AnasayfaSSSKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Lanetli bir anlaşma.

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Pade Kistler
Visientia
Visientia
avatar

Mesaj Sayısı : 875
Kan Durumu : Pure
Özel Yetenek : Telepati.

MesajKonu: Lanetli bir anlaşma.   Cuma Haz. 08, 2012 12:02 am


    Gökyüzünde İngiltere'ye has grimsi bulutlara rağmen birçok saattir hükmünü koruyan güneş batı ufkunda alçalmaya başlamıştı, ince ince damlalar halinde yağıyordu yağmur. Tanrı sanki Pade'i ıslatmayı değil de yalnızca sinirlerini bozmayı istiyordu genç visientianın, başarılı da oluyordu sanki. Kararlaştırılan saat gelmişti ve hatta birkaç dakika geçmişti bile, geciken insanları pek sevmezdi Pade fakat bu sefer onu bekleten kişi adının ardında birçok marifet ve övgü izi bırakmış bir cadıydı. Buraya gelmeden önce neler olduğunu düşündü, başından geçen şeyleri böyle tekrar tekrar yaşamak zihnini bir bıçak gibi biliyordu. Dün akşam başlamıştı her şey, birçok senedir haber almadığı bir aile dostu ondan yardım istemişti. Evden ayrılan kızının Londra'da olduğundan ve biricik babasından yardım almadan yaşamaya çalıştığından bahsetmişti, durumu Pade'e anlatmasının nedeni ise genç visientianın, kızına elinden geldiğince destek olmasını istemesiydi. Irkdaşlarına karşı her zaman duyarlı olmaya çalışan genç adam kızla buluşmuş, ona seçebileceği iki yol sunmuştu. Ya kendini toparlayana kadar benim yanımda yaşa, ya da sana kendi hayatını kurabileceğin şekilde destek olmama izin ver, nitekim küçük kızını kucağına alıp bu teklifleri reddetmişti kız-ya da kadın, herneyse. Böyle garip bir mesele için neden rahatsız edildiğini anlayamayan visientia, kendisiyle bağlantı kurup yardım isteyen dostuyla iletişime geçip vaktini boşa harcadığını söylemişti. Pade Kistler'ı tanıyan birçok birey gibi Andy-adamın adı buydu- de ona kendini bir şekilde affettirmesi gerektiğini anlamıştı ve Pade'in sürgünü bittikten sonra misyonunu anlattığı ender kişilerden biri olan bu adam, genç visientiaya nasıl kendini affettireceğini gayet iyi biliyordu. Bir vampirden bahsetmişti adam, tarihi eser denebilecek kadar yaşlı bir vampir ve Londra'nın göbeğinde yatıyor olduğunu söyledi bu vampirin. Zaptedilmesi için yedi büyücünün birleşmiş gücünün gerektiğini ve politikayla ilgilenmese de bu büyücülerden birinin arkadaşı olduğu için bu mühür işlemine karıştığını, fakat artık arkadaşının da, diğer altı büyücünün de öldüğünü söylemişti Andy. Büyücülerin bu tür mühürleri açmak için gerçekten okulda ya da başka birçok yerde öğretilmeyen tılsımlar öğrenmesi gerektiğini bir yerde okumuş olan Pade, adama mührü kırmak için ne yapması gerektiğini sormuştu. Bir visientianın bu işlemi gerçekleştiremeyeceğini ve Pade'e bir Lanet Kırıcı gerektiğini söyleyen Andy, böyle kişiler tanıyan birini tanıdığını ve adamla konuştuktan sonra Pade ile yeniden bağlantı kuracağını söylemişti. Bir saat kadar sonra ise yeniden zihni sohbeti başlatıp aldığı bilgileri aktarmıştı genç visientiaya, kadının adı Celestina'ydı ve profesyonel bir Lanet Kırıcıydı. Ertesi gün güneş batarken Londra'daki ünlü Saat Kulesi'nin önünde buluşacaklarını ve kadının geç kalmamasını söyleyen Pade, adama teşekkür edip buluşma öncesi gücünü tazelemek için İsviçre'deki binasına gidip güzel bir uyku çekmişti. İşte şimdi de buradaydı. Saat kulesinin tam önünde, gelip geçen herhangi bir muggle ya da büyücünün dikkatini çekmeyecek fakat Celestina'nın, onu tanımasına yardımcı olacak siyah kareli kahverengi gömleği ve eldivenli elinde bir şemsiye ile dikiliyordu.

    Kadını fark etmek pek zor olmamıştı, normal denemeyecek kadar ilgi çekici bir güzelliğe ve bu güzelliği pekiştiren bir özgüvene sahip görünüyordu. Pade konuşmaya başladı, kadın aralarındaki mesafeyi kapatıp şemsiyenin koruma mesafesine geldiğinde.
    “Merhaba Celestina, ben Pade. Şimdi Saat Kulesi'ne gireceğiz ama önce imperio lanetiyle bir muggleı bizi takip etmeye ikna etmeni istiyorum, lazım olacak çünkü. Bu işle ilgilendikten sonra şu kapıyı da açacaksın.”
    Sesi emir vermeye alışkın olduğunu belli eden bir tondaydı ve sözlerini bitirirken masumiyetle gülümsedi, Pade'in ne olduğunu bilmiyordu kadın ve şimdilik sırlarını dökmeye gerek duymuyordu genç visientia.

_________________
.


I have a mission, Wanna join?Click


Sürgündeyken:
 


En son Pade Kistler tarafından Perş. Haz. 28, 2012 3:54 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://whisperofthemagic.yetkin-forum.com/t1248-pade-kistler
Celestina Christel
Lanet Kırıcı
Lanet Kırıcı
avatar

Mesaj Sayısı : 92
Kan Durumu : Safkan

MesajKonu: Geri: Lanetli bir anlaşma.   Cuma Haz. 08, 2012 11:08 pm

    Gri binalarla dolu dar sokaktan gergin olduğu her halinden belli olan bir cadı yüzünde sinirli bir gülümsemeyle geniş bir meydana çıkarken gözleri hızla hareket ediyordu. Oldum olası Eduardo’yu düşüncelerine davet etmeden önce gerilirdi. Düşüncelerinize giren kişi çocukluğunuzdan beri her anınızda sizinle olmuş, her adımınızı izlemiş biri olsa bile savunmasız kalma düşüncesi insanı huzursuz etmeye yeter bir sebepti. Derin bir nefes alarak bağlantının sağlandığını hissettiğinde beyninde o garip his yerini bulmuştu. Her şey daha açıktı, gözlerini kapayarak tanımış olduğu ve tanıyabileceği söz konusu olan herkesten saklamak isteyeceği düşünceleri zihninden uzaklaştırırken nefesini tutmuştu. Bir süre gözleri istemsizce açılmış ve boşluğa dikilmiş, kendine tekrar gelebildiğinde ise eline iliştirilmiş kağıda kayıtsız gözlerle bakıyordu. Gitmesi gereken yerin başkaları tarafından şüpheli olduğu düşünülebilirdi. Onun içinse hedef belirledikleri toplumun belli bir gelecek vaat edebilecek potansiyele ulaşanlardan mı, yoksa arkasının boş çıkmasıyla giderek zayıflayan gruplardan mı olacağı merak konusuydu. Bu iş, herhangi birisi yerine ona verildiyse şu an ortadaki en önemli grubun onlar olacağı kesindi. Lanet kırıcı kimliği öne çıktığına göre durumları şu an onun için yeterince tehlikesiz olmalıydı. İnsanlar genelde kendi işini yücelterek belli bir egoya sahip olurdu. Onun için işi, Gringotts’da çalışan birinin yüzyıllar öncesinde, büyücülük tek tük belli birkaç insanın sivrilebildiği zamanlarda iki kelime söylemekle altınlarını koruduğunu güya sandığı eski tüccarların basit bir sandığa yerleştirdiği laneti bozmasından daha öteye gitmişti. Belki bir madalyon, belki bir yüzük, belki bir geçit… Yanlış attığı bir adım vücudunun bir bölümüne ya da hayatına mal olabilirdi, oysa o işini dalga geçmek için kullanır olmuştu. Ona ihtiyacı olan bir kişinin güvenini kazanabilmeyi, hiç olmadığı kadar kolaylaştırıyordu. Şikayet ettiğinden değil, ancak bazen hayatındaki sıkışmışlık ve aynı döngü, onu her şeyi değiştirmeye itiyordu. Her seferinde bunun sonuçlarını düşünmeyi akıl ettiğinde ise vazgeçiyordu. Düşüncelerinin daha fazla dağılıp Eduardo ile bağlantısına zarar verme olasılığı ve zamanın geldiğini farkına vardığında ani bir şekilde amacına yönelmişti. Hareketlerinin hızlılığı gören bir şeylere geç kaldığını düşünebilirdi. Belki de büyücü olmanın en büyük avantajlarından birini, cisimlenmeyi kullanarak Saat Kulesine ulaştığında gözleri kabalığı taradı.

    “Merhaba Celestina, ben Pade. Şimdi Saat Kulesi'ne gireceğiz ama önce imperio lanetiyle bir muggleı bizi takip etmeye ikna etmeni istiyorum, lazım olacak çünkü. Bu işle ilgilendikten sonra şu kapıyı da açacaksın.” Sorgu sualsiz karşısındaki genç adamın istediğini sessiz büyülerle genç bir muggle kadının üzerinde yerine getirirken sempatik bir şekilde gülümsedi. Soru sormasına gerek yoktu, itaatkar bir tavırla öne geçerek kapıya yönelirken zihninde Eduardo’nun varlığını hissediyordu. Sakin yapısının altında hem durum raporu veriyor, hem de Pade’in ne istediğine dair şüphesini iletirken eli asasına gitti. “Alohomora” Sonuna kadar açılmış kapıdan içeri girmeye tereddüt ederken gözlerinde belli belirsiz bir soru işareti vardı. İşiyle ilgili heyecan duyduğu tek kısım burasıydı, ondan ne isteneceğini hep merak ve kuşkuyla karşılasa da, daha sonra eski duyarsız davranışlarına geri dönerdi.


En son Celestina Christel tarafından Çarş. Haz. 27, 2012 9:02 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Pade Kistler
Visientia
Visientia
avatar

Mesaj Sayısı : 875
Kan Durumu : Pure
Özel Yetenek : Telepati.

MesajKonu: Geri: Lanetli bir anlaşma.   Paz Haz. 10, 2012 12:06 am

    Şemsiyesinin altında yavaşça şiddetini arttırmaya başlayan yağmurdan korunan Pade, Celestina'nın peşine bir muggle takıp kapıyı açmasını izledi. Büyücülerin yöntemleri visientiaya her zaman kendi yöntemlerinden daha ilkel görünürdü, büyünün kelimelerini doğru telafuz et, asanı senden önceki binlerce büyücünün salladığı gibi ezbere salla ve hokus pokus. Düşünmeye ya da doğaçlama yapmaya gerek yok, sadece kanındaki büyücü genlerini kullan. Yine de büyücü dünyasına duyduğu nefretin kaynağı bu farklılıklar değildi, onun nefreti büyücü ve cadıları yöneten, onları koyunlar gibi güdüp vampirlere, kurtadamlara, sigiathinlere ve özellikle de visientialara ikinci sınıf insan muamelesi yapmaya itenlere yönelikti. Zaten değiştirmek istediği de bu dar kafalı yönetici sınıfıydı, düşüncelerini derinleştirmeden açılan kapıdan içeri girdi, girerken büyük ihtimalle ondan talimat bekleyen kadına onu takip etmesini işaret etti. Saat kulesinin içi rutubet yüzünden oluşan bol miktarda küfün ağır kokusuyla dolmuştu, eldivensiz elini cebinden beraberinde bir mendille çıkarıp burnuna tuttu. Böyle iğrenç kokan ortamlar için Salemli bir büyücüden satın aldığı bir mendildi bu, bez her koşulda güzel nergis ve yasemin kokuları yaymak için tılsımlanmıştı ve kirlenmesi imkansızdı, tabii bunlar satıcının garantileriydi. Saat kulesinin iç kısmı yukarı doğru dönerek yükselen bir merdivenle kaplanmıştı ve yeri tarif edilmemiş olsa muhtemelen merdivenin altındaki kapağı göremezdi visientia. Pek paslı görünmeyen bir asma kilit tarafından kapalı tutuluyordu kapak, kadının kapıdaki kilidi kolayca açtığı göz önüne alındığında bu işi de ona vermek mantıklı olabilirdi. Mantığın sesini dinlemeye dünden razı olan visientia kilidi işaret edip kadına gülümsedi, ne yapması gerektiğini anlamama ihtimaline karşı sessizliği bozup bir iki kelime konuşmaya karar verdi.

    “Şu kilidi de halleder misin canım? Bu arada şu andan itibaren tehlikeli ve muhtemelen daha önce girilmemiş bir mezarlığa gireceğiz, yolun sonuna kadar dayanabilirsek seni neden işe aldığımı göreceksin.”
    Çekici cadının az önce yaptığı alahobilmemneyi bir daha yapmasını beklemeye başladı genç visientia. Kapak açıldıktan sonra kadına kenara çekilmesini işaret edip açılan kapağın altında yukarı doğru dönerek çıkan merdivenin tam zıttı bir merdivenle karşılaştı, merdivenden inmek için kafasını biraz eğmesi gerekiyordu. Adımını atmadan önce vücudunun etrafına, onu fiziksel hasarlardan koruyacak olan bariyeri yerleştirmek için bir an hareketsiz kaldı ve konsantre oldu, hala burnuna tuttuğu tılsımlı mendilin yaydığı güzel kokular zihnini kullanmasını kolaylaştırıyordu. Bariyerin oluştuğunu belli eden garip hissi tanıyıp aşağıya inmeye başladı, yaklaşık üç düzine basamaktan indikten sonra zamanın ve yerin bu kadar altında başka ne varsa onun yıprattığı taşların tabanını kapladığı bir koridora ulaştı. Arkasında Celestina ve onun büyülenmiş kölesinin adım sesleri duyuluyordu, koridorun iki yanı dört kişinin yan yana yürüyebileceği kadar uzaktı birbirinden fakat ileriye doğru yaklaşık elli metre uzanıyordu ve neredeyse her beş adımda karşılıklı sonsuz bir nöbetteymiş gibi duran ikişer kapı vardı. Yine de Pade Kistler'ın içinde, bu kapılardan hiçbiriyle işi olmadığına dair bir his vardı. Koridorun sonundaki kapıydı sanki onu tek ilgilendiren ve o kapıya doğru hareketlendi, bu içgüdünün peşine düşüp. Kapıya yaklaştıkça üzerine oyulmuş olan rünleri daha iyi görebilmeye başladı, yaklaşın yirmi farklı rün oyulmuştu kapının üzerine ve her biri yerlerine cuk oturmuş gibiydi, sanki birinin üzerinde minik bir çizik açılması tüm bu kutsal varoluşu yaralayacakmış gibiydi. Kapıya nazikçe dokundu, bu karşısındaki esere duyduğu hayranlığın sebep olduğu bir tepkiydi. Kapıya değen eldivensiz eli vücudunu fiziksel darbelere karşı koruyan kalkan tarafından kaplanmıştı ama yine de kapıya oyulmuş rünlerden ikisi titreşip mavi-beyaz bir alevle yandı ve birkaç saniye sonra karardı, geriye kalan rünler hala aydınlıktı. Celestina ve peşindeki muggle, visientianın yanına vardığı an gerçekleşmişti bu ve tam o anda merdivenlerin girişindeki kapak kapandı ve koridorun başındaki karşılıklı iki kapı gürültüyle açıldı. Neler olduğunu anlayamayan Pade sesin kaynağına çevirdi bakışlarını, kapıların açılırken çıkardığı sesler kesildikten sonra kısa süren, gergin bir sessizlik oldu. Sessizlik o kadar derindi ki visientia yanında duran cadının kalp atışlarını bile duyabiliyordu, kadına çevirdiği bakışlar başlarına gelen şeyin ne olduğunu bilmediğini anlatmaya yeterliydi. Koridorun başındaki kapılardan eşzamanlı dışarı çıkan iki insanımsı silüet, birbirlerine denk hareketlerle suratlarını çevirdiler Pade ve Celestina'ya, ağızlarında bir dehşet ifadesi donup kalmıştı, çarpık dudaklarının arasından sarkan dişleri süt kırığı rengindeydi ve aksak adımlarla ilerliyorlardı üçlüye doğru. Muggle kadını bir kuvvet unsuru olarak saymaması gerektiğine karar veren Pade, Celestina'ya emir vermek için dudaklarını araladı.

    “Pek dost canlısı görünmüyorlar, kurtul onlardan.”
    Demek istemişti, yalnızca istemekle kalmıştı çünkü dudakları kıpırdasa da hiç ses çıkmamıştı ağzından. İçini sarmaya başlayan panik dalgası yavaş yavaş büyürken, derin nefesler alıp sakinleşmeye çalıştı. İç dünyasını disipline etmeye ayırdığı yıllar, kolay sakinleşebilmesine olanak sağlıyordu genç visientianın. Durum değerlendirmesi yapmaya karar verdi, büyücülerin büyülerini neden sesli yaptıklarını araştırmıştı zamanında, o zamandan topladığı veriler aklına üşüştü. Bir büyücü sessiz büyü yaparsa, büyünün şaşırma ihtimalini arttırırdı ve belki suratında bile patlayabilirdi karşıya yollamak istediği tılsım. Zaten bu yüzden sihirli kelimeleri icad etmişlerdi, kolay ve güvenli. Ama bunun bir dezavantajı, sessiz büyü yapmak için hiç gereksinim duymayan büyücü veya cadılar sessizlik büyüsünün etkisine girdiklerinde bir muggle kadar güçsüz kalırlardı. Gerçi Celestina'nın bu ezik kısmın içinde olmadığını tahmin ediyordu, çünkü Lanet Kırıcı olduğuna göre ortalamanın üzerinde özelliklere sahip olmalıydı. Kıza sesli emir veremeyeceği için telepati yeteneğini kullanmaya karar verdi, insanların sesini kesen, gözlerini kapatan, ellerini-ayaklarını uyuşturan büyülere tanık olmuştu fakat bir zihni felç etmek için insanı öldürmek gerekirdi, işte bu yüzden telepatinin başarılı olacağını biliyordu, kızın zihnine dokunup giriş izni istedi. Aynı zamanda Celestina'nın gözlerine bakarak rahat olmasını ve ona güvenmesini ister bir surat ifadesi takındı, kadının izniyle az önce söylemeye çalıştığı şeyleri zihni sohbet vasıtasıyla iletti ve üzerine sessizlik büyüsü ile ilgili tahminlerini ekledi, son olarak da eğer sonuçlarından emin değilse büyü yapmamasını ve geride kalmasını söyledi. Telepatik sohbetleri bittiğinde ağır adımlarla yürümeye devam eden iki şekil, koridorun yarısını katetmişti bile.

_________________
.


I have a mission, Wanna join?Click


Sürgündeyken:
 


En son Pade Kistler tarafından Perş. Haz. 28, 2012 3:53 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://whisperofthemagic.yetkin-forum.com/t1248-pade-kistler
Celestina Christel
Lanet Kırıcı
Lanet Kırıcı
avatar

Mesaj Sayısı : 92
Kan Durumu : Safkan

MesajKonu: Geri: Lanetli bir anlaşma.   Ptsi Haz. 11, 2012 1:03 am

    Sonsuza kadar gidiyormuş hissi veren koridorda Pade’in arkasında yürümeye devam ederken gözleri olabildiğince donuktu. Önünden geçtiği kapıları incelerken bir yanı durup her birine daha fazla vakit ayırabilmek, hangi kapının doğru kapı olabileceğini öğrenmek istiyordu; ancak karşısındaki visitentianın durmak bilmeksizin adımlarını sessiz bir şekilde takip etti. Her kapıdaki işleme farklı bir işçilik görmüştü. Bir an, kontrolün kendisinde olmadığının bilinciyle omuz silkerek müzede gezinen küçük bir kızcasına meraklı ve ilgi dolu gözlerle bu ilginç kapıları izlerken buldu kendini. Ara sıra görüş alanına giren muggle sinirini bozacak olsaydı da, önündeki adım sesleri aniden durduğunda buranın davranışlarına uygun olmayan bir yer olduğunu nihayet hatırlatabilmişti kendine. O ana kadar yaşadığı her an zaman ve mekan kavramları olmayan bir düzeneğin üzerinde ilerleyen küçük bir kaplumbağa yavrusu gibi hissettirmişti. Koridorun sonundaki kapıya yürümeye devam ederken nihayet genç adamın yanına geldiklerinde, Pade çoktan elini kapının yüzeyi ile temas ettirmişti. Dudaklarını birbirine bastırırken büyük bir gürültünün etkisiyle geriye doğru irkildi ister istemez. İçgüdüsel bir şekilde eli asasında koruyucu bir büyü söyleyecekken adeta boğazının düğümlendiğini fark ettiğinde yine zihninden kendiliğinden dökülmüş sözcükler bir engele takıldığında midesinin acıyla kıvrıldığını hissetti. Dehşetle cansız bedenler diye düşünür ve hiçbir büyü yapamazken Eduardo’yu zihninden aniden atamamasının etkisiyle ne sessiz büyüleri vardı, ne de mekandaki tılsım sayesinde sesini çıkartabiliyordu. Yutkunurken yanındaki adamın iki silüete odaklanmış profilini görüyordu. Korku ya da aşırı öfke… Aklının içersinden küçük bir ses her an cisimlenebilirim diye fısıldadığında dişlerini yanağına geçirdi. Kork, diye düşündü hiddetle kendi kendine. Yeterince korkmamış mıydı? Anın etkisi yeterince sarsıcı değil miydi? Eduardo benliğinin yerine geri çekildiğinde başka birinin zihnine yaklaştığını hissetmeden hemen önce, akıl oyunu oynayabilecek bir tuzağa girdiklerini düşünerek savunmasını kaldırmıştı. Damarlarındaki adrenalin ile Pade ile göz göze geldiğinde içinde sinirli bir gülüşünün giderek büyüyerek yankılandığını duydu. Beynine akan hızlı kan ile birlikte asla unutmayacağı simalara bir yenisi eklenmişti muhtemelen. Üzerine yerleşen eski soğukkanlılık ve bir saniye öncesindeki anın beynindeki açıklık etkisiyle düşüncesine sızan kelimeleri sabırla dinleyip ölü olduğunu düşündüğü yaratıklara yöneldi.

    Gözlerini üzerlerinde odaklayarak ilk ateşi gelişi güzel bir şekilde üzerlerine gelen bedenlerin sırtları ve kollarına isabet ettirirken aralarındaki kısa mesafeyi fark etti. Beklediği gibi üzerlerine gelen bu varlıklar hiçbir şeyin farkında değilmişçesine görünüyordu. Gözlerini, karşısındaki ilk bembeyaz gözlerin sahibine odaklarken hedefi belliydi. Beyin ve kontrol sistemine ulaştığı düşüncesine vardığında yaratığın yavaşça kavrulmaya başlamış saçlarıyla birlikte birkaç adım daha atmasını umursamayarak bakışlarını diğer gözlerin sahibine yöneltti. İşine başladığında hala görüş açısındaki çoktan yere serilmişken dikkatinin sahibi olan diğerinde daha rahat ve zamanını kullanmakta acele etmez bir tavırla yapılması gerekeni yaparken aynı zamanda vücudunun ısısının da giderek arttığını hissediyordu. Tüm bunları umursamayıp devam ettiğinde yalpalayarak duvara yaslanan bedenin hemen hemen aynı saniyesinde, tok bir sesle kafasından pıhtılaşmış kanın duvara sıçradığını gördüğünde kendini şaşkın hissederken yüzündeki her saniyeyi ifadesiz tutmaya özen gösterdi. Eline bulaşmış ılık sıvıyı giysisine silerken yüzünde keskin bir şüphe varken aniden arkasını dönüp yoldaş diyebileceği kişileri görmek için başını çevirdi. Bir şeyler söylemeye çalışsa da sadece ağzının hareket edebiliyor olup işlevsizliği içindeki derin bir yerde kırgın bir his getirse de, bu fazla uzun sürmemişti. Başka bir gürültüyle irkildiğinde bezgin bir yüz ve tetikte bir vücutla sesin kaynağına döndüğünde girişin başlarında yer alan bir kapının, üst kısmında yer alan renkli buğulu camların kırılmasıyla bulundukları yere uçuşan bir yarasa sürüsünü gördüğüne yüzünü buruşturdu. Yarasalar, zarar görmüş duvarların üzerinde oluşmuş oyuklarda yerlerini alırken hayvanların olabildiğince kendilerinden uzak fakat yine olabildiğince kan bulaşmış bölgelerde durdukları dikkatini çektiğinde tek bir kaşı istemsizce havaya kalktı. Bir süre oluşan sessizlik sonucunda, gözlerini daha çok Pade’de ve onun hareketlerini bekleme kararını uygularken gözleri yine kapıların üzerindekilerde geziyordu. Küçük bir ‘tık’ sesini duyana dek yanında getirdiği muggleın bir odayı açmak amacıyla arkasındaki kapıya yöneldiğini fark etmemişti. Bunu önlemek için çok geç olduğunda, ilk bir saniye içerisinde aklında muggleı odaya kapatmak ve bir sorundan kurtulmak varken, onlara lazım olacağı düşüncesiyle de bunu yapmayı mantıklı bulmamıştı. Visitentiaya takip etmemesini işaret edip odaya ilerledi. Yeterince yakınına geldiğinde kapıyı savurmak istemişti, ancak bunu büyüyle yapamaması onu şaşırtmayınca eliyle kapıya dokunduğu anda aralanan kapıya pek de nazik davranmayarak ayağıyla tekme attı. Birkaç saniye öncesinde Eduardo’nun zayıf bir şekilde tekrar zihnini aralamaya çalıştığını hissetmiş, ancak şimdi duygularının hakimiyetini kaybetmişken adamın çabalarına karşın tamamen ulaşılmaz olmuştu. Bundan dolayı o an için fazla endişelenmeyip zaman kaybetmemeyi de seçerek boş odaya yöneldi ve spiral bir şekilde döşenmiş taş döşemenin ortasında mugglea soru işaretli gözlerle bakıyordu. Orta yaşlı kadının ayağının giderek aşağıya doğru indiğini fark ettiğinde, kadının kolunu tutarak bir büyü yardımıyla geriye çektikten fazla süre geçmeden burnuna gelen kesin taze kan kokusuna karşı hazırlıksız yakalandığını hissetti. Bembeyaz olduğunu hissederken kadını sürükleyerek dışarı, tekrar koridora çıkardığında nefes nefeseydi. Yüzünü buruşturarak kopmuş olan ayağa bakarken, çıktıkları odanın kapısının hızla kapanmasının etkisiyle gelen soğuk havayı cildinde hissettiğinde ürperdi. Hiçbir zaman iyi bir şifacı olamamıştı ve muggleın kanının iksir ile dahi bile olsa sihirden uzak oluşu, ona fazla yardım da etmeyecekti. En azından işleri bitene kadar onları idare edebileceğini düşünerek kadının bacağına doğru odaklandığında yaptığı büyü, derinin büzülerek kendini kapanmasını sağlamıştı. Kadının bir süreliğine yerde durmasının en iyisi olacağını düşünürken hızlı adımlarla kendini diğer bölgelere göre nispeten daha kansız bir yere doğru yönelttiğinde, tekrar sakinleşmiş görünüyordu ve diğer odalar kaymış dikkati, bu sefer nefretle de karışmıştı. Mekanın neyi koruduğunu merak etmekten kendili alamıyordu.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Pade Kistler
Visientia
Visientia
avatar

Mesaj Sayısı : 875
Kan Durumu : Pure
Özel Yetenek : Telepati.

MesajKonu: Geri: Lanetli bir anlaşma.   Çarş. Haz. 13, 2012 10:55 pm

    İlk görüşte tamamen benzersiz ve anlamsız görünen rünleri biraz daha incelemek istiyordu genç visientia, koridorun garip zemininde ağır adımlarla ilerlemelerine rağmen onlara iyice yaklaşmış olan inferiler dikkatini dağıtmayı kesmediği sürece bu mümkün olmayacak gibiydi tabii. Kadının ses çıkarmadan yaptığı büyüler Pade'in tanıdığı birçok büyücünün bağırarak ve nefret kusarak yaptığı büyülerden daha güçsüz değildi. Alevlerin yaladığı çürümüş bedenler tünel şeklinde oyulmuş koridorun tavanına doğru kusuyorlardı tüm pis dumanlarını ve bu da ortamın kasvetini arttırıyordu. Sihirli mendilini burnuna daha sıkı bastıran Pade kadının iyi iş çıkardığına kanaat getirip muhtemel tehlikelerin yok edildiğini düşündü ve ardından sırtını döndüğü kapıya geri çevirdi ilgisini, bu sırada yakınındaki duvara sıçrayan kan ile irkilse de bu siyah ve enfeksiyon kırmızısı renkli kanın içlerinden birine ait olmayacağı barizdi. O yüzden yeniden arkasında uyandırmaya geldikleri vampirin yattığına inandığı kapıya döndü, karşılıklı iki rün yandığı sırada açılmıştı kapılar ve şimdi o iki kararmış şeklin pek de anlamsız görünmediğini fark etti, sanki birbirlerinin simetriği gibiydiler ve andırdıkları şey de az önce yanındaki cadının yok ettiği inferilere çok benziyordu. Şimdi iki kararmış rünün etrafındaki rünlere bakmaya başlamıştı, kanatları birbirine ters duran bir kuşu andıran şekil yanmaya başladığında şaşırdı genç visientia. Bu işaretin anlamını görmek için arkasında dönerken bir camın kırılma sesini duydu ve duvarlara ve tavana gelişigüzel konan yarasaları gördü. Yarasalar görünüşe göre etrafa saçılan kanlara üşüşmüşlerdi ve şimdilik onlar için bir tehlike oluşturmuyorlardı, yeniden kapıya ve üzerine işlenmiş rünlere döndüğünde bir şekil daha yanmaya başladı, mavi beyaz alevler bu sefer sanki vücudunun belden aşağı kısmı kesilmiş bir insanı andıran şekli kavuruyordu. Yeni tuzağı görmek için yeniden arkasını döndü ve yanlarında getirdikleri muggleın bir odaya girmekte olduğunu gördü, hızla ona yetişmek için hareketleneceği sırada Celestina, bu işi kendisinin halledebileceğini belirten bir el hareketi yapıp kadının peşinden içeri daldı. Bir süre sonra muggle ile birlikte dışarı çıkan cadı, ayakları kopan kadını yere bırakıp yüzeysel görünen bir şifa büyüsü yaptı. Kadının yeteneklerini takdir eden bir gülümseme oluştu Pade'in suratında.

    Kapıya yeniden dikkatini verip üzerindekulp ya da benzeri hiçbir şey olmayan bu engeli nasıl açacaklarını kestirmeye çalıştı, kapıya ilk dokunduğu an olanlar aklına geldiğinde bu bilmeceyi çözdü genç visientia. Kendine hakim olamayıp şaşkın bir şekilde dokunduğu ilk an, iki parmağı karşılıklı duran iki rüne temas etmişti ve Celestina inferileri yok ettiğinde etrafa sıçrayan kanlar kuş ve yarım insan şeklindeki diğer iki rünü aktifleştirmişti, bu tahmini sınamak için rasgele bir rüne dokundu. Kısa bir an sonra yanıp kararmaya başlayan rün, ardında mavi beyaz alevler ve bir kapının açılma sesini bıraktı. Yeni açılan kapıdan koridora doğru kumlar dolmaya başladı, koridorun tabanı sanki kaynağı sonsuzmuş gibi görünen bu kumlar ile yavaşça yükselirken önceden açılan kapıların kapanma sesi duyuldu. Kum seviyesi ayak bileklerine kadar geldiğinde son açılan oda da kapandı ve garip üçlü bu görünüşe göre hiçbir tehlikesi olmayan kumların içinden her an çıkabilecek bir şeylerin bekleyişiyle gergin bir sessizliğe gömüldü, gerçi sessizlik büyüsü nedeniyle konuşamazlardı. Pade kısa bir süre daha bekledikten sonra yeniden kapıya dönüp rünlerden birine dokundu, önceki seferlerde tekrarlanan seremoni bir kez daha gerçekleşti ve bir kapının açılma sesi duyuldu, koridorun duvarlarındaki yarasalar huzursuzca kanat çırpmaya başlayıp tünedikleri yerlerden havalandılar. Yeni gelene yol vermek ya da saygılarını göstermek ister gibiydiler, ki zaten Pade de bu hareketlerine hak verdi kapıdan çıkan yaratığı gördüğünde. Bir çift kızıl göz visientianın kırmızı hareli kahverengi gözlerine kilitlenmişti diğer iki çift ise muggleı ve Celestina'yı süzüyordu. Bu gözlerin her biri, geldikleri cehennemin ateşleriyle parıldıyor ve karşılarında duran üç ölümlüyü soğuk terler dökmeye zorluyorlardı. Pade bundan sonra dokunacağı rünleri iyice incelemeye karar verdi, çünkü yanıp kararmış sembol üç başlı bir köpeğe çok benziyordu. Neyse ki Saat Kulesi'nin bu pis ve tehlikeli kısmına inerken üzerine fiziksel darbeleri emen ve istediğinde geri yansıtabilen bariyerini yerleştirmişti, karşılarındaki cerberusu alt etmek için bu kalkanı son damlasına kadar kullanması gerekiyordu. Bir anlığına yanındaki cadıya da aynı korumayı bahşetmeyi düşündü fakat sonra kalkanın kullanımını açıklayacak zamanları olmadığını, ayrıca eğer kalkan cerberusun işini bitirmeye yetmezse savaşmaya devam etmek için gücünün kalanına ihtiyacı olacağını fark etti. İçleri ustura keskinliğinde dişlerle dolu üç çene ısırıp koparma arzusuyla yanıp tutuşarak kumlu zemini aşmaya başladığında Pade birkaç adım atıp-kumlar adımlarını zorlaştırıyordu- Celestina ile muggleın önüne geçti, böylece köpek ilk onunla yüzleşmek zorunda kalacaktı.

    Yanmış inferilerin koridora eklediği iğrenç kokuyla içeri dolan kumların anımsattığı çöl kokusu garip bir karışım oluşturmuştu, bu karışıma odaklanıp konsantre olan Pade yaratığa karşı kullanabileceği pek az güçten biri olan bariyerin dayanma noktasını belirlemeye yoğunlaşmıştı, o sırada alevlerle için için yanan gözleriyle cerberus ilk saldırısını yaptı. Çenelerden biri visientianın kaval kemiğine kenetlendi, ya da bariyer olmasaydı kenetlenecekti çünkü Pade'in bacağında en ufak bir yaralanma söz konusu değildi. Şaşkınlık ya da korku gibi duygulara sahip olmadığı bilinen hayvan en ufak bir tereddüt göstermeden bir kez daha ısırmaya çalıştı karşısındaki visientiayı, yine darbeyi emen kalkanın zihnine yolladığı uyarı işaretleri bunun gibi bir saldırıyı daha karşılayamayacağını haykırıyordu Pade'e. Kumların içinde ne kadar çevik olabileceğinden emin olamasa da üçüncü çene bacaklarından birine kilitlemeden hemen önce geriye doğru attı kendini, Celestina'nın sıcak nefesini duyabilecek kadar yakına düşmüştü ve o bir saniyelik zaman diliminde kadının acaba onu korumak için hayatını riske atmayı mı yoksa buradan cisimlenip toz olmayı mı düşündüğünü merak etti. Hayvan Pade'in geriye doğru bıraktığı bedene doğru zıpladı, kaslı ayakları kumlu zeminde bile neredeyse tavana kadar zıplayabilmesini sağlıyordu. Yerde sırt üstü, yenilmiş gibi yatan Pade eldivensiz elini yumruk yaptı ve yukarıdan üzerine doğru açık üç çeneyle inen şeytani yaratığın göğsüne, tam kalbinin bulunduğunu düşündüğü yere doğru savurdu sıkılı yumruğunu. Pade bariyerinin emdiği iki darbenin gücüyle kendi yumruğunun gücü-pek az bir etkiydi bu- yaratıkla temas ettiğinde ani bir rahatlama hissetti, çünkü bu gücü kullanmanın risklerinden biri emilen kuvvetin dışarı salınamaması halinde kullanıcınn bedeninde serbest kalması ve onu yok etmesiydi. Yaratığın cüssesi Pade'in üzerine yığılıp hareketsiz kalmıştı, yumruğu yaratığın içinden geçip dışarı çıkmış olan visientia şokta gibiydi ve eli hala sıkılı duruyordu. Birkaç saniye sonra hayvanı itip kaldırmaya çalıştı fakat tek eliyle bunu yapması imkansız gibiydi, ağırlığın altında gittikçe daha rahatsız olmaya başladığında Celestina'nın zihnine doğru uzandı ve kadının giriş izniyle telepatik bağlantıyı kurdu.
    “Biraz yardım rica edebilir miyim acaba?”

_________________
.


I have a mission, Wanna join?Click


Sürgündeyken:
 


En son Pade Kistler tarafından Perş. Haz. 28, 2012 3:53 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://whisperofthemagic.yetkin-forum.com/t1248-pade-kistler
Celestina Christel
Lanet Kırıcı
Lanet Kırıcı
avatar

Mesaj Sayısı : 92
Kan Durumu : Safkan

MesajKonu: Geri: Lanetli bir anlaşma.   Çarş. Haz. 20, 2012 4:32 am



    Gözlerinde bariz bir sıkıntıyla arkasındaki duvara sırtını yasladı, Celestina. Gözleriyle Pade’i takip ediyorken oldukça bezgin görünüyordu. Yüzünü buruştururken yaşayacağı adrenalinin bununla sınırlı kalmayacağını düşünerek daha fazlasını sonraya saklamada verdiği karar ile Visientianın yaptığı hareketleri izliyorken suratı amacı doğrultusunda ifadesizleşmişti. Genç adam parmaklarını büyülenmiş olduğu inkar edilemeyecek kapıda gezdirirken karşısındakinin hareketlerini anlamak konusunda hiçbir çabada bulunmuyor, zaten bir kişi olayı kavrıyor gibi gözükürken buna yeltenme gibi bir tavır sergilemesinin son derece gereksiz olduğunu düşünüyordu. Sanki hiç bitmeyecek gibiydi. Sıkıntıyla tüm bu uğraşın ne olduğunu bir kez daha düşündü. Para mı? Sanmıyordu. Adam, pekala bunu başka yollardan da edinebilirdi. Para konusunda deli olacaklar genelde daha basit şeylerle güçlenip daha fazla paraya ulaşma yolunda başkalarını kendileri için tutar, olayın en temelinde yer almamayı ve koltuklarında güvenli bir şekilde oturmayı tercih ederlerdi. Kuşkuyla gözlerini kısmışken düşünceleri adeta bir tenis topu gibi oradan oraya zıplıyor, keskin manevralarla yönünü değiştirirdi genelde. Ancak adamın hakkında yeterince bilgiye sahipti. En azından kendisinin burada olmasını sağlayacak kadar yeterli bir bilgiye. Tabii, hala yüzüne söylenmemiş şeylerin olduğunun da son derece farkındaydı. Kendisini kısıtlı bir şekilde bilgilendiren Eduardo’dan başkası olsa buradaki işi de çoktan bitmişti muhtemelen, o olmasa ettiği eforu sağlamaya takati bile olmazdı. Yine de elindekilerin onun için yeterli olduğunu düşünüyordu. İlgisini çeken detayları büyük ihtimalle üvey babası da bilemezdi. Zorlamaya gerek olmadığına karşı büyük bir inanç ve güven içerisindeydi. Aslına bakılırsa dikkatini çekmiş bu detayları zamanla kendisinin de öğrenebileceğini düşünüyordu. Gelecek, bulunduğu ve bulunacağı ortamlar içerisinde pek kesin değildi. Engeller ya da açılan yeni kapılar karşısında var olan planda istikrarlı davranacaklarını tahminleri arasında değildi. Kişi eksikliğinden dolayı da ona anlatılacak olan kısa süreli planlar daha önemli gibiydi. Pade’in çizdiği yol üzerindeki gayretinin sebebi ise, aynı yönelimde insanları toplarken mutlaka diğerlerini hareketlendirecek, aynı amaç doğrultusunda aynı yönelimi sağlayacak şeydi. Her türlü etrafta bulunduğu sürece daha fazla şey öğrenecekti zaten. Ekstradan bir iteleme yapmasına gerek yoktu, vaktin geçmesini sırasında hem ölmemeye hem de zarar görmemeye çalışsa yeterliydi ki; kendisine bir şey konusunda güvenmesi gerekirse o da buydu. Şüphe ettiği her şeyin üzerini aklından çizerken endişelenecek bir şeyin olmadığından emin ve bir seri katil kadar soğukkanlıydı.

    Bir kapının açılmasını duyduğunda kapıdan içeri girmeye kendini o kadar hazırlamıştı ki; sabırlı hatta neredeyse sıkılmış bir tavırla başını çevirdiğinde koridora dolan kumların görüntüsüyle afallaması, son derece normal bir insan davranışı olarak değerlendirilebilirdi. Sesle birlikte görünüşe göre kapının biyolojik şemasını çıkarma faslı bitmişti. Buna dışarıdan bir röntgen aleti getirme ihtiyacı duyulmadığı düşünüldüğünde başarılı da olmuştu. Kendi kendine bugün kaçıncı kez bu davranışta bulunduğunu asla bilemeyeceği şekilde gergin bir şekilde gülümserken başarı kavramını sorguladı. Kumların tavana kadar uzanıp nefes almalarını engelleyeceği söz konusuysa oksijen salımını yapamayacağı bir sonucun pek de başarılı olamazdı. Bileklerine kadar gelen kumla birlikte giderek alaycılaşan içsesini ne kadar seviyorsa, kumların betonlaşma ya da tabanın giderek onları bir bataklıkmışçasına içeriye çekebileceği ihtimalinden de o kadar nefret ediyordu. Kargaların yok olduğunu belirten kulağına gelmiş kanat seslerine odağını çeviremeyecek kadar bakışlarıyla etrafı taramakla meşguldü. Uzun zamandır nefes alıp verişleri ve yürüyüşleri dışında hiçbir şey duymadıkları var sayılırsa, tekrar konuşabildiğinde düşüncelerini dışarıdan ifşa etme ya da sesini kaybetmesi olasılığı aklından geçti. Ses telleri büyük ihtimalle kısılacaktı ve mekandaki büyü ortadan kalkmış olsa büyük ihtimalle şu anda ağzından bir ciyaklama sesi kaçardı. Eskiden kırmızıdan hoşlanmamasını, hayatının bir dönemini adeta bahsi geçen renge boyayarak ve dolabını baştan aşağıya değiştirerek atlatmıştı. Karşısındaki gözlerin buradan çıktıklarında nefretini tekrar hayatına sokup sokmayacağını merak etti ister istemez. Eğer bu gerçekleşirse, giyim tarzı ne yaparsa yapsın metal müzik anlayışını andıracaktı. Karşılaştığı kan miktarına bakılırsa terapiye yavaş yavaş başlamışlardı sanki. Artık neredeyse en favorisi olmuş kırmızı, bu loş ortamdaki öne çıkar yapısıyla onu rahatsız eder gibi mi olmuştu, yoksa sadece psikolojik olarak bulunduğu ortamlar dahil olmak üzere hayatının her bir elemanından kurtulmak isteği miydi bu? Emin olduğu söylenemezdi. Saniyeler içinde kendini soyutlamış olduğunun farkındaydı. Bu hem panik yapmadan her zaman tetikte olmasında, hem de her gün karşılaşılmayacak şeyler karşısında sakin tavrını korumasında yardımcı oluyor olmalıydı. En azından bu şekilde düşünerek, bünyesindeki hiçbir özelliği değiştirmeye yaklaşmamayı seviyordu. Ceberus ile nasıl mücadele edeceğini kararlaştırır ve bunun uzun süreli olacağını düşünürken Pade öne atılmıştı. Kendisini süzmesinden pek de hoşnut olmadığı kafanın ilgisini çekerken kendisini az sonra farklı bir deneye şahit olacak Sihirli Yaratıkların Bakımı öğrencisi gibi hissetmişti. Daha önce birkaç Visientianın güçlerini kullandığını görmüştü tabii ki. Ancak bu günlük hayat içerisindeydi. Zindanvari bir yere uzanacak gibi görünen bir uzun koridorda böyle bir yaratığa karşı güçlerini kullandığını görmek başka bir şeydi. İnsanların sınırları her zaman için merak uyandırırdı.

    Geri durmayı düşünse de tedbirli bir şekilde arkasından yakın sayılabilecek bir mesafe tutmayı tercih etti. Binaya ilk giriş yaptıkları halinden çok daha rahat ve atılgan hissediyor sayılırdı. Büyü dünyasında şu an büyücüler baskınsa, zayıf noktaları mutlaka vardı. Üç kafalının aniden öne atılmasıyla, bu ayaklanmanın ayakları olmayan ya da topal bir liderle olacağının düşüncesiyle öne doğrulduğunda yaralanmamış bedenle karşılaştığında bir rahatlama hissetti. Hiçbir zaman diğer türleri derinlemesine araştırmamıştı ama bir çeşit savunma büyülerinin olması en doğal şeydi. Fazla zaman geçmeden Pade önüne düştüğünde, müdahale edip etmemesi hakkında daha karar veremeden yaratık üstüne düştüğü anda her şey yavaşlamış gibiydi. Visientiaların kullandığı türde eflatun renginde bir büyüyü gördüğünden şüphelense de, az sonra büyük ihtimalle şaşkınlıktan duraklamış olan Pade’in hala yaşıyor olduğuna bakılırsa en azından büyü kısmından emin olabilirdi. Çok geçmeden telepatik sinyali aldığında, Ceberus’u ilk önce havaya sabitledi. Daha sonra keskin bir şekilde elin geçmiş olduğu tüm cüsseye bakıldığında küçük sayılır alanı, ortadan ikiye ayırdığında memnuniyetsiz bir ifadeyle hatırı sayılır miktarda bir kanın Visientia’nın üzerine boşalmasını izledi. Dudakları büyük bir tiksinti ile gerilmişken tek gözüyle bakması sanki sadece görmek istediğini görmesini sağlayacakmış gibi yüzünü buruşturdu. Ölü cesedi gelişi güzel bir şekilde olabildiğince uzağa ittiğinde, karşısındaki yaptığı müdahele ile kana bulanmış kişiye tekrar ifadesiz bir şekilde yerden kaldırmak için uzatmak istediğinde daha fazla hareket edemediğini fark etti. Kan, bulunduğu yere gelmiş ve hareketsiz kalmasını sağlamıştı. Aynı durumda olan muggle içinse bir sorun yok gibiydi. Visientia için de aynı durum geçerli iken kaderine teslim olmuş bir şekilde yere kendisine izin verilebileceği kadar alanda oturdu.


En son Celestina Christel tarafından Cuma Haz. 22, 2012 8:04 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Pade Kistler
Visientia
Visientia
avatar

Mesaj Sayısı : 875
Kan Durumu : Pure
Özel Yetenek : Telepati.

MesajKonu: Geri: Lanetli bir anlaşma.   Cuma Haz. 22, 2012 7:50 pm

    Üzerindeki ağırlık hafiflemeye başlar başlamaz gelen rahatlama hissi, cadının ölü Cerberusu parçalayıp yaratığın pis kokan kanını Pade'in suratına ve vücudunun geri kalan bölümüne dökmesiyle azalıp tamamen yok oldu. Yine de üzerindeki baskıdan kurtulmasına yardımcı olduğu için bu pis şakayı mazur görecekti visientia, eldivenli elini iç cebine sokup yaratığa saldırmadan önce koyduğu yerden aldı sihirli mendilini ve suratındaki kanı sildi. Cerberusun lanetli kanı mendilin her zaman temiz kalmasını sağlayan büyüyü bozmuştu görünüşe göre çünkü kırmızı-siyah renk silinmiyordu mendilden. Uzun süre kendisine hizmet etmiş bu değerli eşyayı kenara atmak visientia için zor oldu, yine de muhtemel kazanç aklına gelince tereddüt etmedi ve kapıya doğru ilerleyip kararmış rünlere aldırmadan dokundu sanat harikası denebilecek engele. Kapı, üçlünün ayaklarının altındaki kumların titreşmesine neden olan bir sarsıntıyla birlikte açıldı ve aynı saniye Pade kafasını geriye doğru çevirdi. İçeriden yayılan neredeyse somut koku dizlerinin üzerine çöküp öksürmesine neden olmuştu, çürümüşlüğün ve daha birçok berbat şeyin kokusu birleşmiş, üçlünün etrafında asılı kalmıştı. Zihnini ne kadar zorlarsa zorlasın bu kokudan kurtulmanın bir yolunu bulamayan visientia kabullenmeye karar verdi bu durumu, zaten yapabileceği başka bir şey yoktu. Cesaret edebildiği kadar derin nefesler alarak alıştırdı kendini ve ardından Celestina'nın zihnine uzandı, genç cadının onayıyla dokunduğu zihne hitaben konuştu “İçeri giriyoruz, karşılaşacağın şey muhtemelen korkutucu bir deneyim olacak senin için ama kendine hakim olabileceğine inanıyorum.”

    Kopan ayaklarına rağmen garip bir yüz ifadesiyle etrafı izleyen muggleı kucağına alan Pade, sonuna kadar açılan kapıdan geçti. Üzerine koruyucu herhangi bir bariyer yerleştirmediği için bir anlığına adımlarına şüphe karıştı ama kibrinin zamanında müdahalesiyle yeniden kendine güvenen bir visientanın adımlarıyla ilerlemeye devam etti. Oda bir yeraltı mezarlığını andırıyordu ama içeride herhangi bir lahit yoktu ya da mezar taşı. Duvarlarda muhtemelen yıllardır yakılmamış ama hala yanabilirliğini koruyan meşaleler vardı, bir tanesini eldivenli eliyle duvardaki yerinden çekip alan Pade içeride patlayıcı herhangi bir gaz olmadığını umarak Celestina'ya döndü ve meşaleyi işaret etti kaşlarıyla. Kadın için muhtemelen basit bir büyü ile alev alan meşaleyi olabildiğince yukarı kaldıran visientia gördüğü manzara karşısında dehşete kapıldı, büyücülerle ne alakası olduğunu bilemediği bir beş uçlu yıldızın her bir ucuna ayrı bir tarafından sabitlenmiş biri yatıyordu yerde. Yıldızın çizgileri meşale ateşinin yaydığı kızıl ışığı yakalayıp garip bir kırmızıya çeviriyor ve o renkte parıldıyordu, bahsedilen vampirin bu olduğuna emin olan Pade az önce hissettiği dehşeti kenara attı. Çünkü en sevdiği hislerden biri olan beklentiyle dolup taşıyordu içi, kucağındaki muggleı meşaleyi aldığı duvara sırtını yaslayacağı şekilde yerleştirdi. Vampirin yıllardır bir şey içmediği büyülü kelepçelerin yere sabitlediği vücuttan anlaşılabiliyordu, neredeyse sadece kemiklerden oluşan bir yaratığı andırıyordu. Odaya girdiklerinde sessizlik büyüsünün etkisinden kurtulup kurtulmadıklarını denemeyi düşünmüştü ama heyecanı yüzünden unutmuştu bunu, şimdi yeniden aklına gelen bu düşünce ile konuşmayı denedi. “Ses! Ahaa, çok güzel. Sesimize kavuştuk yeniden, şimdi neden seni işe aldığımı anlamışsındır sanırım. Bu beyefendiyi prangalarından kurtarmanı istirham ediyorum senden. İşini bitirince haber verirsin, ben şu muggleın yanında dinleniyorum biraz.”

    Sesinde alaycılıktan eser yoktu, gayet ciddi bir edayla konuşmuştu ve sözlerini bitirdikten sonra kadını işini yapması için yalnız bırakıp duvardaki yerine geri koyduğu meşalenin altında oturan muggleın yanına oturup sırtını duvara dayadı. İç ceplerinden birinden çıkardığı çakı -herhangi bir şekilde visientiaya saplanmaması için kendi içine katlanabilen türdeydi- tek bir düğmeye sahip basit bir muggle işiydi, düğmeye basan visientia çıkan “tık” sesini duyup mutlu bir şekilde sırıttı. Vampir, gücünü bastıran prangaların kırıldığını anlasa bile muhtemelen hareket edemeyecek kadar zayıf bir durumdaydı ve muggleın bileğinde açacağı bir kesik ile kadının kanının bir bölümünü vampirin ağzına akıtmayı planlıyordu genç visientia. Böylece en azından ayağa kalkabilecek kadar güçlenebileceğini umuyordu bu muhtemel müttefikin.

_________________
.


I have a mission, Wanna join?Click


Sürgündeyken:
 


En son Pade Kistler tarafından Perş. Haz. 28, 2012 3:52 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://whisperofthemagic.yetkin-forum.com/t1248-pade-kistler
Celestina Christel
Lanet Kırıcı
Lanet Kırıcı
avatar

Mesaj Sayısı : 92
Kan Durumu : Safkan

MesajKonu: Geri: Lanetli bir anlaşma.   Perş. Haz. 28, 2012 6:44 am

    Kapıya doğru ilerleyen adımları dinlerken tedirgin hissediyordu. Sahiden de içeride ne olabileceğinin merak ile somurtmaktan başka bir şey yapmıyordu. Çatık kaşları, ifadesine garip bir hava eklemişti. Kokuyu kapının açılmasının sesinden daha önce duymuştu. İrkilerek suratını buruşturup elini burnunun önüne siper etse de pek işe yaradığı söylenemezdi. Elleri de kir ve kendi kanından olmayan lekeleriyle doluydu. Saydam sayılabilir tabakanın altından çizikleri görebiliyordu. Bu konuda yetenekleri kısıtlı olsa bile ufak tefek yaralanmaları geçirmek onu tatmin ederdi. En azından teninin güzel durmasını sağlayabiliyordu, zahmetsizce. Pade’i zihninde hissettiğinde gereksiz düşünceleri bırakması gerektiğine karar verdi. Normalde aklından milyonlarca fikir uçuşabilirdi, ancak neyle karşılaşacağından hem emin olmayıp hem de pek bundan hoşlanmayacağını düşündüğünden dolayı kısa kesmeyi tercih ederdi. Korku demişti. Lanetlerden korkmasını beklemiyor diye sanıyordu. Muhtemelen daha fazla yaratık gibi, lanetin kendisinden daha büyük bir sorun vardı. Resmi bir kuruma bağlı olmayıp bağımsız çalışan biri olarak genelde tek büyücü yeterli görülürdü ki; bu da onu çeşitli tehlikelere tanıdık kılıyordu. Rahatsızlık verme derecesinde tanıdıklık kazandırmış hem de, umduğundan daha fazla. Ancak adrenalin her zaman böyle bir şeydi. Ne kadar yakın temasa geçmiş bulunursa olsun, alışmamıştı. Böyle bir şeye alışmak da büyük bir aptallık olurdu zaten. Meşaleye alevlendirirken gardını indirmemesinin daha iyi bir şey olacağını düşünüyordu. Tamamen mantık çerçevesi içerisinde, ne fazla ne de az; sakinliğini devam ettirebilmesinin püf noktalarından biri sayılırdı. Tehlikeyi hissettiği zamanlarda beynini öne çıkarıp anı yaşamayı tercih ederdi. O sırada belki de adrenalinin de yardımıyla en küçük olasılığı bile görmeye çalışır, durduğu yeri de ona göre ayarlamayı seçerdi. Ah, mükemmel… Uçsuz bucaksız zihninde tek yankılanan şeydi bu pentagramı gördüğünde. Eski bir dostu gördüğünde oluşan hissin kaybolması zayıf düşmüş vampir vücudu dikkati çektiğinde fazla uzun sürmemişti. Gözleri muggle'a sabitlendiğinde her şey, çaba sarf etmesine gerek kalmadan yerine oturmuştu.

    Sesini zihninde değil de bu sefer kulaklarıyla işittiğini farkına vardığında şüpheyle neşeli görünen Pade’e çevirdi bakışlarını. Vampir, yaşlı birine benziyordu ve önemli olmalıydı. Visientianın vampirle daha önceden tanışık olup olmadığından şüpheliydi. Yerinde olsaydı, her şeyin sorunsuz olduğunu düşündüğünde ve ne planlıyorsa işlemesini engelleyecek bir şey olmayıp arkasını sonunda bir yere yasladığında tekrar heyecanlı bir şekilde konuşabilirdi. Karşısında duran ırk mensubunun garip olduğunu düşünerek hiçbir cevap vermeden vampire doğru ilerledi. Karşısında kirlenmiş saçlarından zor da olsa sarı rengi gözüküyordu. Sarışın adamın gerçekten iş birliği yapıp yapmayacağını merak ederken kayıtsız bir şekilde yıldıza ilerledi. Bilinci açık değildi, tutsaklığı görünenden daha fazlasına sahip olmalıydı. Kelepçeler basit olan kısmıydı. Her ihtimale karşı sadece tek kolundakini bırakmaya karar vermişti. Demir parçaları, karşı büyüyle ilk temas ettiğinde gerilip sıkılıyor fakat bu fazla sürmeden kendilerini yere bırakıp teslim oluyorlardı. Yerdeki işe yaramaz parçaları basit bir hamle ile arkaya atmak istedi. O sırada konuşabileceğini ve sözlü sihirlere başvurursa Eduardo ile bağlantı kurabileceği aklına gelse de, son haberleri “Şu an muhtemelen birkaç yüzyıllık ve ölesiye aç bir vampirin önündeyim.” şeklinde vermek isteyeceğinden emin değildi. Onun yerine sol elini yıldızın bir köşesine uzatıp çömelmeyi seçti. Uzun sayılabilecek bir süre sonrasında dudaklarından antik nordik ülkelerin kelimeleri dökülürken yine hatırı sayılır bir zaman harcadığında gözleri bir şimşek çakmasına şahit olmuşçasına açıldı. İmajda geçen avucundaki acı, birkaç saniye sonrasında sahiden gerçekleşirken gözlerini kısarak geriye çekildi. Kanından çalınan bir parça sayesinde parlak bir renk almış olan yıldıza düşman gözlerle bakarken öfkelenmişti. Renk solarak koyu kahverengini almıştı. Görünüşe göre büyülenmiş tılsım, etkisini geçirmiş ve başarısız olmuştu. Geriye çekilmeyi tercih ederken muggle ile birlikte oturan Pade’e yöneltti gözlerini. Kendine güvenir ve neredeyse ipeksi bir ses ve dikkatli bir tonla neredeyse yankılanmış sesinin kısılmamış olmasından memnundu.“Arkada tetikte olacağım. Ancak sadece o muggle'ın vampiri eski gücüne getirmesine yeteceğini sanmıyorum. Bence yeterince güvendeyiz. Beslendiğinde kalan kelepçeyi kendisi halledebilir.”
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Pade Kistler
Visientia
Visientia
avatar

Mesaj Sayısı : 875
Kan Durumu : Pure
Özel Yetenek : Telepati.

MesajKonu: Geri: Lanetli bir anlaşma.   Perş. Haz. 28, 2012 8:48 am

    Kadının söylediği kelimelerden ve yaptığı hareketlerden hiçbir şey anlamamasına rağmen dikkatle izledi onu, herhangi bir amacı yoktu, tek istediği oturduğu yerde rahatça dinlenirken ilgisini odaklayabileceği bir şey bulmaktı ve Celestina işini çok iyi yapıyordu. Kadını ilk gördüğü anı hatırlayan Pade, Saat Kulesi'nin aşağısındaki tünellerde ne kadar şey yaşadıklarını gördü onun suratında, giysilerinde ve teninde. İşini bitirdiğini belirten Celestina'ya mutlulukla sırıttı Pade, birazdan işleyecekleri cinayetin hiçbir önemi yoktu sanki. Hatta içinde bir yerlerde kurban edeceği kişinin bir muggle değil de bir büyücü olmasını arzu ediyordu. Kadını tekrar kucaklayıp ayağa kalktı ve pentagrama doğru yürümeye başladı, garip bir istek sonucu kadının saçlarını koklayan visientia küçük bir an için bu kadının da bir hayatı olduğunu ve az sonra o hayatı sonlandıracağını düşündü. Ardından hiçbir şey olmamış gibi devam etti adımlarını bir öncekinin önüne atmaya ve pentagramın merkezine ulaştı. Üzerindeki büyünün neredeyse tamamı kalkmış olan vampir dehşetengiz gözlerini açtı, Pade kendisinden yüzlerce yıl yaşlı olan bu adama saygı duyması gerektiğini biliyordu fakat kalbinin derinliklerinden kopup somut bir hal alan tek duygu acımaydı. Belki de kudreti göklere kadar uzanan bu vampiri bu acınası duruma sokan büyücülere bir kez daha nefret duydu, sadece büyüyü yapanlara değil emri verenlere de. Hatta özellikle emri verenlere. Adamın gözlerinin içine bakan Pade, bakışlarının kilitlendiğini gördü. İki sihirli yaratık, biri tek kolundan yere prangalanmış, diğeri ise kucağında bir muggle ile pentagramın ortasında duruyor. Garip bir sahne olduğu apaçık ortadaydı, yine de yaşadıkları dünya böyle garipliklere gülüp geçmeyi öğretmişti Pade'e. Kucağındaki muggleın bileğine sol elinde tuttuğu sustalı çakıyı sapladı genç visientia, kadının irkilmemesini görmek Celestina'nın imperioda ne kadar başarılı olduğunu anlamasına ve bundan sonra kadına daha çok dikkat etmeye karar vermesine neden oldu. Suratında mutlu bir ifadeyle muggle kadını vampirin önüne attı, bir köpeğe yemek atar gibi değil de vahşi ve tehlikeli bir hayvana dostluk için bir şeyler atar gibiydi. Ki bulundukları durum da ikinci örneğe daha uygundu, Vampir kanın hipnotize eden çekimine kapılmadan hemen önce konuştu Pade Kistler. Sesi karşısındaki yaratığa saygı duyduğunu, fakat gerekirse onun ölümü olacağını bildirir bir tınıdaydı.
    "Ey bir zamanlar belli ki çok güçlü olan kişi, buraya seni prangalarından ve esaretinden kurtarmak için geldim. Ben Pade Kistler, senin gibi bir yaratığım ve senin gibi, büyücülere nefret duyuyorum-Celestina'ya baktı ve ekledi- tabii benim yanımda yürümeyen büyücülere. Seni bu zindandan kurtarma amacımsa basit, birlikte seni ve senin gibi birçok yaratığı toplumdan dışlayan, ikinci sınıf insan muamelesi yapan bakanlığı çökertmek ve bu amaçta bana yardımcı olabileceğini düşünüyorum."
    Sözlerini bitirdikten sonra adama gülümsedi ve konuştuğu süre boyunca tepeden baktığını fark etti bu güçlü vampire ama geç fark etmişti ve yapabileceği bir şey yoktu. Her şeyi oluruna bırakıp gözlerini dört açtı ve tabii zihnini.

_________________
.


I have a mission, Wanna join?Click


Sürgündeyken:
 


En son Pade Kistler tarafından Perş. Haz. 28, 2012 3:51 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://whisperofthemagic.yetkin-forum.com/t1248-pade-kistler
Jozsef Pásztor
Vampir
Vampir
avatar

Mesaj Sayısı : 28
Kan Durumu : İçmekle ilgilenir
Rp Partneri : Marishka'ya aşık hala.
Yaş : 26

MesajKonu: Geri: Lanetli bir anlaşma.   Perş. Haz. 28, 2012 2:38 pm




    Karanlık… Derin sessiz karanlık. Ölüm müydü bu? Bir boşluk? Her şey boşluktan ibaretti demek. Kendisine doğru kalkan çeliğin parıltısını hatırlıyordu. Kesilen göğsünde duyduğu acıyı da öyle… Ama artık her şey sonsuzlukta yitilmişti. Tek bir hançer darbesi… Demek sonu böyle olacaktı. Hayatı elinden alınmıştı, sevdiği… Belki de asla kendisinin olmayan sevdiği. İsmin hiçliğe karışmasını izledi. Anıların yok oluşunu. Karanlık her şeyini yutmakta çok hevesliydi. Ama acıları? Onları niye orada tutuyordu? Onlar için niye bekliyordu? Yoksa cüppeli rahiplerin cehennem dediği yer burası mıydı? Cehennemin sıcak olduğunu sanardı ama burada üşüyordu. Rüzgarın bedenini yalayışını hissetti ayak uçlarından baldırlarına gövdesine ve yüzüne doğru su gibi ağır ağır akıyordu. Başına kadar ulaşan soğukluk bedenini terk ederken kendisinin de bedenden sıyrıldığını hissetti. İçinden kahkaha atmak geldi. Artık bedenini kuşatan azap veren o acı yoktu. Sonsuz bir boşluktaydı ve artık anılar bile silinip gidiyordu. Ta ki…

    1462 – Transilivanya Bölgesi Eski Kalelerden Biri. /Macaristan

    Boşluk birden silinmeye başlamıştı. Ruhu kayboluyordu ve bilinci yeniden bedenine doğru süzülüyordu. Acılarla dolu bedenine… Dudaklarından aşağıya çoktan soğumuş olan bedenine bir sıvının akışını hissetti. Hayatın suyu… Kandı bu. Daha önce birkaç kez sırf nasıl olduğunu bilmek için kan tatmıştı. İğrenç, yapış yapış demir gibi tadı olan sıvı şimdi iştahını kabartıyordu. İçine akan sıcaklığın tadına doyarken bedenindeki aciz döneminden kalma yaraların yok oluşunu hissetti. Ama kalbindeki yara… Ruhu kaybolurken acılarını miras bırakmıştı. Artık sadece acıdan ibaretti ve nefretten. Bütün bunların suçlusu ise… Kendisi olduğunu itiraf etmekte güçlük çekiyordu. “Kontum. Efendim! Sonunda uyandınız.” Bedenini doğrulttu. Gözlerini uyanışını sevinçle karşılayan adama çevirdi. İşte! Oydu. Evet, ölümsüz olmayı kendi istemişti ama bunu başaran oydu. Elini hızla uzatarak adamın boğazını yakaladı. Eli ne zaman kalkıp adamın boğazını yakalamış dışarıdan bakan birinin anlaması güçtü. Kollarının hatırladığından daha güçlü olduğunu fark etti. En az seksen kilo olan adamı kolayca havaya kaldırıvermişti. “Ne yaptın bana Frankie?” Sesi öfkeyle doluydu. Boğazındaki kavrayışını artırırken adamın çırpınmasını izledi. Adrenalin akan kanını hızlandırılan adamın kalp atışlarının hızlandığını kulaklarında duyabiliyordu. Hatta kanının kokusu bile burun deliklerinden içeriye doluyordu. Efsaneler doğruydu demek… Güç, hız ve hassasiyet… Ölümsüz olmuştu. Onlardan biri olmuştu. Kavrayışını biraz gevşediğinde titrek nefesler veren adam vakit kaybetmeden boğuk bir sesle konuşmaya başladı. “Ben… değil siz. Siz… efendim. Başardınız. Kan işe yaradı ve sizi bize gönderdi. Artık ölümsüzsünüz. Hayallerinizdeki sonsuz krallığı…” Adam sözlerini bitirmeden ellerini bırakıverdi. Külçe gibi beden yere düşerken acıyla inledi ve ayaklarına kapandı. Damarlarındaki akış hala hızlıydı. Öksüren adama bir tekme savurdu ve Frankie karşı duvarlara çarptı, inledi. Acıyla gözyaşları akıtan adamı elbisesinden tutup yeniden kaldırırken delice gülmeye başlamıştı. Kahkahası boğuk öksürükle son bulana kadar da devam etti. “Büyük bir marifet başardığını sanıyorsun değil mi? Ölümü yenen kont. Kurtulmuştum. Her şeyden tüm acılardan sıyrılmıştım ve beni uyandırdın. Seni aptal! Bunun için cezalandırılacaksın. ” Merdivenlerden aşağı sürüklediği adamı işkence için de kullandığı şarap mahzenindeki kelepçelere bağladı. Ardından mahzenin kapılarını ve pencerelerini teker teker kapadı. İşini bitirdiğinde mahzendeki esinti kaybolmuş içerideki hava kaybolmaya başlamıştı. Pencereler iri panjurlarla kapandığı için karanlık bir zindana dönüşmüştü içerisi. Normal bir insanın yürüyemeyeceği bir karanlıktı bu. Tıpkı az önce içinde olduğu o boşluk gibi ama tek fark artık kont normal bir insan değildi. Adamın sefil suratını tüm netliği ile görebiliyordu. Kulağına doğru eğilerek fısıldadı. Ardından parıldayan hançeri kaldırdı. Canını alan hançerdi bu ve nasıl olduğunu bilmediği bir şekilde yanındaydı. Hançeri adamın koltuk altlarına dayadı, ve hızlı bir kesik attı. Sonra karanlığın bir anlık ışıkla buluşmasına izin vererek oraya erimiş balmumunu akıttı. Sonra aynı işlemi diğer koltuk altına uygulayarak toplardamarlar üzerinden devam etti. Kanın akışını öyle net hissediyordu ki bunun için anatomi bilmesi gerekmiyordu. En son gövdesine bir yazı çizdi. Acı içinde haykırışların arasında “Merhamet! Mer…ha…met…” mırıldanışları karışıyordu. Ancak kont hayata öfkesini adamın üzerine kusmayı sürdürdü. En son balmumunu da sürdüğünde geri çekildi ve bekledi. Adamın havasızlıktan boğuluşunu izledi keyifle. Çırpınmaları son bulmak üzereyken karanlığı aydınlatan ateşi bir kere daha serbest bıraktı. Ateşin kendisine vereceği zararın farkında olarak geri çekildi ve izledi. Balmumları ateşten yolla açılmış ve yaralardan simsiyah kanlar boşalmıştı. Siyah kan şarap mahzenini ıslatırken adamın gözlerindeki ışık söndü. Göğsündeki yazı zümrüt rengi parladı.

    Karanlık,
    Hepiniz İçin Gelecek…


    1833 – Bugün Saat Kulesinin Bulunduğu Yer / İngiltere

    Bir tabutun içindeydi. Ancak tahtasını güçlü elleri kıramıyordu. Bir şey sanki garip büyülü bir kalkan onu engelliyordu. Bir anda dışarıda duyduğu gürültü ile dikkat kesildi. En az on sopanın ritmik vuruşuydu bu. Yükselen gürültü kulaklarında garip bir uğultuya sebep olurken koro halinde sesler çalındı kulaklarına. “TANRILARIN BUYRUĞUDUR!” Tanrılar? Bunlar rahip ya da psikopos değildi öyleyse. Peki, kendisini neden yakalamışlardı. Çok büyük bir güç tarafından bağlandığını görebiliyordu ama ne ya da kim olduklarını kavrayamıyordu. İçini öfke kapladığını hissetti. Buradan çıkmayı başardığında hepsine bedelini ödetecekti. Ritmik sesler bir süre daha devam ederken bir kaidenin üzerine yerleştirilişini hissetti. Ardından tabutun kapağı da çözülmüştü. Hızla doğrulmayı denese de muvaffak olamadı. Bu sırada kukuletalı slüetleri seçebildi. Tabutun hemen önünde pentagrama dizilmiş beş kişi ve bir de yanına yaklaşan kukuletalı silüet vardı. Slüet elini tutup kaldırdı ve sonra diğerini. Hızla damarlarını kesmeye başlamıştı. Bıçak canını yaksa da bunu hissetmez göründü. “Ne yapıyorsunuz bana? Dönüşme meraklısı şu aptallardan mısınız yoksa.” Ancak sözleri sessizlikçe cevaplandı. Bedenindeki lanetli kan boşalırken o hissin vücuduna dönüşünü hissetti. Grup bir kez daha tören asalarını yere vurdu. “Yaptıkların yüzünden sonsuz bir acı senin cezan. Bu durdurulmayacak. Ama sen durdurulacaksın. Şimdiki adınla Jozsef!” Kan bedeninden akana kadar haykırışı yere vuran sopaların gürültüsüne karıştı. Bir süre sonra ince büyücü asaları göründü. Her biri bir büyü mırıldanırken boğulduğunu hissetti. Bedeni hiç tatmadığı türden bir acıyla sarsıldı. Acı… Daha fazla acı. Ama onu hayatta bırakmışlardı.

    Bugün…

    Koku… O tanıdık rayihayı yine almıştı. Onlardan birinin kanıydı bu. Ama imkansızdı. Zaman kavramını artık yitirse de burada yüzyılları devirdiğini biliyordu. Üzerindeki dünya binbir değişim geçirirken o aşağıda düşünmüş, acı çekmiş ve yine düşünmüştü. Marishka’nın intiharını ellerinin arasında solan bedenini, ona duyduğu aşkı yaşatmaya çalıştığı kızların aynı harap oluşa sürüklenişini ve acısının intikamını yaşattığı dünyayı. Çingeneler, Yahudiler, dilenciler, askerler, masum halklar ve tabi asiller… Öldürdüğü onca bedenin silikleşmiş acısı büyünün etkisiyle zihninde tekrar tekrar uyanır olmuştu. Hayaller sanrılar içinde zaman akıp gitmişti ama diğer her şey aynı kalmıştı. Fakat koku… Bu yeniydi. Geliyorlardı. Uzun zaman sonra bir kez daha kıpırdanmayı denedi. Cezasını sonlandırmak için mi geliyorlardı? Belki de merhamet edip o karanlığa bırakırlardı tekrar. Ama hayır… Ruhu zaten orada yitirilmişti ve içinde olduğu kabuk oraya bile gidemeyecekti belki de. Huzur artık uzak bir hayaldi. Belki de Frankie gibi bir başka adam gelip onu diriltmeye çalışacaktı. Zaman sanki yavaş akmaya başlamıştı. Yaklaşmalarını beklerken sabırsızlığı arttı. Bu düşünce aklında sadece tek bir şeyi uyandırdı: İntikam. Nitekim dakikalar sonra yanına gelen adam da bunu söylemişti. Söyledikleri kafasını karıştırmıştı. Bakanlık… Kendisini buraya hapseden büyücüler miydi bakanlığı kuran? Dünyayı ele geçirmişler miydi ve bu adam kendisinin ne çeşit bir yaratık olduğunu düşünüyordu? İnsan gibi görünüyor, kanı insan gibi kokuyordu. Doğrulurken kendisini besleyen insanı kenara itti. Adama doğru yaklaşırken çenesi içtiği kanla parlıyordu. Gülmeye başladı. Yine delicesine… “Ben burada uyurken lanet büyücüleriniz ne haltlar karıştırdı hiçbir fikrim yok. Ama benim de onlardan alınacak bir hesabımın olduğu doğru.” Sesi yine bir tıslama gibi çıkmıştı. Normalde ikisi için bir azap düşünüyor olurdu ama sözlerinden ziyade adamın bakışlarındaki kararlılık ve hırs etkilemişti. Kendisine benzetmişti bir an. Bir zamanlar olduğu artık adını bile unuttuğu o konta. “Peki… Sana seninle çalışacağımı düşündürten nedir?”

_________________

Yasemin'e kocaman teşekkürler

Uyanış anım böyle mi olsa:
 


En son Jozsef Pásztor tarafından Cuma Haz. 29, 2012 11:29 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Pade Kistler
Visientia
Visientia
avatar

Mesaj Sayısı : 875
Kan Durumu : Pure
Özel Yetenek : Telepati.

MesajKonu: Geri: Lanetli bir anlaşma.   Perş. Haz. 28, 2012 3:45 pm

    Üzerine doğru yürüyen vampirin vahşet vaat eden gözlerinden bir an olsun ayırmadı kendi kırmızı hareli kahverengi gözlerini, kaçırılan bakışlar herhangi bir yüzyılda zayıflık ifadesiydi ve böyle bir ifade hem Pade'in hem de Celestina'nın sonu olabilirdi. Gerçi şu an ikisini de haklayacak kadar güçlenmiş olamazdı ama yine de tedbirli olmaktan zarar gelmezdi, konsantrasyonunu adamın delice gülüşünün bozmasına izin vermeyen visientia aralarındaki mesafe vampirin attığı her adımla azalırken kendi üzerine fiziksel darbeleri emebilen bariyerini yerleştirdi. Karşısındaki yaratığın bir veya iki darbesini engelleyebileceğinden emin olan Pade'in kendine güveni arttı ve adamın sözlerini başı dik bir biçimde dinledi, boyları neredeyse aynı görünmesine rağmen ve hatta vampirin şu an gerçekten çok zayıf görünmesine rağmen fiziksel güçleri arasında büyük bir fark olduğunu biliyordu visientia. Zaten bu yüzden bu yaratığı kendi saflarında istiyordu, belki boyunduruğu altına alamayacağı kadar "dişli" biri olabilirdi ama mantığın yollarında yürüyen visientia ortak bir nefretin birçok farklı yapıda insanı birleştirdiğini biliyordu. Bu yoldan gitmeye karar verdi, adamın kaç yıldır yer altında olduğunu bilmiyordu belki fakat bu süre zarfında az çok neler hissettiğini tahmin ediyordu ve kurtulduğu zaman kimlerden intikam alması gerektiğini ona Pade söyleyecekti.
    "Tabii ki ortak yanlarımız, sen ve ben bu çarpık dünyada asla kabul edilmeyecek iki yaratığız. Ne kadar uğraşırsan uğraş bir gün yeniden böyle bir çürümüşlüğe geri sokacaklar seni, çünkü hiçbir vampir büyücüler saltanat sürdüğü müddetçe özgür olamaz. Onların bizi sakat bir kol gibi kesip atmasına izin veremeyiz, hepsi yok edilmeli! Senin, benim katil olduğumuzu söyleyen, ima eden, hatta düşünen tüm büyücüler bedelini ödemeli. Hepsi suçlu. İnkar etmek istesem de her birimiz tek başımızayken güçsüzüz, çünkü büyücüler bir olmuşlar ve kudretleri her birimizi karınca gibi ezecek kadar büyük. Onları bölüp yok etmeliyiz ama bundan önce bizim birleşip güçlenmemiz gerek."


    Adamın yıllarca tek başına önüne geleni öldürüp yine de hayatta kaldığını hatırlayan Pade, karşısındaki vampire empati kurdu. Omuzları geniş, insan gibi görünen biri gelip güçlerini birleştirmekten bahsediyordu muhtemelen ona göre ve aslında lafların arkasında yatan amacı vampirin gücünü kendi çıkarları için kullanmak, hatta belki de onu feda etmekti. Böyle bir düşünce içerisinde olabilirdi şu an vampir, bu ihtimali es geçmemesi gerektiğine karar veren Pade adama güzel bir şov yapmaya karar verdi. Bir taşla iki kuş vurmuş olacaktı çünkü hem adamı etkilemiş hem de karşısındakinin zayıf haldeki gücünü ölçmüş olacaktı. Her zamanki gibi eldivenli olan sol elinin işaret parmağıyla kendi sol yanağını gösterdi ve gülümseyerek konuştu.
    "Güçlü olduğunu biliyorum ve benim de güçlü olduğumu görmeni istiyorum, böylece karşındakinin senin güçlerini sömürmek isteyen zayıf biri olmadığını anlayacaksın. Şuraya en sert yumruğunu atabilirsin."
    Adam çenesinden akan kanlarla yumruğunu Pade'in suratına geçirirken visientia hala sırıtıyordu, bariyerin karşısındakinin vermeye çalıştığı hasarı emdiğini hissetti ve eldivensiz eliyle pentagramın çizili olduğu zemine eğilip dokundu, dokunurken tüm avcu açık haldeydi ve emilen gücü dışarı saldığında muggleların ünlüler kaldırımındaki el izlerine benzer bir çöküntü oluşturdu zeminde, tek fark ünlü mugglelar ellerini yumuşak çimentoya bastırırken Pade'in izini bıraktığı yerin granit kadar sert görünmesiydi. Beş santim derinliğindeki ize bakıp vampirin gücünü ölçtü. Suratındaki tüm kemikleri pelteye çevirebilecek bir yumruk sallamıştı görünüşe göre. Suratındaki ifade hala değişmemiş olan visientia yeniden doğrulup vampirin gözlerinin içine baktı.

_________________
.


I have a mission, Wanna join?Click


Sürgündeyken:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://whisperofthemagic.yetkin-forum.com/t1248-pade-kistler
Celestina Christel
Lanet Kırıcı
Lanet Kırıcı
avatar

Mesaj Sayısı : 92
Kan Durumu : Safkan

MesajKonu: Geri: Lanetli bir anlaşma.   Cuma Haz. 29, 2012 5:34 pm

    Vampirin beslenmesinin üzerine ilk defa muggle için acıma duygusu hissetmişti. Zaman zaman işi yüzünden zaman zaman da Eduardo yüzünden bu ırkla çok kez yüz yüze gelmiş ve onların ırkını yeterince tanır olmuştu. Kendini duvara yaslayarak yükünün büyük bir kısmından kurtulduğunda kanının tüm vücudundan emildiğini hayal etti. Tercih edeceği bir ölüm değildi. Bir sürü kan ve ölümle karşılaşırken sürekli bir gerginlik hissini yaşamaya devam etmişliğinin ardından duyduğu vampirin gülüşü sinirlerini bozmuştu. Hayatı, bu süre zarfında tehlikede olmamıştı belki. İstediği an istediği yerden ayrılabilme özelliği vardı. Tabii, ayrılmasını engelleyecek engel başka bir büyücü tarafından konulmamışsa. Ancak sihirli yaratıklarla karşı karşıyayken güzel bir avantajı vardı. Elini iyi oynadığı sürece asla yakalanamazdı. Adil şartlar altında yenilgiye uğraması oldukça basitti belki de, ancak koşullar göz önünde bulundurulursa halinden memnundu. Sakin bir tavır takınarak vampirin Pade’e doğru ilerlemesini izledi. Konuşmaları dinlerken Visientia’nın karşısındakiyle gereksiz gördüğü güç gösterisini neredeyse sabırsız bir şekilde izlerken ileriye adım atmayı aklından geçirdi. Kendisini zaten koruma altında hissediyordu; gerekirse vampiri oyalayarak ikisini oradan çıkartabileceğini düşünürken neredeyse sıcakkanlı sayılabilecek şekilde gülümsedi. “Sahiden de potansiyel bir güç birliğini reddetmek ister miydin, vampir? Önce düşünmeni tavsiye ederim. Orada sen her şeyden soyutlanmışken birkaç yüzyıl geçti ve önemsiz denilemeyecek değişiklerin yapıldığı söylenilebilir. Eski itibarın kalmış mıdır sence? Buradan çıktığında tanıdığın kaç kişiyi bulabilirsin? Seni o duruma sokan kişiler büyücüler olduğu gibi seni tekrar bilincine sokan da bir büyücü görmek olduğun üzere. Tekrarlanmasının ise kolay bir şey olduğunu söyleyebilirim, özellikle de tek başına güç sahibi kişilerin ardına koşacak olursan daha fazlasıyla karşılaştığın bir gelecek ve daha önce bulunmuş olduğun noktaya geri dönmen kaçınılmaz.”

    Son söylediği cümlenin tehdit gibi durmamasına özellikle dikkat etmişken göz ucuyla vampiri süzdü. Geçmişini ve neden tutsaklık altına alındığını merak ediyordu. Birilerini oldukça rahatsız etmiş olmalıydı. Sonsuza kadar terk edilmek için ne kadar göze batmak gerektiğini ve bu tür bir cezayı sağlayan şeyin ne olabileceğini bilmiyordu, ancak her ne ise küçük bir şey olmamalıydı. Günün birinde Pade’in safı gerektiğinden daha fazla güçlenebilir miydi ki? Şu anki haliyle yeni kan kazanıyordu; ancak adı üstünde yeniydi. Bir yerlere hiçbir pürüze takılmadan gelebilecek potansiyele ulaşması ne kadar sürebilirdi; visientianın yaşamı, birkaç yüzyıl sürüp arkasından sürerlilik sağlayabilecek bir düzen bırakabilir miydi? Değerlendirmeleri giderek artıyordu. Oluşabilecek negatif etkileri düşünürken pozitif yönlerini de vardı. Tek bir şey kesindi ki; sonuçlanacak birkaç başarı son derece ilginç olabilirdi. O sırada bu ana odaklanmanın düşüncesiyle gelecek cevabı beklerken etrafını gözlemledi. Kulakları, bulundukları bölgeyi ve çevresini tarasa da yeterli olmayabileceği ihtimaliyle tedbirli davranmayı seçmişti. Eğer bu bölmeye girdiklerinde herhangi bir süreli tuzağı ya da başka bir yaratığı harekete geçirmişlerse buradaki kararın ya şimdi ya da çok da uzun sürmemesi gerekiyordu. Hissettiği aceleci tavrın aksine bulunduğu ortam ona bir sıkışmışlık hissi yaratıyordu ve harekete geçmeyi tercih ederdi.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Jozsef Pásztor
Vampir
Vampir
avatar

Mesaj Sayısı : 28
Kan Durumu : İçmekle ilgilenir
Rp Partneri : Marishka'ya aşık hala.
Yaş : 26

MesajKonu: Geri: Lanetli bir anlaşma.   Paz Tem. 01, 2012 4:00 pm

    Genç ve hevesli bakışlar… İntikam hırsıyla yoğrulmuş bakışlarındaki hevesi görürken eğlendi. Henüz genç ve hırs dolu olduğu zamanları hatırlamıştı. Egemen olduğu topraklarda ikinci sınıf vatandaş durumuna düştüğünde duyduğu öfkeden pek farklı değildi gördüğü. Güçleri vardı ve büyücüler tarafından aşağılanmaktan bıkmıştı. Topladıkları adamların güçleriyle birlikte onları sindirmek istiyordu. Bu iş isyanla başlamıştı ama sonunda zalim bir hükümdarlığa dönüşmesi işten bile değildi. Hatta öyle olacağından adı gibi emindi. Ayrıca kendisini uyandırmaya geldiğine göre ya fazla idealist bir aptaldı ya da gerçekten amaçlarını önemseyen biri… Bir şekilde geçmişini hatırlatmıştı Jozsef’e. Bu yüzden sözlerini hafif alaylı bir gülümsemeyle söyledi. Çocuğu sevdiğini söyleyebilirdi zeki olduğunu görebiliyordu ancak kendi güveni fazlaydı. Kabul edilmemenin ezikliği ile başlamıştı sözlerine ve insanların kendisini katil olarak gördüğünü söyleyerek sürdürmüştü. Gerçi diğerlerine karşı güçsüz olduğunu söylediğinde içinden bir öfke dalgası geçti. Çoklarmış… İnsanoğlu her zaman bir böcek sürüsü kadar çoktu zaten. Mesele sayıda değil yaydığı korkudaydı. Kim yüce kontun karşısında durmaya cesaret edebilirdi ki? Bir an kibirle yanıt verecek olsa da sustu. Buraya kilitleyen de aynı büyücülerdi sonuçta. Hem de çok basit bir tuzakla. Şimdi ise bir başkası gelmiş kendisini bir kuklaya çevirmek istiyordu. Bir zamanlar kurt adamları kullandığı gibi ordusunun yıkıcı gücü haline getirmek. Eğlenceli bile olsa hakimiyet altında olmak fikri hiç mi hiç hoşuna gitmiyordu. Pade sözlerini sürdürürken işi başka bir boyuta güç gösterisine çevirmişti. "Güçlü olduğunu biliyorum ve benim de güçlü olduğumu görmeni istiyorum, böylece karşındakinin senin güçlerini sömürmek isteyen zayıf biri olmadığını anlayacaksın. Şuraya en sert yumruğunu atabilirsin." En sert… Eh bunu kendi istemişti değil mi? Gücünün yarısında bile değildi şu an ama bunun bile onu yere sermeye yeteceğinden emindi. Tabii başka bir numarası yoksa. Doğrulduğu yerden ilerlerken taze kan hala ağzından ve saçının bir kısmından damlıyordu. Gözlerini kısarak adama odaklandı. Gücün damarlarından bileklerine akışını hissetti. Elini havaya kaldırdı ve yumruğu sertleştirerek büyücünün çenesine doğru savurdu. Fakat aniden bir şey tanımlayamadığı bir enerji tarafından durduruldu. Enerji onu ittirmeye çabalayacak kadar güçlüydü. Elindeki karıncalanma yoğunluk kazanırken geri çekti. Sanki bir şey az önce elde ettiği gücü sömürüyor gibiydi. Nitekim elini çeker çekmez genç adam elini yere koyarak granit zeminde büyükçe bir iz oluşturmuştu. Vampirin dudakları hafif bir gülümsemeyle kıvrıldı. Gücüne bu kadar güveniyorsa tam bir aptal demekti.

    Bu sırada o ana kadar sessiz kalan cadı devreye girmişti. Jozsef bukleli mor saçları, mahzenin ışığında griye çalan gözleri ve beyaz teni ile güzel sayılabilecek olan kızı süzmeye koyuldu. Sırf Pade’den değil ondan da garip bir enerji hissediyordu. Belki kokusundaki tanıdıklık hissiydi buna neden olan. Onlardan birinde de vardı sanki bu koku… Baştan çıkarıcı zaaflarını ortaya çıkaran cinstendi. Vampire dönüşmesinin bir diğer etkisiydi bu da. Önceden toplumsal kurallar duygusal bağları tarafından kısıtlanırdı ama şimdi ilkel benliğini dizginlemek her zamankinden daha zordu. Özellikle de açlık söz konusu olduğunda. Unutulmaktan, korku duyulmamaktan ve itibarını kaybetmiş olmaktan bahseden cadının her kelimesi açlığını dizginlemesine ve dikkat kesilmesine yol açtı. Diğer adam gibi güç gösterileri ya da birliktelik nutukları atmıyor, onun basitçe yumuşatarak söylediği bir gerçeği tokat gibi yüzüne vuruyordu. Dünya üzerinde yürüdüğü dört yüz yıl boyunca büyük bir saltanat ve korku hükümdarlığı kurmuştu. Jozsef’e güç veren de bu korku olmuştu zaten. Fakat iki kişi karşısına çıkabilecek kadar cesaret sahibiyseler gücünü unutan milyonların olabileceği de bir gerçekti. Tek bir asır bile hafızalardan silinmesi için yeterliyken iki asırda tümüyle unutulmuş olduğunu da kabullenmesi gerekiyordu. Normalde öfkeleneceği bu gerçek bu sefer kahkaha atmasına neden oldu. Cadının cesareti gerçekten hoşuna gitmişti. Erkek olanın bilmediği bir gerçek vardı. Hiçbir güç mutlak değildi ve çok büyük güçler çok küçük şeylerle bertaraf edilebilirdi. Kendini tanrıyla bir tutan Nemrut’u basit küçük bir sinek öldürmüştü. O kadar uzağa gitmeye de gerek yoktu. Kendisi güçlü bir derebeyi iken hançerleyerek öldürmeye çalışan suikastçi bir köylüydü. Buraya tıkılması bile güzel bir kadının damarlarından sunulmuş etkili bir zehirle olmuştu. Jozsef güçlüydü ve karşılıklı bir dövüşte yenilmez bile olabilirdi ancak gücü basit hesaplanmamış şeyler yüzünden kolayca durdurulabiliyordu. İlk hançerlenmesinden sonra bunu yenilmez olduğu fikrini zihinlere oturtup insanları pes ettirmekte bulmuştu ama o maskeli kişiler bunu deneyecek cesareti bulabilmişti. İşte tam da bu bugün içinde bulunduğu durumun vehametini de gösteriyordu. Bu yüzden dudaklarını araladığında öfkesi dinmiş ve sakin kelimeler kullanmaya başlamıştı.

    “Her gün, her saat, her dakika… Yorulmadan o kalkanını tutabilir misin çocuğum? En zayıf anında damarlarındaki kanı kurutmamı ne engelleyebilir? Hayatın tüm karmaşasına rağmen ölüm her zaman basittir.Aynı şey benim için de geçerli ama ben ölümden korkmuyorum. Artık değil. Aramızdaki fark bu. Ben her şeyi yapabilirim ama sizin sınırlarınız var. Mükemmel bir plan kursan da bir şey, tek bir şey, her şeyi yerle bir edebilir. Ama bunu bilecek deneyim edinmen için daha çok var.” Sözlerindeki küçümseme tahrik ediciydi. Aslında adamın metanetini ne kadar koruyacağını merak ettiği için yapıyordu bunu. Gözlerin içine bakarak tepki bekledi. Ardından gözlerini bir an cadıya kaydırarak hafif etkileyici bir gülümseme takındı yüzüne. Kadınlar tüm tehlikelerine rağmen, ki karşısındaki gibi zekisi en tehlikelisiydi, her zaman daha çok ilgi çekiciydi. Şu an onun kokusu daha çok ilgisini çekiyordu. “Buna rağmen yanında getirdiğin güzelliğin sözleri bilgelik dolu. Size sırtımı dayarken eğlenebilir, eğlenirken itibarımı geri kazanabilirim. Kabul ediyorum ama üç şartım var.” Kanlı sivri tırnaklarını havaya kaldırdı ve her sözüyle bir birini indirdi. Her kelimeyi vurgulayarak ağır ağır tok sesiyle konuşmaya başladı. Sözlerinde hafif bir tehdit ve güç gösterisi de vardı. Her durumda ikili kendisinin yardımına ihtiyaç duyuyordu ve bunu kullanarak elini güçlendirmenin bir zararı olmazdı. “Birincisi ben bir köle değilim. Sizden bağımsız işlerim olacak ve bunlara karışmayacaksınız. İkincisi istediğim zaman sizi bırakabilirim. Beni kurtarmanıza karşılık bunu size önceden söyleyeceğim ama o kadar. Engel olmaya çabalarsanız karşılığını da alırsınız.” Gülümsedi, parmakları hafifçe cadının çenesine yönelirken erkek olana bakmadan anlaşmanın son şartını söyledi. “Son olaraksa… Senden sıkıldım çocuk. Aradaki bağlantıyı bu güzelliğin sağlamasını istiyorum.”

_________________

Yasemin'e kocaman teşekkürler

Uyanış anım böyle mi olsa:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Pade Kistler
Visientia
Visientia
avatar

Mesaj Sayısı : 875
Kan Durumu : Pure
Özel Yetenek : Telepati.

MesajKonu: Geri: Lanetli bir anlaşma.   Paz Tem. 01, 2012 6:20 pm

    Kadının araya girmesiyle ilginin üzerinden kalkması az da olsa rahatlatmıştı genç visientiayı, mantıklı cümleleri ardı ardına sıralayan Celestina görünüşe göre vampiri sinirlendirmeden gerçekleri anlamaya yaklaştırmıştı. Çünkü konuşmaya başladığında Pade'in beklemediği kadar kontrollü görünüyordu, gerçi ağzından çıkan cümleler kontrol sınırlarının ne kadar ucunda olduğunu belli eder gibiydi. Sanki bir iki yanlış cümle söylense üzerlerine saldıracak gibiydi ve bu yüzden alay ve aşağılama dolu uyarılarını uysallıkla dinledi zeki visientia, adamın birçok konuda haklı olduğunu biliyordu, daha çok gençti evet, çok deneyimsizdi evet, uzun süre bariyerini ayakta tutamazdı evet ama adamın bilmediği bir şey vardı. Pade bu vampiri gerçekten anlıyordu, yeraltında kaldığı yıllar visientianın sürgününe benziyordu aslında, o da sürgünü boyunca cehennemde gibiydi ve birçok bakımdan aslında vampirden daha kötü durumdaydı. İmkanları vardı fakat kimseyle konuşamıyordu, onu reddeden bir aileye sahipti ve yaptığı şeyleri açık bir zihinle düşünüp her gününü “keşkelerle” geçiriyordu. Pişman olduğu şeyler yapmıştı, bunlardan ders almıştı fakat buna rağmen deneyimlerinin vampirinkilerin yanında çok ufak kaldığından da emindi, bu da Pade'in kendi sınırlarının farkında oluşundan ve birçok günü sadece hayatta kalabilecek kadar beslenip zihnine gömülmesinden ileri gelen güzel bir özellikti. Farkındalık...

    Adam birlikteliği kabul edeceğini söylediğinde Pade gözlerinin ışıldadığını hissetti, koyu kahverenginin içindeki kırmızı hareler nasıl da parlıyor olmalıydı şu an. Heyecanını ve mutluluğunu, adamın koşullarını sayarken havaya kaldırdığı kanlı parmaklarına bakarak saklayabildi. İlk iki koşulu hassas bir şekilde tartan visientia, ikisinin de kendi yararına olan şeyler olduğuna karar verdi çünkü vampiri birlikte yapacakları eylemler sırasında yanında istese de, boş zamanlarında birlikte takılamayacağı kadar tehlikeli bir tipti ve onu istediği zaman bırakma koşulu ise Pade'in faydacı yapısına uyuyordu. Tek bir işi bile birlikte yapsalar visientia kârlı sayılırdı çünkü bu vampiri uyandırmak için tek harcadığı şey küçük bir kese galleon olacaktı. Adam üçüncü şartını söylerken Pade biraz gerildi, çünkü Celestina'yı beğendiği ortadaydı bu vampirin ve birlikte geldikleri bu yerden onu geride bırakıp ayrılamazdı, en azından kadının razı olup olmadığını öğrenmesi gerekiyordu bu koşula. Bu yüzden zihnine doğru uzandı güzel saçlı cadının, giriş izni aldığı an sordu sorusunu.
    “Onunla bağlantı kurmak için aracıya ihtiyacım yok aslında ama görünüşe göre senden hoşlandı ve beni pek eğlenceli bulmuyor-bunun için onu suçlayamam. Şimdi soru şu, aracı olmak istiyor musun? İstemiyor musun? Anlaştığımız meblanın iki katını verebilirim sana bu görev için, tabii süre uzarsa ek olarak ödeme yaparım. Şimdilik bir aylık ücretini vermiş olacağım eğer kabul edersen.”
    Kadın kısa bir süre düşünür gibi göründükten sonra cevap Pade'in zihninde yankılandı.

    Kabul ettiğini belirten yanıt yeterince tatmin ediciydi, telepati gücünü vampirin çarpık zihninde sınamak istemiyordu genç visientia ve bu yüzden aralarında bir aracı olması işe yarayacaktı. Tabii belirli riskler de yok değildi, binasına döndüğünde Celestina ile ilgili derin bir araştırma başlatmayı zihninin bir kenarına kazıdı. Ardından vampire hitaben konuştu, yüzünde kabullenişin getirdiği bir dingin ifade hakimdi ve sesi alçakgönüllü bir tınıdaydı.
    “Şartlarınızı kabulümdür fakat Celestina'nın tek parça kalmasını rica ediyorum, gerçekten değerli bir cadıdır çünkü.”
    Sözlerini bitirdikten sonra eldivensiz elinin orta ve baş parmağını birbirine sürtüp şıklattı, aslında bu işin gösteri kısmıydı çünkü yaklaşık beş saniye önce ev cinine telepatik bir mesaş göndermişti. Ses garip ritüel salonunda yankılanmayı kestikten kısa bir an sonra iki elinde iki ayrı kese tutan paspal görünüşlü bir yaratık yoktan var oldu. Merlin'in -ona bu adı büyücülerin saygı duyduğu o adamı kendi çapında küçük düşürmek için Pade vermişti- pek hoş olmayan kokusu karşısında suratını buruşturan visientia yeniden konuştu, bu sefer Merlin'e hitab ediyordu.
    “Bir keseyi Celestina'ya, diğerini de hala ismine nail olamadığımız saygıdeğer vampire ver. Dostluğumuzun başlangıcı şerefine, işinize yarayacağını umuyorum.”

_________________
.


I have a mission, Wanna join?Click


Sürgündeyken:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://whisperofthemagic.yetkin-forum.com/t1248-pade-kistler
Celestina Christel
Lanet Kırıcı
Lanet Kırıcı
avatar

Mesaj Sayısı : 92
Kan Durumu : Safkan

MesajKonu: Geri: Lanetli bir anlaşma.   Cuma Tem. 06, 2012 4:53 am

    Sözlerini bitirdiği gibi vampirin görüş alanını girmesiyle birlikte hissettiği ürpertinin gerisinde korku olduğunu biliyordu. İçinde, derinde bir yerlerde ona seslenen ses içgüdülerinin en temelinden geliyordu. Korkması gerektiğini ve üzerine çektiği dikkatle birlikte tehlikeli bir yerde durduğunu biliyordu. Vampirlerin ne yapıp ne yapmayacağı belli olmayabiliyordu. Özellikle de eskilerin ölümle her an kucaklaşabilecek tavırları yüzünden normal davranışlar beklemek yersizdi. Yaşadığı tedirginlikle birlikte gözlerini dahi kırpamayacak noktaya gelmişti; vampirin gülümseyişi dikkatini ilk defa olayın tehlike boyutundan yüz hatlarına çekmişti. Avın avcıya bu kadar yakın olması her zaman için av için boyutsuz bir adrenalin demekti. Doğal seçilimde piramidin üst basamağında olmanın getirileri çoktu elbette. Bilinçaltında yarattığı etki görmezden gelinemezdi. Aynısının Visientia için de geçerli olup olmadığını merak etti, Celestina. Gözleri parıldayan adam mutlu olmalıydı. Kendisinde etkisi, bu ışıltı olmasa da kısa süreliğine rahatlaması olmuşken son şartla birlikte tüm olumsuz etkilerin bünyesine geri döndüğünü memnuniyetsizlikle hissetti. Saniyesinde Pade’i zihninin içinde duyduğunda kafasının içinde durum raporu hazırlanıyordu bile. Pade ile ilişkileri uzun sürecekti, Eduardo’nun özellikle ona güvenmesi tehlikeli ve riskli olduğunu başından haykırıyordu zaten. Genel olarak düşünüldüğünde paralı bir asker gibiydi o da, bağımsız sayılırdı. Kendini anlaşmadan men tutabilirdi, ancak bu farklı bir olay örgüsüne neden olabilirdi. Şu ana kadar tek bir yönelimi olmuştu. O da karşısına çıkan her şey, kendisini ön planda tutacaksa bunu çekinmeden yapmaktı.

    Onun için uzun gelen yıllar, vampir için hiçbir şey ifade etmeyecek bir zaman dilimini kaplıyor olmalıydı ki, şimdi risk almaktan çekinerek bu uğurda güçsüz görünmek akıllıca değildi. Ayrıca sadece bir aracılık işinde, vampire ulaşması gerekirse zaten planlar ve acil durumlar söz konusu olmalıydı. Meşgul görünerek en kısa zamanda ortalıktan yok olabilirdi. Bahaneler ortaya çıkarmakta ve yalanlar kurmakta üstüne yoktu. Bu yeteneğini önceden bazı vampirlerde de deneme şansı olmuştu. Yakalanmayacağından emindi. Öte yandan bu bahaneler, elini iyi oynadığı takdirde anlaşmanın unutulup bir aracılığa hiçbir zaman ayıramayacağı bir yere de götürebilirdi onu. Önüne gelen karşı teklife ne kadar sallantılı bir durumda olabileceğini düşünse de içten içe bir kahkaha patlatmaktan kendini alamıyordu. Galleonlar? Kendisi son derece rolünü iyi oynuyor ve zaman zaman diğerleriyle karşılaştırılınca zararsız sayılabilirdi. Meslekten çok daha ötelere taşınan böyle bir hizmeti verebilecek sınırlı kişilerin amaçları genelde para daha fazlası olurdu. Aldatılma payının bu kadar yüksek olduğunun bilinmemesinin hayrına olduğunu düşünürken sakin bir şekilde olumlu cevabını Pade’e iletip vampiri tekrar göz ucu takibine aldı. Dinlediği cevap düşüncelerinin yansıması gibiydi. Şüphe uyandırıp uyanmadığını merak ederken geçmişi dikkate aldığında daha tedbirli olması gerektiğini düşündü. Daha önce yakalanmanın ucundan döndüğü ve acemilik sırasında yakalandığı da olmuştu. Ancak çaylaklığında ödediği bedeller, şimdi ödeyebileceği şeyler karşısında bir hiç gibiydi. Yüzü kırışıklardan ziyade buruşuklarla dolu, burnu büyük olduğu kadar iki kulağı da devasa evcini görüş hizasına girdiğinde kendisine uzatılan paraya ne çok kayıtsız ne de çok ilgili davranmaya özen gösterdi. Visientia’ya nazik bir şekilde teşekkür ettikten sonra bakışlarını tekrar vampire döndürdü. Bu sefer sesinde neredeyse meydan okurcasına bir canlılık vardı.

    “Pekala. Saklanacağın yeri bulman birkaç gününü alır diye düşünüyorum. Ben Çatlak Kazan’da kalıyor olacağım. Büyücü dünyasına karışmak istemeyeceğini anlarım ama az önce beslendiğin muggle için konuşursak, onu buraya getirmek ne kadar kolaysa vampirler için de mesaj göndermek için birilerini bulmanın o kadar kolay olduğunu biliyorum. Adım Celestina fakat orada Laurens ismini verdiğinde beni buldurabileceksin.” Şu anda kendini İtalya’da bir handa kalıyor gibi gösteriyor, ancak Londra’da her zaman için büyücülere özel kalmasını isteyeceği Diagon Yolunu tercih ediyordu. Bir kez daha kimlerle anlaşma yaptığını düşünülürse bazen gereksiz yere bile otomatik olarak yapma alışkanlığını gösterdiği bu huyunun son derece yararlı olduğuna karar verdi. Adamı incelerken bulundukları duruma zıt düşen sıcakkanlı bir tavırla gülümsedi. Üstü Cerberus kanları içinde bir Visientia, oldukça yaşlı gözüken bir evcini, bir vampir ve her zamanki gibi yanında getirdikleri bir ceset bardaymışlar; barmaid pek şanslı sayılmadığına göre kim olduğu belli olmalıydı. Gülümsemesi suratına yayılmış, cadının yanağının altında belli belirsiz bir gamze oluşturmuştu. Neredeyse cüretkar bir küstahlığın gözlerine yansıdığını biliyordu. Sesi tekrar yumuşak bir tondaydı, ne dediğine dikkat edilmese son derece masum sayılabilirdi. “Muggle insanlar ile geçici samimiliğimi daha fazla arttırmalı mıyım? Hazırlıklı olmam gerekiyorsa yanımda birkaç çerez getirebilirim. Sanırım böyle bir fikir yararlı olabilir.” Sinirleri gergindi ve adeta bir kumar oynadığını biliyordu da. Eski bir vampirin dikkatini çektiyse kan ihtiyacını dahi daha uzun bir süreye yayarak sağlamak isteyeceğini düşünmüştü. Vampirlerle iş yapmaktan hoşlandığı söylenemezdi. Mümkünse tercihi boynunu temiz bırakmaktan yana olurdu. Pade’e dönüp gitmesinde sakınca olup olmadığını sorup bir pürüz olmadığından emin olduğunda düşüncelerini boşaltmak için durakladı. Vücudunun herhangi bir parçasını geride bırakmaktan oradan ayrılmak istemişti, düşüncelerini sabitlemek zorken bu pek de kolay olmuyordu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Jozsef Pásztor
Vampir
Vampir
avatar

Mesaj Sayısı : 28
Kan Durumu : İçmekle ilgilenir
Rp Partneri : Marishka'ya aşık hala.
Yaş : 26

MesajKonu: Geri: Lanetli bir anlaşma.   Ptsi Tem. 09, 2012 1:21 am


    Sözlerinden sonra Pade bir an cadıyla bakışarak sessizliğe bürünmüştü. Çözemese de sessizce anlaşmışlar gibi adamın gözlerindeki şüphe dağılmış yine o kendine güvenen tavrına bürünmüştü. Bu da garip yeteneklerinden biri olmalıydı. Belki de kendisinden habersiz konuşacak başka bir yol bulmuşlardı. Vampirler arasında böyle şeyleri deneyenler çok olduğundan aşinaydı. Pade’in anlaşmayı kabul ettiğini belirten sözlerinden sonra gösterişli bir hareketle parmağını şıklatmış bir ev cini ellerinde para dolu keselerle görünmüştü. Pespaye görünüşlü yaratıklar anlaşılan tepeden tırnağa değişen dünyada aynı kalmış tek şeydi. Yaratığın kendisine verdiği keseyi açtığında altınların parlaklığı ile karşılaştı. Hafifçe gülümsedi. “Demek zenginsin. Bir zamanlar bunun gibi keselerle dolu odası olan bir konttum ben. O zaman farklı bilinirdim ama yakın zamanda beni Jozsef olarak çağırırlardı. Jozsef Pasztor. Evet, adım bu.” Ardından konuşmaya başlayan cadıya döndü. Hafiften iğneli ve gergin yorumlarını dinledikten sonra kahkaha attı. Uzanıp parmaklarını hafifçe cadının yüzünde ve saçlarında dolaştırdı. Nazik bir dokunuştu bu ama gözlerindeki ifade tedirginlik vericiydi. Ağır ağır her kelimeyi vurgulayarak konuşmaya başladı. “Tatlım, bazı eski dostlarıma kendimi hatırlatmam gerek. Eminim aralarından biri artık ömrünün yettiği kanısına varıp bölgesini bana bırakmayı kabul edecektir. Nüfuzumu oturtmak için çatlak sesleri bastırmak gerekecek ki bu da çok sorun olmaz. Yemeğe gelince, farklı tatlar denemeyi severim elbette. Ama basit bir muggle’ı bulamayacak kadar basit bir vampirsem neden bu kadar zahmete girsinler beni kapatmak için değil mi?” Büyücüler gerçekten de vampirden ölesiye korkuyorlardı. Onu durdurabilmek için olan tek şanslarını en etkili şekilde kullanmışlardı. Hala neden öldürmediklerini düşünüyordu. Bunun bedelini soyları ödeyecekti, onların ailelerinden sağ kalmış kim varsa bir bir öleceklerdi. Hem de mümkün olan en acılı şekilde. Gözleri cadıya odaklanmışken onun da o kanı taşıdığını düşündü. Belki de her şeyin anahtarı Celestina denen bu cadı olacaktı. Onunla oynamayı şimdiden sevmişti. “Pekala… Ben seni bulurum, küçüğüm. Şimdilik elveda.” Gölgeler içine girerken hızı git gide arttı. Saniyeler sonra vampir ortadan kaybolmuştu.

_________________

Yasemin'e kocaman teşekkürler

Uyanış anım böyle mi olsa:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Lanetli bir anlaşma.
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Lanetli bir anlaşma.
» Crossroads Demons (Kırmızı Gözlü İblis)
» anlaşılması kolay bir anlatımla romanik ve gotik sanat özellikleri;

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Şehirler :: Londra :: Saat Kulesi-
Buraya geçin: