AnasayfaSSSKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Dırdırcıİki.

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Amelia Klohse
Dırdırcı Editörü
Dırdırcı Editörü
avatar

Mesaj Sayısı : 86
Kan Durumu : melez
Rp Partneri : stefan
Yaş : 23

MesajKonu: Dırdırcıİki.   Çarş. Tem. 11, 2012 8:33 am



Dırdırcı'nın ikinci sayısı çıktı!



Posta Kutusu

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://whisperofthemagic.yetkin-forum.com/t1743-klohse-amelia#62
Amelia Klohse
Dırdırcı Editörü
Dırdırcı Editörü
avatar

Mesaj Sayısı : 86
Kan Durumu : melez
Rp Partneri : stefan
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: Dırdırcıİki.   Çarş. Tem. 11, 2012 8:36 am

TESTRALKULAK HASTALIĞI

Testralkulak hastalığına, her ne kadar eskisi kadar sık olmasa da günümüzde rastlanabilir. Kulağı olan ve yaşayan tüm yaratıklarda görülebilir. Söz ettiğimiz hastalık, kulakların fareler tarafından kemirilmesi değil elbette. Testralkulak hastalığına yakalananların kulakları, 2-4 hafta arası bir süre boyunca testrallerin kulaklarına dönüşür ve ölümü görmemiş kişiler tarafından görülemez. Fakat hastalığa yakalanan kişi aynaya baktığında, kendi kulaklarının testrallerin kulağına değiştiğini görebilir. Testralkulak hastalarının, bu süreç içerisinde asla kulaklarından utanıp bere takmamaları, serçe parmaklarını burunlarına sokmamaları ve yürürken ağırlıklarını topuklarına vermemeleri gerekmektedir. Ayrıca içtikleri ateşviskisine ahududu atmaları da önerilmez.

Tedavisi için herhangi bir krem ya da iksir yoktur. Öylece oturup geçmesi beklenmeli ve yukarıda bahsettiğim şeyler yapılmamalıdır. Amuda kalkmış vaziyette dondurma yiyenlerde testralkulaklık riski daha çok olmakla beraber, her amuda kalkmış vaziyette dondurma yiyen testralkulak olacak diye bir kaide de yoktur. Geçen sayımızda söz ettiğimiz gibi, kötü şansı kovma amaçlı kullanılan Lowekron İksiri'nin ayda bir kezden daha sık kullanılması da bu deformasyona yol açmaktadır. Ayrıca çıkmaz ayın son salısı sıcak suyla duş alanların, iki gün sonra aynı saatte testralkulak oldukları da kanıtlanmıştır.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://whisperofthemagic.yetkin-forum.com/t1743-klohse-amelia#62
Amelia Klohse
Dırdırcı Editörü
Dırdırcı Editörü
avatar

Mesaj Sayısı : 86
Kan Durumu : melez
Rp Partneri : stefan
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: Dırdırcıİki.   Çarş. Tem. 11, 2012 8:40 am

MUGGLE İCADI: RENDE


Oldukça karmaşık bir mekanizması olan, muggleların yemek yaparken kullandıkları, tuhaf, tehlikeli, bir o kadar da ilginç bir icat: rende! Yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz üzere çeşitli renkleri bulunan bu aleti hayatımda ilk kez, bir muggle olan anneannemin evine gittiğimde görmüştüm. O zaman dikkatimi fazla çekmemiş olan bu alet geçenlerde uyandığımda birden gözümün önüne geldi ve anneannemi arayıp bana en yakın zamanda rendesini ödünç vermesini istedim. Ertesi gün elime geçtiğinde kırmızı koltuğumuza oturdum ve dikkatli bir şekilde parçalarına ayırdım, tek tek her milimetrekaresini en kullanışlı olacak şekilde büyüleyerek geliştirdim ve tekrar aynı dikkatle birleştirdim.

Özel tasarımım olan bu rendeyi, anahtarı birkaç saniyeyle kaçırdığınızda onu rendeleyerek aktif hale getirmek için kullanabilir, ya da sırtınız ağrıdığında masaj yaptırabilirsiniz. Yalnız uyarmam gerek, anahtarın işlevini yitirmesinin üzerinden on saniyeden fazla geçtiği takdirde kullanmayı denerseniz bir hafta boyunca doymak bilmeden yemek yemenize yol açıyor, dolayısıyla kilo yapıyor. Ayrıca aktif hale geçer geçmez anahtarı kullanmanız gerekmekte, yoksa tekrar kaçırabilirsiniz ve ikinci kez aynı anahtarı rendelediğinizde doğacak sonuçları burada paylaşmam halinde geceleri uyurken yatağım aniden kocaman bir kirpiye dönüşebilir ve ben buna katlanamam.

Siparişleriniz için, Dırdırcı Posta Kutusu!

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://whisperofthemagic.yetkin-forum.com/t1743-klohse-amelia#62
Stefan Klohse
Dırdırcı Editörü
Dırdırcı Editörü
avatar

Mesaj Sayısı : 6
Kan Durumu : Melez
Yaş : 27

MesajKonu: Geri: Dırdırcıİki.   Çarş. Tem. 11, 2012 9:09 am

NIMUEL YERCÜCELERİ

Tyran nehrinden bir pazar sabahının gün doğumunda yol alıyordum. Karaçam ormanından geçip aydınlık vadide semender kıvılcımı adındaki ender bulunan çiçeği arayacaktım. Ormana girdiğimde hava kararmış sanki bir anda gece olmuştu. Meşale yakıp yoluma uzun bir süre devam ettim. Bir göl kenarında matarama su doldururken 25 adım ileriden gelen konuşmalar duydum.

Konuşmalardan bir şey anlayamıyordum. Duyuyordum fakat farklı bir dilde konuşuyorlardı. Sesin geldiği yöne doğru sürünerek ilerledim. Çalıların arasından bakmaya başlamıştım. Gördüğüm şeyi daha önce hiçbir kaynak kitapta görmemiş, tanımamıştım. 5 adet yer cücesi aralarında konuşuyordu. Yaklaşık 50 cm boylarındaydılar. Saçlarının her teli farklı bir renkti ve parlıyordu. Tek bir göz ve 3 tane parmakları vardı. Ayakları çok kısaydı ve ayak parmakları yoktu.

Daha yakından izlemek için biraz daha sürünürken koluma sarmaşık takıldı. Sarmaşığı çekiştirirken beni fark etmişlerdi. Olduğum yerden ayağa kalkıp sarmaşıktan kurtulduğumda bana bakan gözlerle karşılaştım. Daha sonra sevinç çığlıkları atarak yanıma geldiler paçamdan tutup çekiştirmeye başladıklar. Eğilerek boy seviyelerine yetiştim. En kısa olan 3. parmaklarını serçe parmağıma taktı ve yerde halay çekmeye başladık. Oynaya zıplaya ilerledik ve iki kaya arasında anıt gibi bir şeyin önünde durduk. Bu anıtın önüne geldiğimizde cüceler anıtın önünde durup kayaların arkasından çıkardıkları lolipopu anıta sürmeye başladılar ve bir aydınlanmayla karşıma minik evlerden yapılmış minyatür bir şehir çıktı. Akşam kamp ateşinde halay eşliğinde kulak kiri tadında marşmelov yedik. Ben evlerine sığmadığımdan şehir meydanında uyudum. Sabah uyandığımda tüm halkın meraklı gözlerle beni izlediğini gördüm.

Uyandığımda sevinç çığlıkları atarak doğrulmama yardım ettiler. Yoluma devam edebilmek için bana yetecek kadar kulak kiri tadında marşmelov hazırlamışlardı. Köyden çıkarken beni selamlamak için amuda kalkarak ayaklarını sallayıp hoşçakal anlamında “holilopamolipo” diyolardı. Ormandan çıkıp aydınlık yemyeşil geniş vadiye geldiğimde gözüm kamaşmıştı. Yolculuk anılarımın geri kalanını ve keşiflerimi derginin ilerleyen sayılarında sizlerle paylaşaya devam edeceğim.
Lumosunuz parlak olsun!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Stefan Klohse
Dırdırcı Editörü
Dırdırcı Editörü
avatar

Mesaj Sayısı : 6
Kan Durumu : Melez
Yaş : 27

MesajKonu: Geri: Dırdırcıİki.   Çarş. Tem. 11, 2012 9:19 am

PRAMUS ORMANI'NDAKİ BÜYÜK MAĞRANIN GİZEMİ



Öğrencilik yıllarımda Sihirli Yaratıkların Bakımı dersine giren Pr. Dinguanj bana araştırma ödevi için Pramus Orman’ındaki tek boynuzlu atların hasta olduklarında iyileşmeleri için yedikleri altın yapraklı yaban otundan bir tutam getirmemi söylemişti. O zamanlar keşif yapmak için hevesli olduğumda hemen kabul edip hazırlanıp yola koyuldum.

Pramus Orman’ına vardığımda ormanın içini aydınlatan sihirli bir kaynağın olduğunu fark ettim. Orman zeminine güneşin erişemiyordu, ormanın kendi içinde bulundurduğu bir ışıktı bu. Ormanın derinliklerine ilerlediğimde mavi yapraklı kalın gövdeli ağaçlara rastladım. Yaban otlarının, daha çok bataklık kenarlarına yakın olan bölgelerin kuzey kısmında sık rastlandığını biliyordum. Belki şansım yaver giderse altın yapraklı yaban otunu da bulabilirdim aralarında. Ormanın derinliklerine doğru inerken aniden boşlukta yankılanan bir ses duydum. Sesin geldiği yöne doğru birkaç mil ilerleyince karşıma dev bir ejderhanın ağzını andıran girişinde sarkıt ve dikitlerin olduğu bir kısmı yosun tutmuş bir mağaranın olduğunu gördüm. O an görevimi unutmuştum. İçimde tedirginlik ve korku yerine, beni mağaraya çeken bir merak vardı.

Mağaraya girdiğimde tuz kristalindeki sarkıtlara tutunan yarasalar başımın üstünde uçuşmaya başlamışlardı. O kadar çok yarasa vardı ki mağaranın çıkışını göremiyordum. Etrafımda yarasalar uçuşuyordu ve yönümü kaybetmiştim. Çıkış yoluna doğru koşmaya çalıştım fakat hiç farkında olmadan mağaranın derinlerine doğru koşmuşum. Hiç beklemediğim anda etrafım aydınlandı ve yarasalar beni bırakıp kaçışmaya başladı. Çıkışa geldiğimi zannetmiştim. Gözümü kamaştıran çok kuvvetli bir ışık vardı. Tekrar görmeye başladığımda, gökkuşağının da içeride olduğu kocaman bir kapalı alanda buldum kendimi. Etrafta birçok tek boynuzlu at ve yavruları vardı. İçerisi altından kaplama bir yer gibi sarı sarı parlıyordu. O an bir korktuğumu fark ettim. Atlar nereye kaçacağını bilemeden koşuşturuyorlardı. O koşuşturma içerisinde telaşa kapılıp yere eğilmiştim. 2-3 metrekarelik bir alan bomboş kalmıştı. Tam yerden kalkarken çok ilerde bir bahçenin olduğunu gördüm. Oraya doğru koşup baktığımda mağaranın tavanında sahte bir gökyüzü olduğunu yeni fark etmiştim. Elim, bulutlara değecek kadar uzanıyordu.

Bahçeye baktığımda altın yapraklı yaban otlarıyla dolu bir bahçe çıktı önüme. Birkaç tutam koparacakken bir anda şahlanan bir at gördüm. Tam tepemde dikilmiş şahlanmış bir vaziyette kalmıştı. Bana bakıyordu. Tepeme inecek sanmışken toynaklarını beline koyup iki ayağının üstünde hesap sorarcasına bana baktı ve “ buradan izin almadan yaban otu toplamaya nasıl cüret edersin?” dedi. O an çok şaşırmıştım. Benimle konuştuğunu ve o şekilde karşımda dikildiğini görünce gülmemek için kendimi zor tuttum. “ Ben farkında değildim,” diyerek özür dilercesine başımı öne eğmiştim. “Burası özgür tek boynuzlu atların tek hür alanıdır” dedi. Bana o yerin tarihini anlatırken bir kütüğün üstüne oturup toynaklarını dizinin üstüne koymuştu. Uzunca konuştuktan sonra diğer diyardaki boynuzlu atlara yardım için geldiğimi anlattım. Bu yüzden birkaç tutam altın yapraklı yaban otu toplamama izin vermişti. Daha fazla almam için ısrar ettiğinde tüm çantamı ağzına kadar tıka basa doldurup defalarca teşekkür ettim. Sonra bana mağara çıkışına kadar eşlik etti. Mağaradan çıktığımızda konuşmayı unutmuş gibi bakıyordu ve artık dört ayağının üstünde duruyordu. Okula vardığımda o sene tüm olanları Pr. Dinguanj ve yakın çevreme ne kadar anlattıysam da inandıramamıştım.

Gelecek sayıya kadar hoçça kalın. Lumosunuz parlak olsun !
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Amelia Klohse
Dırdırcı Editörü
Dırdırcı Editörü
avatar

Mesaj Sayısı : 86
Kan Durumu : melez
Rp Partneri : stefan
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: Dırdırcıİki.   Çarş. Tem. 11, 2012 9:41 am

Attila Qinghai'nin Köpeği Uzaylı mı?

Pek sevgili okuyucularım, haber başlığını posterimize yazarken köpeğin uzaylı olduğundan emindim, ancak karşılaştığım korkunç bir takım elbiseden dolayı bu haberi ne yazık ki sizlerle paylaşamayacağım. Köpeğin kuyruğuna teneke bağlayan Muggle çocuklarının başına gelen efsaneleri de anlatamayacağım. Yine de bu adamdan ve sürekli konuştuğu köpeğinden uzak durmanız ve özellikle de köpeğin kuyruğuna teneke bağlamamanız sizler için daha hayırlı olur derim.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://whisperofthemagic.yetkin-forum.com/t1743-klohse-amelia#62
Amelia Klohse
Dırdırcı Editörü
Dırdırcı Editörü
avatar

Mesaj Sayısı : 86
Kan Durumu : melez
Rp Partneri : stefan
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: Dırdırcıİki.   Çarş. Tem. 11, 2012 9:41 am

DırdırcıÜç'e dek büyüyle kalın!

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://whisperofthemagic.yetkin-forum.com/t1743-klohse-amelia#62
 
Dırdırcıİki.
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Sihir Dünyası - İngiltere :: Sihir Basını :: Dırdırcı-
Buraya geçin: