AnasayfaSSSKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Bağ.

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Marilou Sláine

avatar

Mesaj Sayısı : 209
Kan Durumu : Safkan.

MesajKonu: Bağ.   Ptsi Mayıs 07, 2012 3:25 pm

.......
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Marilou Sláine

avatar

Mesaj Sayısı : 209
Kan Durumu : Safkan.

MesajKonu: Geri: Bağ.   Ptsi Mayıs 07, 2012 8:51 pm

Bir gün gelir de unuturmuş insan
En sevdiği hatıraları bile
Bari sen her gece yorgun sesiyle
Saat on ikiyi vurduğu zaman
Beni unutma
Çünkü ben her gece o saatlerde
Seni yaşar ve seni düşünürüm
Hayal içinde perişan yürürüm
Sen de karanlığın sustuğu yerde
Beni unutma.

Siyah ceketine sarılmış olan cadı, sokak lambalarının altında ilerliyordu bir gölge gibi. Yaz olmasına rağmen hava soğuktu, gecenin bu saatinde olmasının normal karşılanacağı bir şekilde. Esen rüzgar saçlarını uçuşturup onları birbirine karıştırırken kukuletasını başına çekme fırsatı veren bir şeyler giymiş olmayı diledi. Büyücü gibi giyinmeyi... Bunca yıldır muggleların arasında kendini ve kanını deşifre etmeden yaşamayı başarmış olmasına rağmen özlüyordu çeşitli renklerdeki cübbeleri. En azından kapşonlu bir şeyler giyebilirdi ama o gidip bu ceketi seçmişti. Koyu renk saçlarını elleriyle dizginlemeye çalıştı. Kahküllerinin arasından geçirdi parmaklarını düzeltmek amacıyla. Başarılı olamayınca saçlarını tek eliyle kavrayıp sağ omzunun üzerinde bir araya getirdi ve sağ elinin parmaklarıyla saçlarını kavradı. Zaten birkaç adım sonra varacaktı Pergamoların malikanesine. Bu düşünceyle adımlarını hızlandırırken alnının üzerinde hala dans ediyordu kahkülleri.

Malikhanenin kapısına vardığında zile bastı kuvvetle, sanki o zaman kapıyı daha çabuk açacaklarmış gibi. Bir dakika kadar bekledikten sonra tekrar zile bastığında homurdanarak ona gelen yaşlı adamı henüz fark edebilmişti. Adam sanki özellikle bekletmişti kızı. Tanrı, bir armağan olarak son kez düşünme ve çekip gitme şansı vermişti Marilou'ya ama o bunu kullanmayacak kadar özlem doluydu. Kızına duyduğu özlem ile gelmişti buraya. Annelik duygusunun bağının verdiği güvenle... Bu, doğruluk payı pek az olan bir şeydi ne yazık ki. Asıl sebep yalnız kalmış olmasıydı. Daha önce de özlemişti biricik Madeline'ını elbette ama yalnızlık bu duyguyu şiddetlendirmişti sanki. Yalnızlıktan öncesinde olsaydı buraya kadar gelip bu kadar çaba harcamazdı. Onun kızı ile arasındaki tek bağ olan, ona bıraktığı oyuncakların, mektupların bulunduğu kutu arkadaşı Andrew ile birlikte bilinmezliğe karıştığından kızı ile buluşmasını kendisi ayarlamalıydı. Andrew, Knockturn Yolu'ndaki bir dükkanın sahibiydi, aylar önce ölmüştü ve cadı bunu henüz öğrenmişti. Ona bıraktıklarını aramasına dahi izin vermemişti dükkanın yeni sahibesi. Pis sürtük. Yaşlı adamın sesi onu düşüncelerinden ayırıverdi. Kahyanın ona patlamamasını söylerken takındığı huysuz ses tonu bu evde bir şeylerin değişmediğinin göstergesi olduğundan elinde olmadan sırıttı cadı ve adamın yanından geçip eve doğru yol alırken büyücünün arkasından azarlayıcı bir ses tonuyla sıraladığı cümleleri umursamadı bile. Aralık olan kapıya vardığında nezaketen tıklattı. O anda orada bekleyen kadın, Evaristo'nun annesi, kapıyı açıp şaşkın bakışlarla süzdü oğlu ile aynı yaşlarda görünen Marilou'yu. Bu saatte buraya gelmiş olmasının garipliğini ancak o zaman fark edebildi. Andrew'un önceden sahibi olduğu dükkandan çıkar çıkmaz buraya cisimlenmişti. Neyse, önemli değildi. Bu görüntüsüyle kim onun yirmi dokuz yaşında bir anne olduğunu düşünürdü ki? Kaçınacak bir şey yoktu. Abisinin eşi onu tanıyacak değildi. "Kabalığım için afedersiniz. Bu saatte gelmemem gerektiğini biliyorum ama Evaristo ile konuşmam gerekiyor. Bekleyemedim." Sevimli bir gülümseme çocuksu yüzüne yayılırken mahcup bir ifade ile kızarmıştı yanakları. Bunu yapan utanç değil, özel yeteneğiydi tabii. Utanma duygusu, böyle ufak tefek şeyler için ortaya çıkacak kadar gelişmiş değildi. O sırada aklına kendisi için aklında yarattığı sahte kimlik geldiğinden elini uzatıp kendisine hiç uygun bulmadığı ismi söyleyiverdi: "Marianne." Bu ismi seçmesinin nedeni, hem kendi ismi ile benzerlik gösterdiğinden unutma ihtimalinin düşük olması, hem de tanımadığı insanlara göstereceği sahte kız ile benzerlik göstermesiydi. Kadın soğuk bir tavırla başını salladıktan sonra ismini söyleme lütfunda bulundu ve ardından kahyaya döndü. "Marianne'i oğlumun odasına götür." Marilou -ya da Marianne, her neyse- içten bir tebessümle beraber aynı içtenlikle teşekkür ettikten sonra kahya onu yolunu zaten bildiği odaya götürmesine izin verdi.

Yeğeninin odasının kapısına vardıklarında ona eşlik eden adam saygılı bir tavırla kapıyı tıklattıktan sonra küçük beye müsait olup olmadığını sordu. Evaristo'nun sesi kulaklarına "Eğer beni sadece boxerla görmek senin için sorun değilse evet." cevabını getirdi. Adam tam çocuğa tekrar seslenecekken kız kıkırdayıp onun için sorun olmadığını söyledikten sonra odaya daldı. Evaristo'yu yatağında -söylediği gibi- sadece boxerıyla bulan cadı bu durumu garipsemekten çok uzak bir tavırla kapıyı yaşlı büyücünün yüzüne kapatıp dudak hareketleriyle kapıyı kilitleyip kilitlemeyeceklerini sordu ancak cevabını beklemeden kapının kilidini çevirmişti bile.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Evaristo Pergamo

avatar

Mesaj Sayısı : 98
Kan Durumu : Safkan.
Rp Partneri : Everybody dance now.

MesajKonu: Geri: Bağ.   Salı Mayıs 08, 2012 8:47 pm

Ben senin en çok sevgi dolu yüreğini sevdim
Tüm çocuklara kanat geren anneliğini
Nice sevgilerin bir pula satıldığı bir dünyada
Sensin, her şeyin üstünde tutan sevdiğini.

Duştan çıktıktan sonra boxerını üzerine geçirdi ve bornozunu yere bırakarak dolabından kaptığı bir havlu ile saçlarını kurulamaya girişti. İşini bitirdiğinde odasına geçti. Cephesinden midir, nedendir bilmiyordu, çok sıcaktı burası. Yaz dahi olsa gecenin bu saatinde biraz da olsa soğuk olmalıydı evin için. En azından bu kadar sıcak olmamalıydı. Penceresini açmayı düşündüyse de henüz o kadar deli değildi çocuk. Kendini yatağa bırakıp ellerini başının altına koyduktan sonra gözlerini tavana dikti. Duştan sonra üzerine çöken uyuşukluk, zihninin boşluğundan faydalanarak onu hayal alemine çekmişti. Kendini şu an ondan üstün olan her şeyin üstünde -babasının, annesinin, bütün Pergamoların ve hatta Sihir Bakanlığı'nın- gördüğü bir hayalin ortasındaydı. Sihir bakanıydı. Hayattaki en büyük amacı buydu. Ne bir aile, ne kız arkadaş, ne sevgili... Eş, dost, arkadaşlık önemli değildi onun için. En çok istediği şeyin güç olduğunu biliyordu.

Hayalinin ortasında kapının tıklatıldığını duyduğunda iç çekti. Bu arada malikhanenin kahyası müsait mi diye sormuştu. "Eğer beni sadece boxerla görmek senin için sorun değilse evet." Muzip cümlesi sırasında mimiklerinde hiçbir değişim olmaması garipti ama genç adam bunu çoktan aşmıştı. Ailesinin veya çalışanlarının yanında gülümseyen biri değildi. Oysa okulda görmek lazımdı çocuğu. İnsanları etkilemek için neler yapıyordu, oyunculuk yeteneğini ne kadar yararlı(!) işler için kullanıyordu. Söylediği cümleden sonra kahyanın kendisini bir süre, en azından on dakika, rahatsız etmeyeceğini umuyordu ama beklediği gibi olmamıştı. Kapı birkaç saniye sonra açılmış ve hemen ardından geri kapanmıştı. Adamın ne istediğine bakmak için dirseğinin üzerinde doğrulduktan sonra gelen kızı gördüğünde oldukça şaşırmıştı büyücü. Bu kızı hiç görmediğine emindi ama bir şekilde tanıdık bir his barındırıyordu kızın davranışları. Muzip bir tavırla sırıttıktan sonra tam kendinden beklenecek tarzda cümleleri üzerinde bir saniye olsun düşünmeden salıverdi kelimeleri. "Kapıyı kilitlemenin nedeni sevişmek istemen mi acaba?" Densizlik olarak görünebilecek olan bu cümlesi, ona şu ana dek aşılanmış olan özgüvenden kaynaklanıyordu. Bunun üzerinde de düşünmedi ve kızı incelemeye başladı. İri gözleri, onların üzerine kadar gelen kahkülleri ve incecik dudaklarıyla seksi olmaktan oldukça uzaktı ama çekici olmadığı kesinlikle söylenemezdi. Kıza doğru çekildiğini hissederken bunu görmezden gelip bedenini serbest bıraktı ve tekrar tam anlamıyla yattı yatağına.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Bağ.
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Şehirler :: Roma-
Buraya geçin: