AnasayfaSSSKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Kaos'un gücü.

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Pade Kistler
Visientia
Visientia
avatar

Mesaj Sayısı : 875
Kan Durumu : Pure
Özel Yetenek : Telepati.

MesajKonu: Kaos'un gücü.   Cuma Mayıs 25, 2012 10:34 pm


*Şehir ışıklarının aydınlığında yıkanan terasın ortasında sanki beyaz gelinliği içindeki bir nergise bulaşan veba misali ortaya çıkmıştı kara gedik. Soğukkanlılığını korumaya çalıştığı yüzünden belli olan biri dışarı adım attı ve hemen ardından yere düştü, son bir refleks olarak ellerini altına alıp yüzünü sert zemine vurmamayı başarmıştı bu kişi. Adam yere düştükten bir müddet sonra geçidin dalgalanan yüzeyi, yeni bir misafire daha yol verdi ki bu yeni gelen cadı yerde yatan visientiayı sırtüstü çevirip yüzüne bir iki tokat vurmuştu. Adam hafiften sayıklar gibi olduğu sırada gediğin içinden bir tane daha yaratık çıktı, yeni dönüşüm geçirmiş olan bir vampire göre oldukça tehlikesiz göründüğü söylenebilirdi. Kızın alaylı sesi bir araba kornası ile bölündü, kısa fakat gergin geçen bir iki dakikanın ardından geçit bir kez ve bu sefer son kez dalgalandı. Terasa adım atan Quidditch oyuncusu, sporla geçen yılların kazandırdığı kalıp ve kurtadam olmanın kazandırdığı lanetli güçleriyle ve bunlar yetmezmiş gibi elinde, tehlike saçmaya hazır tuttuğu asasıyla ortamdaki gerginliği daha da arttırdı. Son gelenin ardından kapanıp visientianın zihnini gittiği derinliklerden azat eden geçit, en ufak bir ses bile çıkartmamıştı rüzgarın garip uğultusunu rahatsız edecek.

_________________
.


I have a mission, Wanna join?Click


Sürgündeyken:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://whisperofthemagic.yetkin-forum.com/t1248-pade-kistler
Gabriel Neithan



Mesaj Sayısı : 465

MesajKonu: Geri: Kaos'un gücü.   C.tesi Mayıs 26, 2012 2:04 am

Akşam yemeğinde yemiş olduğu tavuğun midesindeki asitlerle karıştıktan sonra oluşturduğu aromayı ağzının içinde hissedince durduğu yerde öğürdü büyücü. Böyle olacağını bilseydi gedikten geçmeyi denemezdi bile. Doğrulmaya çalıştı ama başının dönmesini de engelleyemediği gibi karşısındakilerin görüntüleri de birbirine girmeye başlamıştı bile. Yağmur kokusunu ciğerlerine dolduran derin bir nefes alıp bütün kuvvetini sırtını dikleştirmeye verdi. Kısmen bir savaş alanındaydı ve bu yaptığı tamamen delilikti. Nefes alıp verişlerini daha sık ve derin olacak şekilde ayarladığında karşısında şaşkın gözlerle kendisini izleyen iki suratın belirginleştiğini de fark etti. Tabii küçük kızın kendisine neden nefret ediyormuş gibi baktığını da bilmiyordu. Tuttuğu takımı filan yenmiş olabilirlerdi. Ya da kendisinin hissettiği bu şeyi… Nefret doğru kelime olmayabilir… Kız da hissediyor olabilirdi. Gayet normal görünmelerinin haricinde yaratıkta hala garip bir şeyler vardı. Ciğerlerine ve zihnine yolladığı o garip şeyi yapmaya devam ediyordu. “Ne yani? Size bir şey olmadı mı?” diye sordu, ufak bir öğürme krizine girerek. Kusma isteğini bastıran şey ise ufak kızın bedenini soktuğu savaş haliydi. Kaslarına giden kanı kontrol altına alabilmiş olsaydı daha rahat edebilirdi elbette ama nedense her an bir tehlike gelecekmiş gibi tetikteydi. Diğerlerine yeniden göz attı. Normallerdi. “Sizi bu şekilde…” arkasına dönüp içinden geçtiği gediği göstermek istedi ama gedik tamamen yok olmuştu. Sadece birkaç parça eşyadan başka bir şey göstermemiş oldu böyle. “Garip…” İkiliye döndü yeniden, suratında acıdan çok üzgün bir ifade vardı, istediği şeyi elde edemediği için. “Takip ettiğim için üzgünüm. Aslında değilim. Konumuz bu değil. Ama sorduğum soruların cevaplarını almam lazım. Hem, kim bu adam?!” Buraya geldiği andan beri yan gözle yaratığı kontrol ediyor olsa bile diğerlerini de unutmaması gerektiğini biliyordu. Kızdan tehlikeli olmaları kuvvetle muhtemeldi. Lora’ya dönüp eliyle zeminde yatan ve yavaşça hareketlenmeye başlayan patronunu gösterdi. Orada öylece yatarken hiç de tehlikeli görünmüyordu Visientia ve her türlü saldırıya karşı da savunmasız gibiydi. Belki Lora denilen kadın saldırgana ya da saldırganlara karşı engel olabilirdi ama ne kadar? Onun da bir sınırı vardı, değil mi? Lora’nın da bir Visientia olup olmadığını düşündü büyücü. Gerçi bu bir şeyi değiştirmezdi. O ırktan olsa bile fiziksel saldırılara karşı savunmasız olduklarını duymuştu. Ya da büyülere… Öyle bir şeydi. Deneyip bulmak için hiç uygun ortam değildi bu.

“Şunu yapmayı keser misin artık?! Yoksa o ufak kafanın bedeninden ayrılması mı gerekiyor?!” Ciğerlerine uygulanan baskı, nefes almasını zorlaştırıyordu ve normalde olduğundan çok daha sinirli bir hale sokuyordu Gabriel’ı. Yaratığa doğru dönüp elini ‘her ne yapıyorsan artık’ anlamına gelmesini düşündüğü birkaç hareket yaptı. Daha önce bu kadar rahatsız olmamıştı ve bu kızın yaptığı her ne ise içinde fokurdayan öfkeyi ve nefreti beslemekten başka bir işe yaramıyordu. Eğer sadece dolunay gecelerinde dönüşmüyor olsaydı daha ilk anda parçalamış olurdu diğerlerini. Asasını şu anda hiçbir işe yaramayacağını anladığında yeniden cebine sokuşturdu ama her an çıkartması gerekebileceği için de uzunca bir kısmını dışarı da bırakmıştı. Grubu görüş alanından çıkartmadan etrafı kolaçan etmeye başladı. Bir binanın teras katındaydılar ve rüzgar da uğulduyordu. Dışarıda hayatın devam ettiğini belli eden muggle sesleri de gelmiyor değildi ve bu da Gabriel’a farklı bir evrene gitmediklerini anlatıyordu. Bir nebze de olsa rahatlamıştı ama hala tehlikenin içindeki sıradan bir büyücüydü, içinde büyük bir öfke problemi olan yaratık yaşıyor olduğunu saymazsak. Onun da dışarı çıkmasına günler vardı, iksirini doğru zamanda almazsa. Gabriel dışında herkes güvendeydi yani.



*Hazır biraz ilham gelmişken yazayım dedim. Neyse böyle kısa bir şeyler yazdım filan. Öptüm say...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Pade Kistler
Visientia
Visientia
avatar

Mesaj Sayısı : 875
Kan Durumu : Pure
Özel Yetenek : Telepati.

MesajKonu: Geri: Kaos'un gücü.   C.tesi Mayıs 26, 2012 9:31 am

Sessizce yürüyordu Pade, zihninin derinliklerindeki trans aleminin garip atmosferinde. Her attığı adım duyularının bu dünyaya ait olmadığını gösterircesine suskundu ve ayaklarının altında hissetmesi gereken zemin sanki yok gibiydi. İsminin söylendiğini duyan-daha doğrusu hisseden- visientia etrafına bakındı, bu ruhsal bir ışıkla yıkanan ormanda ondan başka kimse yoktu, olamazdı da zaten. Gaipten sesler duyduğuna hüküm vermek üzereyken aklına, transa gömülmeden önceki son bir-iki dakikadan kesit kesit görüntüler üşüştü. Zihnine hükmetmek için çalıştığı yılların meyve verme zamanının geldiğine karar veren Pade uyanmak için sinyaller göndermeye başladı beynine. Ayağa kalkıp yatağına gitmeye yetecek kadar gücünün kalıp kalmadığını kontrol etmek istedi ve o anda geçidin hala açık olduğunu ve enerjisini Pade'in ta kendisinden aldığını dehşetle fark edip, önce onu kapatmaya karar verdi. Trans hali zihniyle bütün olduğu bir durum olduğu için emri vermesiyle geçidi kapaması bir oldu, kapanan geçit enerji emmeyi kestiği için üzerine çöken yorgunluk az da olsa etkisini kaybetmişti. Yavaş ve dikkatli bir şekilde gözlerini açan visientia, Lora'nın yine kendinden bekleneni yapmış olduğunu gördü. Vampir kızı kendisiyle birlikte gelmeye ikna etmiş olmalıydı, ne kadar doğru bir seçim yaptığını bir kez daha anladı böylece. Gerçi beklenmeyen bir misafir vardı terasta ve bir an buraya nasıl geldiğini merak etti, tanımadığı adamın. Hala yanında duran ve görünüşe bakılırsa Pade'i ayıltma işine ara veren güzel cadının zihnine uzandı, birçok sene süren ve geliştirilmesi bir visientia için çok önemli olan telepati yeteneğini kullanarak. Kadının garip bir şekil alan suratı zayıf durumda olmasına rağmen bağlantıyı başarıyla kurduğuna işaret ediyordu yerde yatmaya devam eden visientianın. Tabii kadının suratındaki ifade şaşkınlıktı ve büyük ihtimalle bir daha aynı ifadeyi göremeyecekti Pade gelecek zamanda kuracakları bağlantılarda. Mesafenin yakınlığı gerçekten çok önemliydi telepati kurmak için ve aralarında en fazla yirmi santim olduğu için kadına gönderdiği mesaj gayet açık bir şekilde iletilecekti ve bunun bilincinde olan visientia ilk zihinsel sohbetlerini başlattı.
“Lora, canım. Ayıldığımı belli etmemeni rica ediyorum zira şu an gerçekten çok zayıfım ve gücümü yeniden toplamam için bir müddet dinlenmem gerekiyor, şu an hissettiğin şey muggleların telepati diye adlandırdığı benim daha çok zihni sohbet diye nitelendirdiğim şey. Bana cevap vermek için zihninde kelimeleri şekillendirmen yeterli, tabii bu düşüncelerini okuyabileceğim anlamına gelmiyor. Şimdi ne yapman gerektiğini söyleyeceğim, öncelikle şu iri herifin neden burada olduğunu ve bizden ne istediğini öğren, bu arada sorduğu şeylere kaçamak cevaplar vermeye çalış. Ayrıca yeni arkadaşımızla bir ilgisi olup olmadığını öğren ve eğer bizim için tehlikeli olduğunu düşünürsen, bir şey yapma. Ben gerekli gördüğüm anda müdahale ederim, muhtemelen.”
Son kelimeyi aslında içinden söylemek istemişti fakat telepatinin kötü bir yan etkisi, sadece içinden söylediğin şeyleri iletmesiydi. Kadının cevabını alana kadar bağlantıyı sürdürdükten sonra zihnine uzandığı cadıyı azad etti bu garip sohbetten.

_________________
.


I have a mission, Wanna join?Click


Sürgündeyken:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://whisperofthemagic.yetkin-forum.com/t1248-pade-kistler
Lora Hawkins
Özel Öğretmen
Özel Öğretmen
avatar

Mesaj Sayısı : 124
Kan Durumu : Karışık.
Rp Partneri : Aramakla bulunmaz, bulanlar arayanlardır, asdfg.
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: Kaos'un gücü.   C.tesi Mayıs 26, 2012 7:17 pm

Genç vampirin, Pade'le ilgili yorumuna sırıtmadan edemedi kadın ancak adamın yüzündeki elleri neredeyse şefkatle hareket ediyordu. Visientayı bırakıp kızın sorularını en iyi şekilde nasıl cevaplayabileceğini düşünürken, zor kısmın henüz geride kalmadığına karar verdi kadın. Hedefini bulamamış okun şanslı bir tesadüf olduğunu düşünmüştü ilk anda ancak kız, bunu planladıklarına inanırsa son derece talihsiz bir tanesine de dönüşebilirdi. Aslında kesin bir şekilde saldırının planlı olmadığını da söyleyemeyeceğini fark etti Lora. Onun haberi olmadan Pade ayarlamış olabilirdi. Yalnızca bir gece önce tanıştığı düşünülürse adama gereğinden fazla güveniyordu muhtemelen. Gerçi başka bir seçenek var mıydı ki? Hogsmeade'de ne aradığını çözemediği quidditch yıldızı, geçitten çıkıp terasa adımını atınca, zihinsel yakınmasına bir son verdi kadın. Olaylar bir kez daha karışmaya başlayacak gibi duruyordu. Pade'in geçidinin adamda yarattığı etkiye gülümsemeden edemedi Lora. Kovalayıcı başına geleni gayet hakkediyordu ona göre. Aslında, adamın çıkmasından yalnızca saniyeler sonra geçidin yok olduğu düşünülürse yalnızca ufak bir mide bulantısıyla kurtulduğu için şanslı olmalıydı. Empati kurma becerisi fazlasıyla gelişmiş değildi Lora'nın ancak biri içindeyken portal kapanırsa yolcusuna neler olacağını düşünmek bile istemiyordu.

Olayların en çok karıştığı noktada onu yalnız bıraktığı için visientaya içinden lanet okumaya başlamıştı ki şaşkınlıkla, zihninde başka birine ait görünen bir varlığı hissetti kadın. Bir zihinefendarın saldırısına benziyordu bir noktaya kadar, hatta quidditch oyuncusunun zihinefendar olabileceğini düşünmüştü ancak kesinlikle zihinefendetle aynı şey olduğunu söyleyemezdi bunun. Bir an sonra, kafasında Pade'in sesini duyabiliyordu. Visientanın, haberinin olmadığı başka yeteneklerinin olup olmadığını merak etti kadın. Çaktırmamaya çalışsa da onlara alışmak kolay sayılmazdı hiç.
"O iri herif bir quidditch yıldızı oluyor ama bizden ne istediğini açıklamıyor elbette bu." Adamı ayıltmak için bir kez daha çabalıyormuş gibi yaparak, diğerlerine kıyasla daha sert bir tokat attı patronunun yanağına. Adamın canını acıtmayı amaçlamayan kadın bir çeşit prensip gereği hareket etmişti. "Bu 'canım' içindi. Gerçekten, bu konuda anlaştık sanıyordum." Pes etmişçesine gürültülü bir nefes alarak ayağa kalktı kadın ancak Pade'in yanında koruyucu bir tavırla durmaya devam etti. Adamın son 'muhtemelen'inin pek güven aşıladığını söyleyemezdi.

Visientanın da yalnızca saniyeler öncesinde kendisi hakkında aynı soruyu sorduğundan habersiz quidditch oyuncusu, Pade'i göstererek kim olduğunu sormuştu onun. Kızla kovalayıcının birbirlerinden pek de hoşlanıyor gibi görünmediklerini Hogsmeade'delerken de fark etmişti Lora ancak adam, kızı tehdit edene kadar fazla dikkat etmemişti buna. Yalnızca bir hoşlanmamanın ötesinde duruyordu bu. Bir kaşı havaya kalktı cadının. Garip. Ünlü adama sert bir bakış yollayan kadın visientadan uzaklaşmayı çok istemese de kıza doğru, korumacı bir tavırla bir adım attı. Geçide girmeden önce söylediklerini, tane tane tekrar etti.
"Kimse. Kimseyi. Öldürmüyor." Gelecek Postası'nın spor sayfalarında resmini gördüğü bir adamı azarlıyor olduğuna inanmak zordu. Adamın ünlü olduğu gerçeğini bir kez daha hatırlayarak, babasına bir oyuncak için yalvaran bir çocuk edasıyla gülümsedi Lora konuşmadan önce. "Büyük bir hayran olduğumu söyleyebilir miyim? Uygun bir zamanda bir imza alabilmeyi gerçekten çok isterdim." İçinde bulundukları durumda açması gereken ilk konu imza olmayabilirdi belki ama herkesin her an saldırıya hazır olduğu gergin bekleyişlere özel görgü kuralları falan olduğunu sanmıyordu pek. "Sorularını cevaplayabilmem için Gabriel –Gabriel diyebilirim, değil mi?- önce sana burada ne aradığını sormak zorundayım korkarım."
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Lisbeth Windsor
Vampir
Vampir
avatar

Mesaj Sayısı : 238
Kan Durumu : Safkan-dı. Birkaç ay öncesine kadar

MesajKonu: Geri: Kaos'un gücü.   Salı Mayıs 29, 2012 10:48 am

Geçidin kapanmasını beklerken yanıbaşında beliren siluet irkilmesine neden olmuştu. Bedenle birlikte ortamı dolduran kokunun değişmesi yine saçlarının diken diken olmasına neden olmuştu kızın. Bu adamda anlamadığı bir şey vardı; onu rahatsız eden, zorlukla bastırdığı tüm dürtülerini harekete geçiren, ısırmaya, öldürmeye duyduğu açlığı körükleyen bir şey ve bunun ne olduğunu anlayamamak çıldırtıyordu onu. Gözlerini kapatarak sakinleşmeye çalıştı. Şu an fevri davranmak ortamda zorlukla sağlandığı belli olan sükuneti bozardı. Karşısındaki tuhaf ikilinin kim olduğunu, ondan ne istediğini bilmeden saldırmak işleri daha da karıştırabilirdi üstelik böyle kalabalık bir gruba karşı tek başına hiç şansının olmadığını biliyordu. Yine de hala yakınında duran adama ters bir ifadeyle bakıp yeniden Pade’in üzerine eğilmiş olan cadıya döndü. Ortamdaki gerginlik öylesine somuttu ki, rahatsızlık veriyordu. Sessizlik sürerken hala adamı kolluyordu Lisbeth. Asasını sallayışı çok da etkilememişti kızı, daha önce de asalarla karşılaşmıştı, ancak son sözleri zaten patlamaya yer arayan öfkesini körüklemişti iyice. Bir anda adamın yanında bitip göğsünden ittiğinde yaşanan küçük arbedede güzel yüzü öfkenin etkisiyle yine çarpılmış, ürkütücü bir hal almıştı. Hırsla burnundan solurken sivrileşen köpek dişleri tehtidkar görünüyordu. “Sakın bir daha beni tehtid etmeye kalkışma!” Şimdi adamın kanının akışını hissederken arzusu daha da şiddetlenmişti. Tuhaf bir duyguydu bu. Dişlerini adamın şahdamarına geçirmek için sabırsızlanmasına rağmen tiksiniyordu da. Hastalıklı bir şeymiş gibi geliyordu adamın kanı, bozuk ya da bayatmış gibi. Daha önce hiç böyle hissetmemişti ve ne yapması gerektiğini bilemiyordu. Adam da onun hissettiklerini mi hissediyordu emin değildi; belki de yalnızca cüssesinin küçüklüğüne bakarak böyle cüretkar davranıyordu. Gerçekten de adamın iri yarı vücudunun yanında oldukça küçük ve zararsız görünüyordu. Aslında öyle sayılırdı, aç olmadığı zamanlarda ve bu gece o şanslı zamanlardan değildi. Üstelik öyle tuhaf bir gece geçiriyordu ki, sakin kalması mümkün değildi. Çabuk öfkeleniyor, saldırmaya yer arıyordu ve biraz daha oyalanırlarsa bu ortamdaki hiç kimse güvende olmayacaktı. Ondan hoşlanmasına rağmen Lora bile tehlikede sayılırdı. Çünkü beslenmediğinde tuhaf, histerik bir krize giriyor, kimi ısırdığının hiçbir önemi kalmıyor, iradesi üzerindeki tüm hakimiyetini yitiriyordu. Daha birkaç ay önce okulda sessiz sakin, kendi halinde bir kız olarak tanındığını düşündü. Kitap okumak onu yeterince memnun ediyordu. Arkadaşa ihtiyacı yoktu, kimseye ihtiyacı yoktu ki, çok sıcakkanlı birisi sayılmayacağı için hiçbir zaman çok arkadaşı olmamıştı. Lisbeth, insanken bile toplum dışı sayılırdı.

Adamı yok etmeye hazırken kadının geçitten geçmeden önce söylediklerini düşünerek bıraktı yakasını. Ondan uzaklaşırken de göz hapsinde tutmaya devam ediyordu. Güvenmiyordu çünkü. Kaynayan öfkesini kontrol etmekte zorlanırken çekilmiş dişetleri ısırmaya hazır olduğunu oldukça net bir şekilde ilan ediyordu. Tam da o esnada ne düşündüğünü bilirmiş gibi yanına seğirten kadını görmemezlikten gelerek adama bakmaya devam etti. Uyarının ardından sert bir ses tonu ya da onun gibi bir şey bekliyordu, kesinlikle Lora’nın söylediklerini değil. Duyduklarının şokuyla kadına dönüp baktı, inanamıyormuş gibi iri iri açılmıştı gözleri. “Burada neler olduğunu birisi bana anlatacak mı artık?” Sabırsızdı. Nerede olduğunu bile bilmediği bir evin terasında, zerrece tanımadığı, üstelik kendisini tehdit eden insanlarla aynı ortamda bulunmaktan ve her an başka bir sürprizle karşılaşmaktan sıkılmaya başlamıştı. Bir de Lora’yla bu kadar yakın olmak istemiyordu. Ne kadar yakın dururlarsa, açlığını o kadar derinde hissediyordu genç kız. Uzaklaştı ondan. “Emin ol şu an yakınımda durmak istemezsin.” Fısıltısı havaya karışırken kadın karşılarındaki adama ismiyle hitap ettiğinde gözlerini devirdi. Aman ne güzel! Burada herkes birbirini tanıyor olmalıydı ve bir tuzağa düştüğüne dair dürtüsü git gide kuvvetleniyordu. Herkesin rolünü bildiği bir oyunda doğaçlama oynadığını düşünüyordu artık. Konuk oyuncu, figüran, adı her neyse… “Birbirinizi tanıyorsunuz öyle mi? Aman ne güzel!” kollarını birbirinin içinden geçirip arkasını döndü. Sıkkın ve sinirli görünüyordu. “Peki birisi neden benim sorularımı yanıtlamıyor acaba?"
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Gabriel Neithan



Mesaj Sayısı : 465

MesajKonu: Geri: Kaos'un gücü.   Perş. Mayıs 31, 2012 11:27 pm

Lora’nın kendinden emin ses tonu büyücünün irkilmesine neden olmuştu, içinde bulundukları terası ve etrafını incelerken. Bakışlarını kadının yanından uzaklaşan ufak kıza kilitleyerek birkaç kısa adımla olduğu yerde ileri geri hareketlenmeye başladı. Midesinde yükselen akşam yemeğini kontrol altına alabildiğinden emin olduktan sonra küçük yaratığın kendisine çıkışını aynı şiddetle geri gönderebileceğine inanıyordu. Zaten istediği şeyleri öğrenmeden birisini, ya da bir yaratığı öldürmeyi de planlamıyordu Gabriel ama şu yerde yatan adamın her an kalkabilecek olma ihtimali de biraz çekingen davranmasına neden oluyordu. Birileri ölecekse, şu an ölmeliydi, gücünün sınırlarını tahmin edemediği o adam kalkmadan önce ama bunu yapacak gücü kendisinde bulamayacağından korkuyordu büyücü. Yaratık kendisine doğru nefretini gönderirken sivrilen dişleri Gabriel’ın zihninde şimşekler çakmasına neden olmuştu. Sıradan, insanları avlayan, şekil değiştirip küçük bir insan kılığına girmiş bir yaratık, ya da şeytan değildi karşısındaki, bir vampirdi, efsanelerden ibaret olan bir yaratıktı. Tıpkı kendisi, kendisinin de sadece efsanelerde olduğunu düşündüğü bir yaratık olması gibi… Ve bir kurtadam ve bir vampir, duyduğu her hikaye, her masal ve her efsanede can düşmanlarıydı. İçinde yükselen parçalama isteğini bastırmaya çalışarak Lora denilen kadına döndü. Kadını incelediği birkaç saat boyunca tanıdığı herkesten daha içten görünmüştü, büyücüye. Bunun altında bir şey aramalı mıydı, bilmiyordu. İstediğini elde etmeye çalışan biri olarak her şeyi yapabileceğine inanıyordu ve bu kadın da içten görünerek, ki bunu hiç zorlanmadan yapıyordu, istediği şeyi elde edebilirdi. Ama bu kadın ne istiyordu ki? Ya da yerde yatan bu adam? Kendisi ne istiyordu? Sadece bir yaratık ve ölüm haberleri için rahat yatağını terk etmiş olamazdı, değil mi? İçinden kendisine binlerce küfür ederken “Ne diye seslendiğinin bir önemi yok.” Elini ortaya doğru sallayıp bu isim ve seslenme konusunu geçiştirdiğini işaret etti. “İmza olayını halledebiliriz, neden olmasın. Tabii imza atabilecek bir halde olursam.” Ya da hayatta kalırsam, diye düşünürken yüzünü buruşturdu. Şu anda ölüp şu ufak vampire yem olma durumu her şeyden kötü görünüyordu gözüne. Kadının gözlerinin içine bakarak ona doğru yarım bir adım attı. Mantıklı bir cevap verebileceğini düşünmüyordu. Mantıklı değildi çünkü yaptıkları. Bakanlık’a karşı duyduğu nefret ve yaratıklara karşı duyduğu nefretin bir araya gelmiş hali ve bunların birbirlerini öldürüyor oluşlarının kendisine verdiği rahatlama hissi beyninin içinde var güçleriyle savaşmışlar ve bu sonuç ortaya çıkmıştı. Gelirken aklında hiçbir düşünce yoktu. Seherbazların ölmesini umursamıyordu, yaratığın ölmesini de umursamıyordu ama ölen masumlar da vardı ve bu Gabriel’ı harekete geçirmeye yetmişti de. “Aslında, buna verilebilecek pek mantıklı cevaplar var. Zaman geçirmeye çalıştığımı filan düşünme. Düşüncelerimi toplamam biraz zaman alıyor sadece, mantıklı bir düzene sokmak için uğraşılmalı tabii. Soru neydi? Niye buradayım? Şu adamın…” çenesiyle yerde yatan adamı göstererek tiksintiyle yüzünü buruşturdu. Bilmediği bir şeylerle uğraşmak istemiyordu. “…Ve senin, şu yaratık, pardon, artık vampir olduğunu da anlamış bulunuyorum, ki içimde dolaşan şeyi de sen yapmıyorsundur büyük ihtimalle değil mi, bir işler çevirdiğinizi düşünüyordum. Ki bu da asılsınız çıktı, ufak vampirin bir şey bilmediğini söylemesiyle. Sonuçta seherbaz olmadığınızı düşünüyorum. ‘Patronunun’ yaptığı birkaç şeyi gördüğümde de bu kanım iyice güçlendi. Ki bunlar konumuzla alakalı mı, bilmiyorum. Her neyse, buraya kadar gelmemin nedeni, ölümlerin bir son bulmasıydı. Her ne kadar Bakanlık çalışanı da olsalar, masum insanlar olabilirlerdi, ölenler.” Daha şimdiden neler dediğini unutmuştu bile. Saçmalamadığını umut ederek geldiği yere geri dönmek yerine vampire doğru bir adım attı, dudağının kenarı hafifçe yukarı doğru kıvrılırken gözlerini ufak kızın gözlerinin içine dikmişti. “Beni tanıyor olması doğal ama ben onu tanımıyorum, ya da şu adamı. Ya da seni, vampir. Ama bu kadına güvenebilirsin… Sonuçta şu anda hayatta kalmanı sağlayan tek etken o.” Sırtını dikleştirip ufak vampire göz kırptıktan sonra yüzü kıza dönük bir şekilde yeniden geriye doğru yürüdü birkaç adım attı, herkes görüş alanına girene kadar.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Pade Kistler
Visientia
Visientia
avatar

Mesaj Sayısı : 875
Kan Durumu : Pure
Özel Yetenek : Telepati.

MesajKonu: Geri: Kaos'un gücü.   Cuma Haz. 01, 2012 6:27 pm

Lora'nın durumu gayet iyi idare ettiğinin farkındaydı visientia fakat olaylar eğer o yokken daha fazla ilerlerse aklında belirmeye başlayan planı gerçekleştirmesi zorlaşacaktı. Bu yüzden adam sözlerini bitirdikten sonra yattığı yerde yavaşça doğruldu ve Gabriel'ın gözlerine baktı, seherbazlardan bahsederken tükürür gibi bahsetmişti ve bu da onu muhtemelen bakanlıktan hoşlanmayan biri yapıyordu. Şans büyük ihtimalle her zaman olduğu gibi Pade'den yanaydı, sınırlarını zorlamaya ve bu nereden geldiği belirsiz şansa güvenmeye pek alışmıştı. Adamın Lisbeth'den hoşlanmadığı aşikardı, neden hoşlanmadığı ise açıkladığı kadarıyla mantıklıydı ve genelde başkalarını ilgilendiren meselelere burunlarını sokmayan bu çarpık topluma aykırı biri olduğu belliydi. Ona hiç yararı olmayan insanların ölümünü araştırıyordu, ne aradığını merak etti bu adamın "bela" olabilir miydi acaba. Ona sunabilecek bir dolu belası vardı çünkü bu visientianın ve artık ayağa kalktığına göre şovu başlatmanın zamanı gelmişti. Lora'nın gözlerine bakıp zihni sohbeti yeniden başlattı, kadının da onayı ile.
"İstemeden de olsa bir kaos yarattım Lora ve şimdi bu kaosu nasıl kontrolüm altına alacağıma şahit olacaksın, tabii ters giden bir şey olursa bu egoist patronunu kurtaracağından emin olmalıyım."

Bu sefer içinden olumsuz şeyler düşünmemeye özen gösteren Pade, söyleyeceklerini söyledikten sonra kadına göz kırptı. Yaptığı bu hareket daha çok kendini ikna etmek için yapılmış bir hareketti. Gülümsemesi suratına yayılırken Lisbeth'in ve Gabriel'ın suratlarında ona karşı duyulan şüpheyi gördü, neden şüphe duymayacaklardı ki zaten. Her mantıklı insan böyle bir durumda Lora'dan değil Pade'den şüphelenir ve ona atardı böyle pis bakışları, tabii açlığın sınırlarında olduğundan şüphe duyduğu vampirin pek mantıklı bir "insan" olduğu söylenemezdi. Yine de buraya gelmesi bile başlı başına bir ileri adımdı Pade'e doğru atılan ve genç visientia bu adımın sahibini güzelce teşvik etmeliydi. Yapılı quidditch oyuncusu ile tezat oluşturan çelimsiz vampirin arasında bir yere kadar sakin adımlarla yürüdü, gücünün bir kısmını geri kazandığı için pek endişeli değildi. Gerçi ikisi birden saldırsa muhtemelen parçalara bölerlerdi Pade'i fakat böyle bir ihtimal pek olasılıklar dahilinde tutulmuyordu olumlu düşünmeye çalışan visientia tarafından. Önce Gabriel'a, sonra da Lisbeth'e bakıp konuşmaya başladı. Sesi garip bir şekilde yorgun geliyordu sözlerine başlarken fakat her bir kelime ile güçlenip, tutkunun kıvılcımlarıyla alev aldı yine aynı ses.
"Bayım, bu kız artık bizim korumamız altında. Birkaç masum insanı öldürdü evet doğru ama bunun nedeni çaresizliği ve kaybolmuşluğuydu fakat bundan sonra yalnızca onun ve bizim böyle acı çekmemize neden olan çarpık ruhlu pisliklerden beslenecek, biz-eldivensiz eliyle Lora'yı, Lisbeth'i ve kendini sırayla işaret etti- bu toplum tarafından dışlandık, onların başıboş bıraktığı bir vampir yüzünden bu masum kız dönüştü ve yine onların ihmalleri ve umarsızlıkları yüzünden biz böyle başkalaştık. İnanması zor gelebilir ama amacım, masumlara zarar vermek değil. Amacım azınlığın haklarını toplumunkilerden düşük tutan bakanlığı, o lanet heriflerin başına yıkmak çünkü benim dünyamda herkes eşittir. İster vampir olsun, ister visientia olsun, ister başka bir şey olsun, bu rüya gibi görünen düzeni kurmak için öncekini kurban etmem gerekecekse öyle olsun! Ama yolumda durup bana meydan okuyacaklara merhamet etmeyeceğim. Şimdi kendine sor, hangi taraf savaşmaya değecek ideallere sahip?"

Konuşması boyunca adamı izlemişti ve tabii Lisbeth'i de izlemişti, yavaş yavaş Lora ile küçük vampire doğru ilerleyip sözlerini noktalarken onların yanına varmıştı. Sonra kızın önünde bir dizi üzerine çöküp eldivensiz elini kızın omzuna koyan Pade güven verircesine gülümseyerek yeniden konuştu, bu sefer sesi sanki az önce etrafa tehditler savurup gürleyen kişininkiyle alakasız gibiydi.
"Merak etme, birazdan sana bol miktarda kan getireceğim."

_________________
.


I have a mission, Wanna join?Click


Sürgündeyken:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://whisperofthemagic.yetkin-forum.com/t1248-pade-kistler
 
Kaos'un gücü.
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Şehirler :: Diğer Şehirler :: Stockholm - Pade'in Binası-
Buraya geçin: