AnasayfaSSSKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Kim bu kadın?

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Daenerys Swarovsky
Ravenclaw V. Sınıf
Ravenclaw V. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 75
Kan Durumu : Safkan
Rp Partneri : Şimdi en taş prof olan Apollodoros Olvirsson benim olmaktadır.
Özel Yetenek : Meta.
Yaş : 25

MesajKonu: Kim bu kadın?   C.tesi Haz. 02, 2012 3:52 pm






Boş koridorun bir köşesinde genç kız kendi kendine dönüp duruyordu. Aslında ne yapacağını hiç bilemiyordu. Gözlerini sabit bir noktaya dikmişti. Düşüncelerinin çok karışık olduğu her halinden belliydi. Sarı saçlarını geriye atmıştı ve bir ataraftanda eliyle oynuyordu. Gerçekten bu çok zor olacaktı. Üzerindeki kıyafetlerin doğru seçilmiş olmasını umdu. Çünkü gerçek bir kadın gibi daha önce giyinmemişti. Zaten ufak bedenine şu an kıyafetleri biraz bol geliyordu. Artık yapma vaktinin geldiğini biliyordu. Yoksa çok geç olacak ve bir daha adamla konuşamayacaktı. Gözlerini kapattı ve bir süre beklemeye başladı. Başta göğüsleri şişmeye başladı ve üzerine giydiği buluzu sonunda doldurunca durdu. Hemen arkasından ufak vücudu biraz daha biçimlendi. Sarıya yakın saçları biraz daha koyulaşarak kahverengi bir hal aldı. Yanakları gene şişik şişikti. Mavi gözlerini çok sevdiğinden renklerine dokunmamıştı. Yalnızca saçının düzlüğü gitmiş ve yerine dalgalı bir hal almıştı. Gözleri birazcık çekikleşti. Sonunda bambaşka bir kadın duruyordu koridorda. Elinden geldiğince eteğini çekiştirerek düzeltti. Genede uzun süredir okul eteği dışında bir şey giymediğinden biraz garip gelmişti. Hem yeni vücuda da alışması gerekiyordu. Bu yüzden birkaç adımda zorlandı. Hemen sonra topuklu ayakkabılar birbirine dolanarak neredeyse düşecekti. Genede sonunda toparlayarak koridorda ilerledi. Kule merdivenlerini düşmemeye gayret ederek çıktı. Gereken kapıya ulaştığında bir an durmak istedi ama öyle heyecanlıydı ki acaleyle içeriye daldı.

İçeri girdiğinde kapı filan çalmadığını anladı. Bedeni içeri girer girmez masada oturan adam şaşkın gözlerle ona bakmıştı çünkü. Aslında yüzünde her zamanki tatlı gülümsemesi vardı adamın ama bir anda gelen davetsiz misafirle silinmişti gülümsemesi. Dae bunun kötüye işaret olduğunu düşünsede artık bozuntuya veremeyeceğini anlayarak birkaç adım attı. Topuklular üzerinde yürümek onun için gerçekten zordu. Bu yüzden yanlış bir şey yapmadığını umarak ilerliyordu. Sonunda elini heyecanla uzatıp, sesini de birazcık değiştirmeye çalışarak konuştu. "Ben Dae-Darya Smith. Gelecek Posatası'ndan geliyorum. Röportaj, evet, röportaj için geldim." Adam şaşkın ama biraz daha anlayışlı elini sıkarken Dae neredeyse eriyecekti. Masaya ve ona en yakın koltuğu gözünde kestirdi. Aslında neyin röportajını yapacağını bile bilmiyordu, genede bir ortak nokta bulmak için aklına gelecek her şeyi soracaktı. Hem de her şeyi. Bu yüzden gösteren yere değil tam aksine kafasında belirlediği koltuğa oturdu. Sonradan bunun biraz kabalık olduğunu fark etti ama şu an hiçbir şeyi doğru yapamıyordu zaten. Gülümsemeye çalışarak yeniden konuştu. "Umarım yakışıklı profesörümüzü rahatsız etmiyorumdur." Aslında bunu neden söylediğini de bilmiyordu. Yani en azından yakışıklı profesör kısmını eklemese olmazdı değil mi? Hareketlerini kontrol edemiyordu, bir de adam ona birazdan alkollü bir şey verirse iyice adamın içine düşebilirdi. Bu da hiç iyiye işaret değildi. Çünkü Dae'nin bildiği kadarıyla yetişkinler hep alkollü şeyler içerdi konuşurken.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Apollodoros Olvirsson
Astronomi Profesörü
Astronomi Profesörü
avatar

Mesaj Sayısı : 50
Kan Durumu : Safkan.
Yaş : 37

MesajKonu: Geri: Kim bu kadın?   C.tesi Haz. 02, 2012 5:42 pm

    Yeni kitabının üzerinde deliler gibi çalışıyordu Apollodoros. Mitoloji Profesörü’nün de verdiği iki kaynağı incelemişti geçen üç gün içinde. İşine yarayan bilgileri almış ve onları yorumlayarak yazıya geçiriyordu. Belki de bundan bir yıl sonra tüm dünyada tanınan bir sembolcü olacaktı. “Dünyanın Gizli Şifreleri”ni çözüp ünlü olacaktı. Evet, bu mümkündü. Bu azimle giderse kesin olacaktı. Kitabının yarısından çoğu bitmişti ve sadece beş bölüm kalmıştı. Bu son bölümleri de kuvvetli bir şekilde toparlarsa -ki bunun için Bayan Ramolino’dan yardım alması gerekiyordu- harika bir eser ortaya koyacaktı. Tüm bu kitap, evren, dünya, örgütler, tarih konuları üzerine yoğunlaşmışken kendini bir an Roma Lejyonerlerinin arasında bulacağını sandı. Ne yazık ki bu hayali birden dağıldı. Odasındaki Bulut Ölçer, bugün havanın rüzgârlı olmadığını söylemesine rağmen kuvvetli bir esinti çıkmıştı. Rüzgârın sebebini anlamak için kafasını önce cama doğru çevirdi ve perdenin uçuştuğunu gördü. Ardından kapıya doğru baktığında kapının ardına kadar açık olduğunu ve tam önünde bir bayanın durduğunu gördü. Ne olduğunu anlayamamış bir şekilde bayana bakarken gözlerini aptal gibi kırpıştırıyordu. Ağzına sinek kaçmasın diye ağzını kapatırken kendine geldi ve kalkıp bayanı selamladı.

    İnce ve kibar ama bir o kadar da kendine güveni olan ses bir röportaj için burada olduğunu söylüyordu. Şaşkınlığı biraz olsun azalan Apollo, karşısında duran mavi gözlü; açık kestane saçlı; uzun boylu gazeteciye bakıyordu. Gelecek Postası’ndan gelen bayan adını lütfettiğinde Apollo’nun birden elleri terlemişti. Bayanın o derin mavi gözlerinden ve üzerine giydiği bluzdan gözüken göğüslerinden etkilenmemek elde değildi. Kendini toparlamaya çalışan Apollo, az önce içeriye zibönk diye dalan bayanı unutmuştu adeta. Şimdi karşısında o mavi gözler duruyordu. Neden bu kadar etkilendiğini kendisi de bilmiyordu, ama Bayan Smith de etkilemeyecek tipten değildi.

    Neyin üzerinde yoğunlaştığını unutarak tüm dikkatini Bayan Smith’e verdi, Apollo. Ne kadar kabaydı! Bayan oturması için yer bile göstermemişti daha. Eliyle sağdaki koltuğu gösteren Apollo’nun bayanın tam karşısındaki koltuğa oturmasını şaşkın gözlerle izledi. Bu kadar rahat bir bayan olmasını gazeteciliğine yorarak bayanı dinledi: “Umarım yakışıklı profesörümüzü rahatsız etmiyorumdur.” Gülümseyen suratla cevap vermeye çalışan Apollo, aptal gibi görünmek istemiyordu Gelecek Postası’ndan gelen bir muhabirin karşısında. Kendini topladı ve “Teşekkürler Bayan Smith. Bir şey içmek ister miydiniz? Konuşurken iyi gider.” dedi. İçki teklif etmesindeki tek amaç kibarlıktı. Çünkü genelde centilmen bir erkek hep böyle yapardı. Teklife hemen atlamayan Bayan Smith, o mavi gözlerini kısarak cevabını vermeye çalıştı: “Aslında içmesem iyi olur… Belki sonra.” Kararsız olduğu her halinden belli olan bayana teklifi yeniledi Apollo. Çünkü ikinci kez söylerse kabul edeceğini biliyordu. Hem nezaketen hem de istekli olduğu için Bayan Smith teklifi kabul edecekti. “Aslında başlangıçta almak daha iyi olur. Rahatlamış olursunuz hem de. Ufak bir duble viski?” Kirli sakallarının altından tebessüm ile bardağa yönelen Apollo, bayanın kafasıyla onaylamasının ardından bardağı ağzına kadar doldurdu ve içine iki tane buz attı. Kendine de ağzına kadar koyarak hiç buz koymadı. Çünkü buz viskiyi sulandırıyor ve etkisini hafifletiyordu. O zamanda viski içmiş olmuyordu. İğrenç bir şeydi buzlu viski Apollo için.

    Bayanın tam karşısındaki koltuğa oturup arkasına yaslanan Apollo, rahat bir şekilde viskisinden yudum alıyordu. Karşısındaki muhabirden gelecek cevapları bekliyordu. Ama bayan, elindeki viskisiyle adeta oynuyordu. Gözleri dalmış bir şekilde viskisine bakarken ne düşündüğünü merak etti Apollo. Bakışlarını kendi viskisine çeviren Apollo, büyük bir yudum aldıktan sonra sessizliği bozmak için karşısına bakıp bir şeyler söylemeye yeltendi. Fakat Bayan Smith’in viskisini fondip yaptığını görünce şaşırarak güldü. Hatta gülmesi o kadar yüksek sesle oldu ki bu Bayan Smith’in bile ilgisini çekmişti. İki boş kadeh ortadaki sehpanın üzerinde dururken Apollo ve Darya, gülmekten kendilerini alamıyorlardı. Bir kadehle asla sarhoş olamayan Apollo, bayanın biraz değil baya rahatladığını fark ederek ikinci kadehi teklif etmedi ve Bayan Smith’in kendini toplayıp soruları sormasını bekledi.


_________________

Melodi'ye çoooooook teşekkürler ederim.
Ay lav yu Melooooğ! Ay lav yu Meloooğ!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://cookieandmilkshake.tumblr.com/
Daenerys Swarovsky
Ravenclaw V. Sınıf
Ravenclaw V. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 75
Kan Durumu : Safkan
Rp Partneri : Şimdi en taş prof olan Apollodoros Olvirsson benim olmaktadır.
Özel Yetenek : Meta.
Yaş : 25

MesajKonu: Geri: Kim bu kadın?   Paz Haz. 03, 2012 12:44 am


Karşısındaki adam gülümseyerek içki sorduğunda Dae başına geleceği önceden tahmin etmiş olduğunu gördü. Aslında buna normal zamanda sevinirdi, çünkü zekasını birkez daha kullanmıştı. Genede şimdi sevinemiyordu. Çekingen tavırlara da bürünemezdi. Sonuçta o gösterilen yere oturmayacak kadar cesur bir muhabir olmuştu artık. Aslında ne olduğunu bile tam olarak bilmiyordu ya çaktırmaması gerekiyordu. Odaya şöyle bir baktığında yaşlı profesörden geriye hiçbir şeyin kalmadığını gördü. Buna çok sevinmişti. Gözlerine büyük bir parlama çökmüş ve o kokonanın zevkini Appollo'nun hiç beğenmediğini anlamıştı. Bir anda merlin aşkına kendine lanet etti. Profesörüne durmadan adıyla hitap ediyordu ve bu durum bitmeliydi. Yarın öbür gün bir yerde öyle derse -ki şişe çevirmecede kaçırmıştı bile ağzından- ne kadar kötü duruma düşeceklerini düşündü. Hemen dikkatini topladı ve ne diyeceğini bilemeden konuşmaya başladı. “Aslında içmesem iyi olur… Belki sonra.” Bu kararsızlığı yüzünden kendine kızmıştı. Çünkü adam böyle bir durumda elbette ısrar edecekti. Düzgün bir bahane uydurup dikkati dağıtmalı ve içmemeliydi. Genede artık çok geçti, adam biraz ısrarcı viskileri getirdiğinde Dae'de bir şey diyemeyecek hale çoktan gelmişti. Eline tutuşturulan buzlu viskiyle ne yapacağını bir türlü bilemiyordu. Bir yudum alıp bıraksa adam garip anlayabilirdi, içe içemezdi. Hem daha önce hiç içmemişti, bir yudumla bile sarhoş olurdu kesin. Ayrıca alkol kokusu, o iğrenç gece abisinin ona saldırmasını hatırlatıyordu.

Adamın bardağı içmesiyle Dae'de başka bir çözüm bulamadan yüzünü buruşturmamaya özen göstererek dikti bardağı. Hemen ardından boş bardağı masaya bırakırken karşısındaki adamın kahkahasını işitti. Böylece yanlış bir şey yaptığını anladı. Aptal kafasına merlinden binlerce lanet yollarken gözlerini adamdan ayırmadan bekledi. Genede biraz daha rahatlamıştı ki bir anda o da gülmeye başladı. Gülüştüler bir süre. Genç kız kendini tutamıyordu. Bir bardakta sarhoş olmuştu işte. Karşısındaki adam da öyle tatlıydı ki ne yapacağını şaşırıyordu. Birazdan adamın üstüne bile çullanabilirdi. Genede kendini biraz tutmaya çalışarak yanında getirdiği bir kalemle parşomeni çıkarttı. Asasını bir kere sallayarak ikisinide havada asılı tuttu. Böylece kalem ve parşomen ne deseler yazacaktı. Dae bu büyüye çok çalışmıştı, çünkü fark edilmemesi gerekiyordu. Kötü tarafıysa burada ne denilse yazacak olmalrıydı. Aslında bunu iyi büyücüler düşünceleriyle ayarlayabiliyordu ama Dae daha o kadar güçlü değildi. Bu yüzden bunun anlaşılmamasını umarak konuşmaya başladı. "Eveeeet, ilk soru. Sevgiliniz var mı?" Bir an ne dediğini fark ederek toparlamak adına atıldı. "Yani böylesine yakışıklı bir profesör, öğrenciler merak edecektir. Hık!" Nereden geldiği belli olmayan hıçkırıkla bir anda utançtan kızarmaya başladı. Öyleki kaba bir kadın olarak adamın onu atması bile olasıydı. Hem sarhoş olmuştu, bildiğine göre bu okul kurallarına aykırıydı. Zaten şu anda en az elli okul kuralını çiğniyordu. Bir de kalkmış bunu sarhoşken yapıyordu. Bu durum onu bir an eğlendirmiş olacaktı ki gene gülme krizine tutuldu. Bir süre gülmesinin ardından nefesini toparlayıp konuştu. "Ben özür dilerim. Şey... Nerde kalmıştık? Evet, sevgili. Hani genç kızlar olmamasını ister bence." Mavi gözleri adamı güzel bir biçimde süzerken gülümsedi. Aslında asla yapmayacağı şeyleri yapıyordu. Hem meta olmasının hem de sarhoşluğun etkisiyle. Buna kendini inandırmıştı ki böylesine rahattı. Oysa rahat olmaması gereken bir durumdu. Adam fark ederse onu cezaya bırakmak değil okuldan kovardı direk. Aslında şu durumda hak ediyordu da.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Apollodoros Olvirsson
Astronomi Profesörü
Astronomi Profesörü
avatar

Mesaj Sayısı : 50
Kan Durumu : Safkan.
Yaş : 37

MesajKonu: Geri: Kim bu kadın?   Ptsi Haz. 04, 2012 8:06 am

    “Eveeet, ilk soru. Sevgiliniz var mı?” Bayan Smith’in bu sorusuna tam “Efendim?” diye yanıt verecekken Bayan Smith’ten gelen ikinci cümle ile çenesini kapalı tuttu. Ve sonunda çıkardığı hıçkırık Apollo’yu gülümsetmişti. Onun gülümsediğini gören bayan, kendini tutamamış ve az önceki gibi yeniden gülmeye başlamıştı. 20’li yaşlardaki iki genç bu gece bu odada ne yapıyorlardı gerçekten? Apollo, bu soruyu kendine sorarken bayandan gelen yeni açıklamaya kulan verdi: “Ben özür dilerim. Şey... Nerde kalmıştık? Evet, sevgili. Hani genç kızlar olmamasını ister bence.” Bayan Smith’in cümleleri tam oturtamamasını azcık sarhoş olmuşluğuna veriyordu. Ve odadaki tek sesin kalemin parşömen kâğıdına sürterken çıkardığı ses olması da o an için çok tuhaftı. Boğazını temizledi ve olumlu bir şekilde cevap verdi: “Hayır, henüz yok. Zaten buralarda yeni sayılırım.” Yeni? ‘Yeni’ kelimesini duyan muhabir, yeni bir soru daha edinmişti. Bunu soracaktı uygun bir zamanda.

    Gözleri dalmış gibi bakan Bayan Smith, sorudan memnun kalmış gibi gülümsedi. Aslında Apollo kahkaha atmasını beklemişti ama bu sefer olmamıştı, belki bir dahaki sefere. Sakinlemiş ve sorulara konsantre olmuş iki yetişkin-genç ciddi bir şekilde sorulara devam ettiler. Boğazının bir an kurduğunu hisseden Apollo, bir kadeh daha viski koydu kendine ama bu sefer o iğrenç buzlu tarzından. Çünkü bir kadeh dolusu viski daha içerse şapşallaşacağından emindi. Viski kadehiyle koltuğuna yeniden geldi ve oturdu. Aslında oturmamış kendini salmıştı. Tüm bu olanları Bayan Smith, gözleriyle gözlemliyordu. Ve tabi yeni sorusunu da hiç eksik etmiyordu.

_________________

Melodi'ye çoooooook teşekkürler ederim.
Ay lav yu Melooooğ! Ay lav yu Meloooğ!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://cookieandmilkshake.tumblr.com/
Daenerys Swarovsky
Ravenclaw V. Sınıf
Ravenclaw V. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 75
Kan Durumu : Safkan
Rp Partneri : Şimdi en taş prof olan Apollodoros Olvirsson benim olmaktadır.
Özel Yetenek : Meta.
Yaş : 25

MesajKonu: Geri: Kim bu kadın?   Çarş. Haz. 06, 2012 12:14 am


Adamın kendine içki almasıyla Dae yerinde biraz kıpırdandı. Yeni bir içki istemiyordu çünkü içerse artık kendine hiç hakim olamazdı. Zaten rezilliğin daniskasını yaşıyordu şu an, bu durum biraz daha artarsa ne yapardı bilemiyordu. Cevabı dinlerken adamın gülümseyince çıkan gamzelerine kaydı gözü. Mavi bakışların altında yerleşmiş gamzeler kirli sakallarla belirli bir ahenk kazanıyordu. Yaşının getirdiği birkaç ufak kırışık göz kenarında birikmişti ama bu Dae'ye daha güzel geliyordu. Hemen arkasından cevabın dolgunluğu hoşuna gitmişti ve ona yeni bir soru sorma fırsatı sunmuştu. Çünkü aslında genç kız ne soracağı hakkında hiçbir fikri yoktu. "Pekii nereden geldiniz?" Bu soruyu gerçekten merak ediyordu. Adamın geldiği ülke ailesinin yaşadığı yer miydi? Neden profesör olmuştu ve neden Hogwarts'a gelmişti? Gerçekten güzel sorulardı bunlar. Bu yüzden Dae hemen konuşmasına devam etti. "Aslında neden Hogwarts'a geldiniz? Bildiğim kadarıyla dünyanın her yerinde çeşitli büyücü akademileri mevcut. Özel bir anlamı mı var?" Mavi gözleri aslında bunun gereksiz olduğunu bile düşünüyordu. Ne olursa olsun gelmiş olmasının mutluluk pırıltısı vardı. Gözleri parladı genç cadının. Dudakları kıvrımlandı ve gülümseyişi arttı.

Kısa bir an sonra daha fazla dayanamayacağını anlayarak yerinden kalktı. Gitmek için başta kapıya yöneldi ama bunun çok kaba olacağı düşüncesiyle durdu. Gözlerini başta adama dikti hemen arkasından konuştu. "Ben..." O an aklına hiçbir şey gelmediğinden en yapmaması gerekeni yaptı. "Bir içki daha alabilir miyim?" Adamın yerinden kalkmasıyla geri oturdu. Dolan bardağına diktiği mavi gözlerini kırpmadan yutkundu. Birazndan içeceği içkiyle gerçekten sarhoşluğun son noktasına vuracaktı. Daha önce hiç içmemişti, şimdiyse iki taneyi fondipleyecekti. Derin nefes aldı ve içkiyi bekledi. Bardan önüne dolu geldiğinde elini bardağa attı. Bir süre elinde oynadı, gözlerini koyu sarımsı sıvıya dikti. Hemen ardından bunu atlatabileceğini söyleyerek bardağı hızla dikti. Bittiğinde gülmesi bir an durmadı. Hızlı atan kalbi içkiyi daha fazla pompalıyordu. Git gide sarhoş oluyordu genç cadı. Kana karışan her damlayla gülüşü artıyordu. Sonunda kahkahası durdu adama baktı. Hızla yanında yazı yazan kalemi kaptı. Bundan sonra denilecekleri kimsenin görmemesi gerekiyordu. Gerçek bir gazeteci olsa ve yaşı tutsa dahi. Elinde tuttuğu kalemi adama doğru tutarak öne eğildi. Sarhoşluktan şaşı bakan gözlerini adama dikerek konuştu. "Gerçekten çok yakışıklısın, bunu biliyor muydun? O mükemmel vücudunu ve lanet olası gülümsemeni almış okulun içinde dolaştıroyorsun ve çocuklar sana abayı yakmayacak. Öyle bir dünyada yaşamıyoruz beyfendi. Hogwarts'da profesör olmak için çok... çok ateşlisin." Son kelimeyi neden söylediğini bilmiyordu. Belkide sebebi ona sıcak basması olabilirdi. Çünkü genç kadın eline geçen lastik tokayla saçını toplamasına rağmen sıcak basmıştı. Bu sarhoşluk gerçekten kötü bir şeydi. Dae kalkıp gidemeyecek gibiydi ve uyursa eski bedenine dönmekten korkuyordu. Dürtüsel olarak değişimler yaşarsada bu bir felaket olurdu. Neyseki şimdi bu özelliğini kontrol edebilecek kadar bilinci kalmıştı ama daha fazlası imkansız gibiydi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Kim bu kadın?
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Twilight'ın Esas Kızı Kristen Stewart

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu :: Kuleler :: Astronomi Profesörünün Odası-
Buraya geçin: