. Kalbim adeta bir kuzgun gibiydi. Bedeniden uçup havalanmak için can atıyordu adeta. Biraz daha onu izledim. Sonra sakin olmaya çalışarak yavaşça yanına süzüldüm. Ağlamamak için kendimi zor tutuyordum. Yanına gitmenin bu kadar zor olacağını hiç tahmin etmemiştim. Ne yapacaktım, gülümsemeli miydim? Bunca zaman ve bunca şeyden sonra gülümsemem ona karşı biraz lakayt ve yüzsüzce mi olurdu? Gülümsemesem, çok mu sert olmuş olurdu. Gözlerini gözlerimde hissettiğim an gülümseme oluştuğunu hissettim suratımda ve sonrasında yutkunarak ‘Geleceğini tahmin etmemiştim.’ Diyebildim. Kahretsin bu sözler de nereden çıkmıştı ağzımdan!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Wulfric Eugéne Salieriant
Esrar Dairesi Çalışanı
Esrar Dairesi Çalışanı


Mesaj Sayısı : 70
Kan Durumu : Safkan
Yaş : 33

MesajKonu: Geri: Geçmişin Gölgesi   Salı Mart 20, 2012 9:40 am

Karşısında üzerine bol boğazlı uzun bir elbise giymiş, ona doğru yürüyen bir kadın görüyordu. Boynundaki siyah taşlı kolye ise her adımında hareketlenerek yeniden sabitleniyordu. Üzerinde hissettiği bakışların sahibide o kadındı anlaşılan. Çok aşina ve içinde artık göçüp gittiğini sandığı bazı şeylerin bir kez daha uyanmasına neden olacak kadar hoş bir duyguydu bu kadını görmek Wulfric için. Kadın ona doğru yürürken bakışlarıyla ruh halini ele vermişti Wulfric'e karşı. Tereddütlüydü, ne diyeceğini veya başlayacağını bir türlü kestiremiyor ve karar vermektede zorlanıyordu Wulfric'in görebildiği kadarıyla. Ancak kendisininde karşısındakinden pek bir farkı yok gibiydi. Adeta ikiye bölünmüş, içten içe kendisiyle çarpışıyordu. Bir tarafı her şeye rağmen ona gitmek istiyordu, her şeyi unutmaya hazırdı ancak öte yandan diğer yanı tüm katılığı ve soğuk bir ezicilikle o duyguları bastırıyor, öldürüyordu.Kendisini olmak için uğraştığı şeye ulaşmış olarak görmek ona mutluluk veriyordu. Artık o eski zayıf halinden eser yoktu. Kalbini sevgiye tamamen kapatmıştı ve bundan dolayı hiç pişmanlık duymuyordu. Eski günlerdeki zayıf hali aklına geldikçe ise kendisine kızıyordu. Geçte olsa anlamıştı birine körü körüne bağlanıp sevmenin yalnızca pişmanlık ve acı verebileceğini. Bu nedenden dolayı kendisi böyle bir zayıflığa sahip olmamalıydı ve olamazdı da. Bu düşünceyle geçen süre zarfında kalbini sertleştirmiş ve aşk ile sevgi gibi şeylerin eksikliğini hissetmez olmuştu.

Karşısındaki kadın her adımda içinda ki duygusal yoğunluğu ve ikilemi ele veriyordu. Bir seherbazdı belki ancak buraya gelirken mesleği yoluyla edindiği tüm tecrübe yetenekleri geride bıraktığı belliydi. Bu kadın kendisini her görmezden geldiğinde ustalıkla duygularını gizlemeyi beceren kişi değildi. Çünkü aynı kadın şimdi içindeki büyük kararsızlık ve şaşkınlık ile ona doğru yürüyordu. Buna karşın Wulfric'in temkini elden bırakmaya niyeti yoktu. Sonuçta uzun zaman geçmiş olsada üzerinden, açtığı yaranın bıraktığı iz hala kapanmamıştı. Dik durmaya devam etti tüm zarafetiyle, bunun altına ise soğuk ve umarsız bir perde çekti.
Kadın iyiden iyiye yaklaşmıştı ki ona son bir bakış atan Wulfric gözlerinde daha önce gözden kaçırdığı bir şeyi daha farketti: şaşkınlık. "Ne yani gelmeyeceğimi mi düşündün?" diye sordu içten gelen ancak asla dudaklarını aralayıp dışarı çıkamayacak kadar zayıf bir fısıltı ile. Anlaşılan kadın onu burada görmek istediği kadar onu burada bulduğu için şaşkındı da. Aklından geçen bu birkaç kısa düşünce için kendini paylamaktanda geri durmadı. "Onun için burada olman çok mu normal!" diyerek azarladı kendini. Çünkü burada olmamalıydı. Onca şeyden sonra hala onun için bir yerlere gidiyor olmak Wulfric'i çıldırtıyordu. Buna rağmen yinede kadının gözlerindeki şaşkınlığı görünce bir an için anlık bir şefkat dalgası içini sarar gibi olmuştu fakat Wulfric bu anlık duygunun barınmasına izin vermeyerek anında kendini dizginledi ve o soğuk perdenin arkasına geçti yeniden. Bunun hemen sonrasında ise neden burada olduğunu düşündü. Kendisine yazılan o mesajı görünce hiç düşünmeden buraya doğru yola çıkmıştı ancak şimdi biraz etraflıca düşününce bunun bir fırsat olabileceğini farketti. Her şeyi bitirmek ve bu sıkıcı dosyayı tamamen kapatmak için bir fırsat... Çünkü etrafında o istemediği halde her an dikkatini çekmeye uğraşarak ona bir şeyler anlatmaya çalışan biri olduğunu bilmek oldukça can sıkıcıydı. Her şeyi bitirmeyi düşürken ise bir anda zihninin dışında tutmaya çabaladığı bir düşünce aniden süzülüverdi beyninin uç noktalarından benliğine.
"Belki de geçerli bir açıklaması vardır ve yeniden başlarız."

Wulfric bu ani düşünce ve neden olduğu son derece rahatsız edici hissi uzaklaştırmaya çalışırken, kadında hemen yanına gelmiş sayılırdı. "Her şeyin yeniden olmasına izin veremem. Bunlar tekrarlanmayacak!" diye geçirdi içinden ve toparlandı. Sonuçta bir kez ihanet eden kişi bir kez daha edebilirdi pek ala.
"Geleceğini düşünmemiştim." sözleri döküldü artık yanı başında olan kadının ağzından. Kadının düşüncelerinin farkındaydı Wulfric ancak bunu bir de dile getirmesi onu şaşırtmıştı. Bir an için ne diyeceğine karar veremediyse de, hiçbir şeyden ödün vermemeye karar vererek ifadesiz yüzüne dudaklarını umursamazca yukarı kıvırarak pekte tekin olmayan bir gülümseme yerleştirdi ve "Bende. Sonuçta burada olmak, hele de senin gibi biri için burada olmak büyük bir zaman kaybı olacak. Değil mi?" dedi fısıltıyı andırır bir sesle doğrudan kadına hitap etmeden esen hafif rüzgara doğru. Geçmişin intikamını alacaktı ve onu durduracak kimse de yoktu. İnsanlardan duyduğu hiçbir şeye inanmamış, geçen zaman boyunca hergün karşısındaki kadının suçluluğuna inanmıştı. Şimdi ise yüzleşme günüydü.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Geçmişin Gölgesi
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Şehirler :: Roma-
Buraya geçin: