AnasayfaSSSKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Vampires will never hurt you (!)

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Lucy Carrigan
Vampir
Vampir
avatar

Mesaj Sayısı : 537
Kan Durumu : her türlü kabul.
Rp Partneri : olmaz o :(
Yaş : 24

MesajKonu: Vampires will never hurt you (!)   Çarş. Şub. 22, 2012 9:41 pm

Foren Alator x Lucy Carrigan
Yaz sıcaklarının yerini ılık ve rüzgârlı gecelere bırakmaya başladığı, sonbaharın başlangıcını oluşturan bir tarihi yaşıyordu dünya. Ay gökyüzünde yıldızların tümünün sahip olduğu ışıktan fazlasına sahip, bir ışık topu gibi parlıyordu. Ölümlülerin yataklarında, dışarıda var olan dünyadan habersiz uyudukları saatlerdi. Saçları dalga dalga omuzlarına dökülen, çıtı pıtı bir genç kız ana yoldan hızlı adımlarla ayrılarak, Roma’nın arka sokaklarından birine girdi. Terk edilmiş, yıkılmaya yüz tutmuş evlerin bulunduğu bir bölge, etrafta kendilerinden geçmiş evsizlerin dışında, onlarında sayısı ikiyi geçmiyordu, kimse yoktu. Kızın bakışlarındaki korkunun nedeni, takip edildiği düşüncesinden ileri geliyordu.

Kız göründüğünden güçlüydü, on sekiz on dokuz yaşlarında, çelimsiz ve korumasız gözükmesine rağmen, ilk bakışta anlaşılmayacak ve onu göründüğü yaştaki herkesten güçlü kılan bir özelliği vardı. Arka sokaklarda korkuyla dolaşan bu kız bir vampirdi. Korkusunun nedeni tarihin kendini tekrarlıyor olmasından geliyordu, çoğu kişiye göre Lucy soğukkanlı ve korkusuzdu fakat şu an içinde bulunduğu durum onu korkutuyordu. Yıllar önce, bir gece yarısı takip edildiğinde başına gelen şeyler, sahip olduğu her şeyi yitirmesine sebep olmuştu. Normal bir genç kız iken, kan ve öldürme tutkusuyla dolu bir ‘canavara’ dönüşmüştü. Hatırlayamadığı kadar çok can almıştı ve en kötüsü bunu yaparken içinde en ufak bir üzüntü hissetmemişti, başlarda. Zaman geçtikçe olduğu şeyden nefret etmeye başlamıştı ve intikam yeminleri takip etmişti bu nefreti.

Bir kişinin yaşamını devam ettirmesini sağlayan iki temel öğe vardır: Sevgi ve nefret. İkincisi sevgiden daha güçlü bir bağ oluşturur hayat ve kişi arasında. Nefret, içeride baştan aşağıya bütün bedeni saran bir duygudur. Bir şeyi çok sevebilirsiniz fakat onu tüm yönleri ile koşulsuz sevemezsiniz, nefret ise öyle değildir. Baştan aşağıya nefret edebilirsiniz, tüm hücreleriniz nefret ile dolabilir bir şeye karşı. Nefret en güçlü ve en tehlikeli duygudur. Bencil insanlar bu duygu ile beraber ölüme gidebilirler fakat sevgiyle, asla. Lucy’yi bu dünyadaki yaşamına sıkı sıkı bağlayan şey buydu işte; yıllar önce kendisini bu hale getiren o vampire duyduğu nefret. Onun kendi ellerinde ölümünü görmek için yaşıyordu, en büyük emeli bu idi ve başaracaktı. Genç olmasına rağmen çoğu vampirden hızlı ve güçlüydü, inanılmaz bir zekâsı vardı; birçok vampiri öldürmesinde zekâsının payı büyüktü. Evet, Lucy bir vampirdi fakat vampirlerden hoşlanmıyordu. Kan emmeyen, ya da merhamet eden bir vampir değildi fakat olduğu şeyden hoşnut değildi ve kendisini rahatsız eden kişileri, vampir dahi olsalar öldürmekten çekinmiyordu. Kendi doğruları ile yaşayan bencil biri. Asla mutlu olmamıştı bu yüzden, kendisi bunu kabul etmese de içten içe doğrunun ne olduğunu da biliyordu. Lucy yalnız ve mutsuzdu.

Tenini yalayıp geçen rüzgârın sıcaklığını hissedemese de ürperdi, ellerini göğsünde birleştirerek, diğer evlere nazaran daha bakımlı ve oldukça büyük bir evin içine yöneldi. Kendisini takip eden her kim ise kendini gösterecekti, Lucy’de onun kendini göstermesini bekleyecekti çünkü kaçmak tam anlamıyla korkaklara göreydi ve Lucy’nin korkusu sokağın başında onu çoktan terk etmişti. Şimdi hissettiği tek şey meraktı, kim neden onu takip ediyordu? Fazla düşmanı olduğu aşikârdı fakat ölmek istemeyen herkes ona bulaşılmaması gerektiğini bilirdi. Kendinden son derece emin bekleyişinin, yüzünde belirecek şok ifadesi ve midesine yiyeceği yumrukla sona ereceğini henüz bilmiyordu elbette. Aklındaki hiçbir kurguya uymayan birisiydi bu gece onun karşılaşacağı düşman. Onunla bir yönden benziyorlardı aslında Lucy’e göre. İkisi de birisine karşı büyük nefret doluydu ve ikisinin de amacı bu kişiyi öldürmekti. İkisinin de hayatlarının temel amacı; hayatlarını ellerinden alanı öldürmek. Kiminle karşılaşacağını bilmeden, gülümsedi. Gülümsemesi kendinden emin, alayla tüm suratına yayılan, karşısındaki çilede çıkartacak kadar küçümseyiciydi. Elini havaya kaldırdı, kapının tokmağını tutmuş çalışıyormuş gibi yaptı. “ Tak tak tak, hey you out there in the cold…” döküldü dudaklarından bir zamanın en bilindik gruplarından birinin şarkısının başındaki cümle. Olduğu yerde bir tur dönerek konuşmaya devam etti, “ Neredesin? Gerçekten saklanmaya devam mı edeceksin?” hissediyordu odanın içinde onu. Fakat nerede olduğu konusunda en ufak bir fikri yoktu. Gülümsemesi daha fazla yayılırken içinden geçirdi, bu gece eğlenceli olacak…
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Foren Alator

avatar

Mesaj Sayısı : 356
Kan Durumu : Melez
Rp Partneri : yok

MesajKonu: Geri: Vampires will never hurt you (!)   Perş. Şub. 23, 2012 7:12 pm

Geçmişte çok şey yaşanmış, bazıları unutulup gitmişti belki de. Fakat öyle şeyler vardır ki nereye giderseniz gidin peşinizden gelir. Hiçbir zaman unutamazsınız, gölgesini her an arkanızda, varlığını sürekli omuzlarınızda hissedersiniz. Öyle anlarda hatırlatır ki zehrini ruhunuzun huzura ermesine bir an olsun izin vermez. Düşmanların kudreti geçmişinizde çok büyük yer kaplıyorsa zaten hiçbir zaman rahat yüzünü göstermez insana. Foren’in böylesi bir hayatı varken peşinden gittikleri için kim onu suçlayabilirdi ki? Benliğini tamamlayacak varlığın elinden kayıp gidişini izleyen bir ruhun ızdırabını kim bilebilirdi ki? Genç büyücü her gün bu acıyla uyanırken üzerindeki ağırlıktan kurtulamıyor, ruhu bir mengeneye girmiş gibi daralıyordu. Bedenine düşmüş ateş kavurup dururken su aramak için dolanan avarelere dönmesi belki de içten bile değildi. Derisinin her bir zerresinde Julia’ya karşı duyulan özlemdi onu bitirip duran bu engin dehlizlerin derinliklerinde. Hiçbir güç de kurtaramazdı onu belki bundan. Tek bir şey az da olsa kızgın ruhuna bir damla su serpebilirdi. Bir bedel vardı ki cehennem ateşini dindirmesine yardım edebilirdi. O da intikamdı! En büyük katilini bulacak ve onu yok edecekti. Bu nedenle onu deli gibi arayıp duruyordu. Biliyordu ki bu dünyada ikisinden birinin yaşamı silinmeden diğeri tam anlamıyla var olamayacaktı. Onun şimdi yeryüzünde yürüdüğünü hayal ettikçe kuduruyordu. Toprağın bile adımlarının altında inlemekte olduğunu duyar gibiydi. Hoş kendisi için de pek farklı bir şey söylenebilir miydi bilmiyordu.

Yıllarını böyle geçirirken sonunda bulmuştu o vampirin izini. Hayatını emen sülük Roma’daydı şimdi. Ödeşme arzusuyla yanıp tutuşurken fırlamıştı hemen yerinden. Kültür abidesi şehrin sokaklarında sessizce yürürken niyeti burayı incelemek, zamanında gladyatörlerin kanını akıttığı arenayı görmek değildi. O kendi arenasında savaşacaktı, düşmanın olmayan kanıyla tutkularının gizli köşelerini sulayacak, çoraklaşmış yapısını doyuracak ve filizlerin patlamasına izin verecekti. Oradan fışkıran rahatlamayla birlikte benliğini geçirdiği kapılardan biri ödeşme olacaktı. Şimdi düşününce eski gladyatörlerle bir benzerliği vardı. Onlar da efendileri adına çarpışıp kan dökmemiş miydi? Vücutları bu uğurda onur maskesi adı altında parçalanırken iyi bir amaç uğruna gittiklerini düşünerek yanılgıya düşmemişler miydi? Kendisi bu kez öfkenin esareti altında çarpıştığı düşmanın hayatını emmek isteyerek bir gladyatör gibi saldıracaktı. Onun uğrunda yok almayı göze almak belki de gülünçtü; ama genç büyücü yıllar öncesinde zaten öldüğünü düşünüyordu. Başına daha ne kötü ne gelebilirdi ki? Sadece onu bekleyen eski bir dosta, ölüme, merhaba diyebilirdi. Onunla olan dansı yıllara yayılmış bir rakstı. Kimse ayak uyduramaz, kimse cesaret edemezdi. Fakat seherbaz onun sıcak varlığını duyumsayarak her defasında yaklaşmış kaçınılmaz sona, yüreği ısınırken özü geçmişti öte diyarlarının sınırından şefkatli kollara. Sonrasında bir şekilde yaşamaya olan sevgisi baskın çıkmış vazgeçip geri dönmüştü. Oysa o kadar tatlı gelmişti ki gittiği yerler, uyuma isteği baskın çıkmıştı her defasında. Uyuyup da bir daha hiç uyanmak istemeyerek yatağından kalktığı çok oluyordu.

Hislerini hangi şekilde tasarlarsa tasarlasın tercüman olamazdı yaşadıklarına. Zaten yarısı yıllar önce göçmüş biri olarak tek istediği en çok nefret ettiğinin öldüğünü görmekti. Bu nedenle ses çıkarmadan onu izliyor Dragonat’ı tetikte bekliyordu. Asası ısınmıştı, sahibinin iradesi onu zorlukla tutuyordu hilkat garibesine fırlamamak için. Bekle, dostum zamanımız gelecek! Kukuletası başındayken yüzünü yalan rüzgarın eşliğinde adımını atıyordu. Bugün korkmaları gereken kendisiydi. Bu gece ölümün elçisi kendi aciz bedeniydi. Onu çağıracak olan da ıslığıydı. Avı biliyor muydu burada olduğunu? Kendisiyle bir oyuna girişecek miydi? Muhtemelen farkındaydı birazdan olacakların. Ne de olsa o bir vampirdi. Özelliklerinin getirdiklerini kullanması yeterdi artardı bile. Şeytanın kutsayabileceği pek az yaratıktan biriydi bu canavar. Biraz geride durdu. Bir kapının önünde duruşunu izlerken acaba bu gece kimlerin yaşamını söndürmeye geldiğini düşündü. Bir zaman Julia’ya yaptığı gibi kaç kişinin daha kanı damarlarında kuruyacaktı?

Pis bir şekilde sırıttı genç büyücü. Fark etmişti tabi kendisini. Kendisine avantaj sağlayacak olan büyüyü hemen yapamazdı henüz, vakti vardı. Yine de açığa çıkarken dikkatliydi. Vampirin saldırıya geçmesiyle birlikte o da gücünü gösterecekti. Caddenin ortasına geldiğinde derin nefes alışlarını kontrol etmeye çalışan adam kukuletasını yavaşça indirdi. Yüzündeki öfkeyle çarpılmış hatlar hatırlatmış mıydı düşmanına kim olduğunu? “ Seni görmeyeli uzun zaman oldu Lucy. “ Sözleri sessizliğin içine demir bir örs gibi düşerek kırdı perdeleri. Kelimeleri kuvvetliydi, ne bir tedirginlik ne de titreme vardı gücünü hissettiren tek şey nefretti. Nefretin tohumunu büyütmüştü bunca yıl vücudunun içinde. Şimdi kendi kanıyla beslenen duygunun neler yapabildiğini görmeliydi. Hasat vakti gelmişti! “ Beni hatırladın mı? “ Birkaç adım ileriye çıkıp delice bir sırıtışın yüzünü yalayıp geçmesine izin verdi. “ Ya hayatımı mahvettiğin günü hatırladın mı Lucy Carrigan? “ Bakışları sertleşti, duruşu daha fazla güven kazandı. Elinden kaçamazdı bu gece. Buna izin vermeyecekti. “ Yaptıklarının bedelini ödeyeceksin sefil vampir. “
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Lucy Carrigan
Vampir
Vampir
avatar

Mesaj Sayısı : 537
Kan Durumu : her türlü kabul.
Rp Partneri : olmaz o :(
Yaş : 24

MesajKonu: Geri: Vampires will never hurt you (!)   Ptsi Şub. 27, 2012 9:42 pm

Acınası duygular; aşk, sevgi, bağlanma… Göğüs kafesinde bir kalp kan pompalarken, bedeni henüz sıcak ve tazeyken bile bunları yeryüzündeki en saçma duygulardan saymıştı genç kız. Derininde biliyordu, saçma değillerdi. Âşık olmuştu, bağlanmıştı ve ortada bırakılmıştı. İşte Lucy’inin hayatının kopma noktası burası idi. Bir insanken bile bütün insani duyguları bir kenara bırakmıştı genç kız, yüz hatları sertleşmiş ve neredeyse hiç gülmeyen biri halini almıştı. Acınası dediği duygular onu acınası biri yapmıştı fakat farkında değildi. Yüzünde beliren çizgilerin her birinde farklı bir hikâye vardı kişiliğinin kaya gibi sertleşmesinde etkili olan. En belirgin iki çizgiden biri buydu işte; aşk. Sahi neydi aşk? Kimi insan için dünyanın en güzel olgusu kimi insan içinse var olmayan bir olgu. Lucy için ikisi de değildi, elbette vardı, tatmıştı fakat dünya üzerinde daha fazla barınmasını istemediği bir duyguydu.

Gecenin sessizliğini delip geçen sesin sahibine acıyordu. Yıllardır Lucy’e beslediği nefretin temelinde bir aşk hikâyesi yatıyordu. O geceyi hatırladı, vampirlik lanetinin bedenini kapladığı ilk zamanlardı. Saldırdığı insanları özenle seçmiyor yalnızca o kırmızı yaşam sıvısını elde etmek için bilinçsizce öldürüyordu. Çocuk, kadın, yaşlı; önüne çıkması yeterliydi damarlarında kan akan birinin. Bir köye saldıracakları gece işler planladıkları gibi gitmemişti, seherbazlar saldıracakları köyde önceden konuşlanmışlar ve onları bekliyorlardı. Bu durum Lucy’i çileden çıkartmıştı. Ona göre herkes kendi işine bakmalıydı, onlar yaşamak için öldürmek zorundaydılar, aldıkları değersiz canlar bakanlığı neden bu denli ilgilendiriyordu? Büyük bir nefret ile seherbazlara saldırmıştı, etrafta ölen vampirleri gördükçe nefreti artıyordu nefreti arttıkça da saldırı gücü yükseliyordu. Bu onun ilk savaşıydı, bu onun korkuyu iliklerine kadar hissettiği tek savaş olmuştu. Ölüm korkusunu hissettiği son gece olmuştu.

İntikam duygusu ile karşısında duran büyücüden korkmuyordu bu gece. Onun en değerli varlığını bu hayattan söküp aldığı gibi, canını almasına da çok yaklaşmıştı fakat arkadaşları onu gelip kurtarmışlardı, Lucy başladığı işi yarım bırakmayı sevmezdi. Bu yüzden bu gece büyücünün gelip onu bulmasına son derece memnun olmuştu. İlk karşılaşmalarındaki toy vampir değildi artık Lucy, ne istediğini biliyordu ve hedefe kilitlenmişti. Teke tek bir dövüş olacaktı bu etrafta o gece olduğu gibi gelip de büyücüyü kurtaracak başka bir büyücü yoktu. Gerçekten cesaretine hayran kalmıştı vampir büyücünün. Nitekim büyücüler ve cadılar vampirlerin karşısında bir Muggle kadar güçsüzlerdi. Ne kadar sihir güçlerini kullanırlarsa kullansınlar, vampir alt etmek bir büyücü için her zaman zordu. Yüzündeki soğukla gecenin bir parçası olan vampir konuştu.

“Nefret. Dünyadaki en sevdiğim duygu, nefretin açıkça belli. Bu hoşuma gitti.”

Kelimeleri de yüzü gibi soğuktu, tane tane ve sağa sola birkaç adım atarak konuşuyordu. Gözlerini kapatıp, başını havaya doğru kaldırdı, sağ eliyle saçlarını sol omzundan toplayarak tek bir omzunun üzerine bıraktı, karşısında onun öldürmek isteyen bir düşman yokmuş gibi rahat ve temkinsiz duruyordu hareketleri. Düşmanı küçük görme, ikisinin de şu an yaptığı tam olarak buydu. İkisi de birbirini kolay bir av olarak görüyorlardı fakat düşündükleri gibi olmayacaktı. Bu gece kimse istediğini kolayca elde edemeyecekti. Kahkahası havadaki sessizliği delip geçerken, tekrar konuştu vampir.

“ Ellerimle aldım canını, hiçbir pişmanlık duymadan hatta bundan zevk alarak. Zevk aldım, bayım. Özellikle onun öldüğünü gördüğünüzde gözlerinizin içindeki acıdan zevk aldım. Hayatınızın bir daha eskisi gibi olmayacağını bilmekten. Benim için yaşamaktan ölmekte önemli değil fakat bu gece burada ben ölmeyeceğim.”

Seherbazın göremeyeceği kadar hızlı bir şekilde arkasına geçti. Öldürmek için saldır, Lucy’inin parolası buydu ve bu en başarılı olduğu alanların başını çekiyordu. Ölümlü hayatındaki bütün kinini ölümsüz hayatının ve bu lanetin ona getirdiği gücün sayesinde püskürme imkânı bulmuştu. Seherbazın sırtı kendine dönük olduğu için konuşmadan önce ilgisini çekmek amacıyla boğazını temizler gibi öksürdü. “ Neden peşimdesin? Hayatının aşkı o muydu? Üzgünüm, kendi aşık olduğu adamı öldüren biriyle konuşuyorsun. Ben merhamet etmem, bu gece de etmeyeceğim” , duraksadı ve devam etti, “ …sana, asla.”
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Foren Alator

avatar

Mesaj Sayısı : 356
Kan Durumu : Melez
Rp Partneri : yok

MesajKonu: Geri: Vampires will never hurt you (!)   Çarş. Şub. 29, 2012 9:49 pm

Nefret! Yüreğini savaş alanına çeviren duyguyu tarif edemeyecek kadar basit bir kelime sarf eden düşmanının alaycı, küçümser, rahat tavırlarıyla ufak adımlar atışını izledikçe derinliklerinde filizlenmiş öfke kök salmaya devam ediyor, gelişmek için kanını kullanıyordu. Sanki tüm vücudu o gücünü geliştirmek için seferber olmuştu. Tek bir duygu bunu açıklama yetmezdi. Öfke, nefret, tiksinti, öldürme arzusu… Bunların hepsinin bir yumak haline geldiği kor alev ruhunun tam ortasına oturmuş gittikçe kontrolden çıkıyordu. Evet, acımasızlaşmıştı bu gece. Evet, onun varlığının lime lime oluşunu seyret etmek istiyordu büyük bir zevk ve açlıkla. Olmayan kanının damarlarından körelmiş ruhunu terk ederek sürgüne gidişini göreceği zaman acaba tüm ızdırabı dinecek miydi? Hiç sanmıyordu. Duygularını unutmamak adına hayatı ciğerlerine çekmek istercesine derin bir nefes aldı. Tarif edemiyordu, hiçbir zaman da başaramayacaktı. Büyüklüğü en yüce dağları aşar arşa uzanırdı belki de yılların acısı. Kimse bilemezdi. Asırlar bu hissiyatla mühürlenmişti artık. Kaderi yolunu çizdiği bu döngüde tek bir düşmanı her defasında göstermişti. İşte karşısındaydı. Asasını tutan ellerinde bir kaşıntı hissetti. Mücadele için coşkun bir sel halini almış ruhu yine de sabırla bekliyordu. Bu vakte kadar beklemişti. Biraz daha direnmenin faydası vardı.

Sözler yaraladı onu bir kez daha; ama ayakta kalmayı başardı. O günün hatıraları birer birer gözlerinin önüne gelirken yüzündeki ifade o kadar duygu yüklüydü ki buna rağmen kimse göremezdi, saf olmayan anlayamazdı. Şeytanla anlaşma yapan kaybedilmiş bir ruh hiçbir şekilde bilemezdi. Batan güneşlerin diyarında bir daha sökmeyeceğini bilerek şafağı çok beklemişti. Hiçbiri de tanı ağartmamıştı bir daha. Kendi güneşi o gün bir daha doğmamak üzere batarken değersiz et çuvalını geride bırakmıştı. Oysa onu da almasını isterdi. Gökteki yıldız olurdu, ondan uzak; ama varlığını görerek mutlu yine de. Kavuşamamışlardı hiçbir zaman. Yutkundu hafifçe. Onun gözlerini gözlerinin önüne getirince fark etti bir kez daha ne kadar çok özlediğini. Asası titrerken özlem tüm vücudunu sarmaladı. Belki de şimdi pes etmeliydi. Bırakıp onun yanına gitmeliydi. Bu iğrenç varlığın hayatına son verişine müsaade edip yola çıkmalıydı sevgilisinin, kurtarıcısının yanına.

Vampirin ağzından dökülen son sözcüklerle birlikte kendine geldi. Çaktırmadan hızlandırıcı büyüsünü uyguladığında artık onun kadar hızlı olduğunu biliyordu; ama acele etmesi gerekiyordu. Bu büyünün gücü herkeste farklılık gösterirdi. Foren’de ise sekiz dakika kadardı. Kötücül bir şekilde gülümseyen büyücü dudaklarını araladığında pislik dolu nefesini ensesinde hissettiği varlığa hitaben konuşmaya başladı. “ Benim en değerli varlığımı elimden aldın… “ Güçsüz numarası yapmaya başlamış, birazdan saldırısına başlayacaktı. Sesine yüklediği azap o kadar yoğundu ki taşı bile yumuşatabilirdi. Peki ya bu kadın o kadar merhametli miydi? Değildi! “ Yine de bir şeyi unutuyorsun. “ Başı hafifçe yana döndüğünde bir yüzün hatları az da olsa görüş alanına girdi. Alaycı bir sırıtış dudaklarına mühürlendi aniden, bir daha kalkmamacasına. “ Ben gücümü bunca zaman öfkemden ve acımdan aldım. “ Aniden harekete geçen büyücü ileriye doğru o kadar hızlı taklalar attı ki rüzgarla birlikte dans etmemesi imkansızdı. O şimdi havaya karışmıştı adeta. Hızı ve gücü olağanüstüydü. Belli bir mesafeye geldiğinde hayatını yok edenle yüz yüze geldi. O an Dragonat vaktinin geldiğini anlayarak kudretini gösterme arzusuyla yanıp tutuştu. Büyücü bahşedilmiş olan sihri bedeninden tahtaya aktardığında muazzam bir patlama yaşandı. “ Bombarda! “ Muazzam huzme fırladı hasmına doğru.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Lucy Carrigan
Vampir
Vampir
avatar

Mesaj Sayısı : 537
Kan Durumu : her türlü kabul.
Rp Partneri : olmaz o :(
Yaş : 24

MesajKonu: Geri: Vampires will never hurt you (!)   Cuma Mart 09, 2012 7:00 pm



Büyücünün onunla aynı güce erişmesi beklediği bir şey değildi vampirin. Beklemediği bir anda büyücünün asasından ona doğru fırlayan büyüden son anda kurtuldu, büyü odanın içindeki kırık dökük dolaplardan birine isabet ederek onu parçalarına ayırdı. Gecenin karanlığını delip geçti Lucy’inin rahatsız edici kahkahası. Gözleri dönmüş eski bir âşık ve onun kalbinde yıllardır büyümekte olan intikam arzusu. Büyücünün sahip olduğu hıza şaşırmış olsa da korkmamıştı, Lucy’i korkutmak için böyle numaralardan çok daha fazlası gerekiyordu. Stratejisi belliydi, düşmanı yorulana kadar saldırmayacaktı. Savunma bazen en iyi saldırı yöntemiydi, özellikle de mekânı bilme üstünlüğüne sahip olan kişi için.

Büyücünün sevdiğine hissettiklerini kıskandı, bunca yıl sonra bile unutmadığı kadını; epey sevmiş olmalıydı. Lucy ise sevdiği kişiyi kendi elleriyle öldürmüştü, yılların intikamını alır gibi. Acımadan ve bir an bile tereddüt etmeden. O asla böyle sevmenin ve sevilmenin ne demek olduğunu tadamayacaktı. Kıskançlığı, nefretini artırdı. Okul sırasında oturup etrafındaki mutlu insanları süzen ve kendinde sorun arayan sevilmeyen bu yüzden nefret ve kıskançlık dolu bir kıza benziyordu kesinlikle Lucy. Güzel sayılırdı, nefes alan ölümlü bir varlık iken de bu kadar pislik bir karakteri yoktu, yine de sevdiği tek kişi tarafından sevilmemişti. Büyücüye baktıkça bunun acısını yeniden hatırlıyor ve artık atmayan kalbinde ilk günkü acısını hissediyordu.

Korkmuş gibi davrandı ve geri çekildi. Oda biraz önceki patlama yüzünden toza dumana karışmıştı. Lucy’inin durduğu alanın solunda üst kata çıkan merdivenler, adamın durduğu tarafta ise evin arka bahçeye açılan camdan bir kapı vardı. Saniyenin onda biri gibi bir sürede karar vererek, adamın arkasından geçip bahçe kapısına yöneldi, arkasından savuracağı bir büyü büyük ihtimalle yine evin herhangi bir yerine zarar verecek ve Lucy’e bir şey yapamayacaktı. Büyücünün kullandığı büyünün ne olduğu hakkında en ufak bir fikri yoktu, zaten kendiside büyücü ve cadıların deyimiyle muggle idi. Fakat o kadını öldürdüğü gecede büyücü ve arkadaşları aynı büyüyü kullanarak, vampirlerin gücüne ulaşmışlardı. Fakat bu onların çoğunun canını kurtarmaya yetmemişti, Lucy’inin ilk vampir arkadaşlarınınkilere de yetmediği gibi.

Büyücünün de arkasından geldiğine emindi yumruklarını sıktı ve bahçedeki epey yıllık gibi duran çınar ağaçlarından birinin ilk dalına zıpladı, işte vampirliğin en sevdiği yanlarından birisi de buydu. Küçüklüğünden beri atlamayı zıplamayı seven Lucy için yükseklere istediği gibi çıkabilmesi ve hedefi hiç şaşırmaması inanılmaz bir haz veriyordu. Savunmaya devam mı etmeliydi yoksa saldırması mı gerekiyordu? Güneşin doğmasına sayılı dakikaların olduğunu göz önüne alırsa belki de saldırması gerekirdi fakat eğlence onun için henüz başlıyordu ve güneş doğmadan bodrum kata inecek kadar zamanı olacağına emindi. Şimdi tek yapmak istediği arkasına yaslanıp, büyücünün nefretinin ona kazandırdığı gözü dönmüşlüğünün komikliğini izlemek olacaktı.


Ps. Geçiş rpsi yazmayı beceremiyorum sanırım, beklettim de özürler.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Foren Alator

avatar

Mesaj Sayısı : 356
Kan Durumu : Melez
Rp Partneri : yok

MesajKonu: Geri: Vampires will never hurt you (!)   Paz Mart 11, 2012 7:12 pm

Odanın içinde meydana gelen patlama hayatındaki tüm acının enerjini emmesi gibi gürültülü olmuştu. Büyünün etkisiyle dağılan mekan sanki kendi iç dünyasıydı da haberi yoktu seherbazın. Bir tek büyüyle hasmının yok olmayacağını biliyordu, zaten bu nedenle hala ayakta olan yaratığa bakarken yüzündeki ifadenin değişmiyor oluşunu nedenini bildiklerine verebilirdi. Hemen koşmaya başlayan vampirin peşine verdiğinde onun hala kaçamak dövüştüğünü fark ederek bu işe bir çözüm bulması gerektiğini düşündü. Onu motive eden şey kaybıydı. Ölümle gelen ızdırap mezarın içine girmesindense intikamını alması için hayatta tutuyordu benliğini. Böyle bir amaç uğruna belki de yıllarca yaşamıştı. Bazı şeyleri maskelediği acısına katlanması güç olsa da şimdi harekete geçmiş biri olarak her şeyi yapmaya hazırdı. Peki ya o ne yapacaktı? Bir korkak gibi hareket etmeye devam ederse büyünün gücü yitip gidecekti. Julia zihninin derinliklerinden fırlamış yüzünü göstermişti tekrar. Sanki koşarken ona yetişmeye çalışıyormuş gibi hisseden Foren yüzüne yerleşmiş olan ümidin birkaç saniye sonra gerçeğe dönmesiyle birlikte yıkılmasıyla daha da hızlanmıştı. Ağaca fırlayan yaratığa gülerek bakarken birkaç saniye zafer kazandığını düşünmesine izin vermesinin uygun olacağını düşünerek durakladı.

Ağacın etrafında yürürken düşündüğü şey yıllar öncesiydi. O gün öldürülen vampirleri anımsayarak az da olsa huzur buldu. Ama esaretini sona erdirecek şey önündeki varlığın yok olmasıyla birlikte paralel ilerliyordu. “ Hep kaçıyorsun Lucy! “ Acaba kendi kızgınlığı düşmanına da geçtiğinde böyle rahat kalabilecek miydi? Ona acı verecek şeyi bilmiyordu; ama tahmin edebiliyordu. “ O gün ölen arkadaşlarını hatırlıyor musun? “ Yüzüne yerleşmiş ifade ile delirmiş birine benziyordu sanki. O kadar hırslı görünüyordu ki amacı için şuan her şeyi yapabilecek potansiyele sahipti. İnsani ya da ahlaki değerleri umursamıyordu şimdilik. Gerçi sonradan duyacağı tiksinti aklının bir köşesini meşgul etmiyor değildi. “ Kaç vampir öldürmüştüm o gün Lucy hatırlıyor musun? “ Peki ya kendisi varlığını kaybettiği anı anımsıyor muydu? Her bir saniyesine kadar hiç unutmamıştı ki. Hala yüreğindeki bir nokta alev alev yanıyor, tüm vücuduna yayılıyordu. “ Aynı onlar gibi öldüreceğim seni, sonra da cesedin onlar gibi değersiz bir paçavradan ibaret bir şey olacak yanacak! “ Sesi öyle gür çıkmıştı ki nefretinin her bir zerresini bu kez yansıtabildiğini düşünmüştü.

Bu sözleriyle fazla vakit kaybetmeden asasını ağaca doğrulttu. Fazla vakit kaybetmeden büyüsünü yapmasını gerekiyordu yoksa tüm gücünü kaybedecekti. Asasından fırlayan alevler eşliğinde merkezin ağaç olduğu dairede son hızıyla koşmaya daire çizmeye başladı. Böylece bir alev girdabı oluşturan büyücü vampirin bu şeyden kaçamayacağını düşünüyordu. Her bir hücresine kadar yanacak, varlığı sonsuzluğa karışacaktı. Alevler arttıkça ısı arttı büyünün gücü yükseldi. Büyücünün kendisi bile yaptığı şeyin etkisiyle terlediğini hissederken yakınlardaki çimlerin alev almış olduğunu gördü göz ucuyla. Bir cehennem çukurunun etrafında dans ediyordu sanki.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Lucy Carrigan
Vampir
Vampir
avatar

Mesaj Sayısı : 537
Kan Durumu : her türlü kabul.
Rp Partneri : olmaz o :(
Yaş : 24

MesajKonu: Geri: Vampires will never hurt you (!)   Paz Mart 18, 2012 5:01 pm

Yutkundu. Sinir tüm hücrelerine yavaş yavaş dağılırken tepki vermedi. Elini yumruk yapmış, tırnaklarının etine saplanmış olduğunu fark edemiyordu bile. Vücudu iki kat soğumuştu birden. “Hatırlıyorum Foren.” diye fısıldadı, ardından iç sesi tamamladı cümlesini, bu gece onların yanına sen gideceksin diye. Tüm doğa susmuş gibiydi, duyduğu tek şey Foren’ın nefretle atan kalbinin çıkardığı seslerdi. Nefret ve özlem ile atan bir kalbin. Düşmanını kaçamayacağı bir girdabın içinde bırakırken hızlı atan bir kalbin.

Ateş, nefretin evrende vücut bulmuş hali, sıcaklığın soğuk geceyi delip geçtiğine emindi, hissetmiyordu ve hissetmek de istemiyordu. Alevler etrafını sararken ona kaçıp kurtulabileceği bir yer bırakmamışlardı, Foren’in gözlerinde ise zafer belirtilerinin parlamaya başladığını hissediyordu. Çaresizlik kaplarken tüm vücudunu pes etmek gibi bir niyeti yoktu. Gecenin şarkısını söyleyen canlılardı onlar, acımasız ve güçlü canlılar. Kolayca yok edilemezler ve kolayca pes edemezlerdi. Ağzından küfürlerin çıkmasına izin verdi, bir genç hanım efendinin ağzına yakışmayacak cinsten. Alevler ayın ışığının ihtişamını geride bırakıp geceyi aydınlatırken, Lucy ise bu alev çemberinden kurtulmanın yollarına odaklanmıştı, alevler ağacı ve elbette onu yakıp kül etmeden çıkması gerekiyordu buradan.
Foren’ın hesaba katmadığı bir şey vardı; vampirler ve onların sahip olduğu güçler. Alevler çevresini sarmıştı bir cehennem kesiti gibi fakat gökyüzüne kadar ulaşmamışlardı, biraz daha oyalanırsa bu fırsatı da kaçıracaktı bu yüzden oturduğu dalın üzerinden kalkarak ağacın üst dallarına doğru tırmanmaya başladı, sanki o çıktıkça alevlerde peşi sıra yükseliyorlardı. En tepedeki dala ulaştığında alevlere karşı bir sıfır önde gibiydi durumu, kendini yüreklendirmek açısından şarkı mırıldanıyordu, Foren’in duyamayacağı kadar uzak mesafede olmasına rağmen hala onu umursamıyormuş gibi davranmaya devam ediyordu. Foren ona ‘şah’ demişti fakat Lucy’nin ‘mat’ olmaya hiç de niyeti yoktu, alevlerin daha fazla yükselmesine zaman tanımadan bulunduğu ağacın karşısındaki ağaca doğru hamlede bulundu. Aceleden hızını ve gideceği noktayı tam olarak belirleyememişti, hızla çarptığı ayağı acı içinde inlemesine sebep oldu. Diğer ağaca vardığında alevler üzerinde bulunduğu öteki ağacı yakmaya başlamışlardı bile. Üzüntüyle boynunu büktü ve onaylamadığını belirten sesler çıkarara k “ Yazık oldu Foren, iyi büyücüler dünyaya zarar vermez.” kahkahası geceyi doldururken düşmanına yarasını göstermeye niyeti yoktu. Saklanmak veya kaçmak da değildi niyeti.

Acısını umursamadan ağaçtan yere atladı ve Foren’ın karşısına dikildi, “Canımı alamayacaksın pis büyücü!” sesindeki öfke her bir harfin üzerine iğnelenmiş biçimde açığa çıkmıştı. Gülümsedi ve Foren’e doğru koşmaya başladı, her şey o kadar çabuk olmuştu ki Foren’ın yakasını tutup onu fırlatmak istemesine karşın ikisi yalnızca yer değiştirmişlerdi. “ Büyücüler eskiden bu kadar çevik değildi, yoksa sende mi bizdensin Foren?” bu durum Lucy’in hiç hoşuna gitmemişti, düşmanı beklediği kadar güçsüz değildi. Bacağındaki yara ile kendisi de beklediği kadar güçlü değildi. Bu savaşının sonunun nereye gideceğini artık kestiremiyordu. Yaklaşmakta olan gün doğumu da Lucy’iyi düşmanına karşı bire sıfır yenik durumda bırakıyordu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Foren Alator

avatar

Mesaj Sayısı : 356
Kan Durumu : Melez
Rp Partneri : yok

MesajKonu: Geri: Vampires will never hurt you (!)   Perş. Mart 22, 2012 8:40 pm

İyi büyücüler! Aklına takılan bu cümleyle birlikte kabaran öfkesi yansıttı gücünü asasına. Alevler artarken o dönmeye devam etti. Kasları yorulmak nedir bilmiyordu; ama farkındaydı ki büyüsünün gücü azalıyordu yavaş yavaş. İşini çabucak bitirmesi gerekiyordu artık. Gazabı düşmanını aşıp bünyesini tüketmeden yok etmeliydi onu. Sonra önüne geçen düşmanına kötücül gözlerle baktı. Üzerine doğru geldiğinde hareket etmeden önce tek bir kişiyi düşündü Julia! Sevgisine layık olabilmiş tek kişinin yüzü gözleri önündeyken hulyalı bir ifade kapladı suratını. Ölmeyi dilerken aklındaki ses hala mücadele etmesini söylüyordu. Ama niye? Neden hala devam ediyordu ki? Birazdan o şeytan vücudunu paramparça edecek ve her şey bitecek. Belki de acısız olacaktı. Sonsuzluğa göçtüğünde tüm ızdırabının biteceğini düşünerek tüm kaslarının boşalmış olduğunu hissetti. Fakat her şey düşündüğü kadar olmadı. Zihnini içinde yankılanan tanıdık ses tüm reflekslerini ele geç[/color] irdiğinde aniden kenara sıçradı. Kimdi o? Bu arada geceye salınan ses duymak isteyebileceği bir tınıya sahip değildi. yüreğinde pompalanan tüm güç yaktı kavurdu damarlarını kaynattı kanını. [color=green] “ Sizin gibi olmak isteyebileceğim son şey. “ Hışımla arkasına dönen büyücü Dragonat’ı doğrulttu hedefine. “ Sectumsempra! “ Büyü vampire çarptığı metrelerce geriye uçan yaratık güneşin doğuşuna tanık olmak üzereydi. Fakat her şey o kadar çabuk gelişti ki kovaladığı yaratığın ortadan kaybolduğunu anlamamıştı bile. Yakınlardaki evlere girmediğini anlamıştı, peki nereye gitmişti? “ Lanet olsun! “ Büyünün etkisinin de geçmiş olduğunu fark ettiğinde bir küfür daha savurdu. “ Belki başka sefere. “


Rp Sonu
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Vampires will never hurt you (!)
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Şehirler :: Roma-
Buraya geçin: