AnasayfaSSSKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Kompartıman 17

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Johann Rainhard

avatar

Mesaj Sayısı : 203
Kan Durumu : Safkan

MesajKonu: Kompartıman 17   C.tesi Mayıs 05, 2012 4:42 pm

    Donuk ama canlı bir yüz ifadesiyle arşınladı vagonun tir tir titreyen koridorunu. Attığı her adımda neredeyse bir kompartımanı geçiyor, aynı zamanda yan gözle bomboş bir tanesini arıyordu. Sonunda diğer vagona geçmesine gerek kalmadan, en uçtaki on yedi numaranın boş olduğunu fark ederek ahşap kapıyı iki yana ayırdı ve kendisiyle beraber sandığına da sürükledi peşi sıra. Sert malzemeli ağır sandığı tek hamlede kaldırıp uzun boyunun avantajıyla yukarıdaki bagaj kısmına rahatça yerleştirdi ve açık kalan kapıyı sertçe kapadı. Onun içeri girdiğini gören varsa bu tavrını fark edip pek yanaşmak istemeyecekti. Rengi solmaya başlamış açık kahverengi koltuğa kendini bırakıp yavaşça cam kenarına yanaştı. Bu sırada kulak tırmalayan ilk düdüğü duyulmuştu trenin. Yüzünde yarı tehditkar bir ifadeyle kapıya doğru bakındı. Gelen geçen yoktu artık. Cüppesinin iç cebinden incecik rulo haline getirilmiş parlak parşomeni çıkardı ve hayatı boyunca yüzlerce defa gördüğü o mührü çıkararak ruloyu açtı. Her zamanki gibi -kraliyet- ailesinin klasik ve ağdalı laflarından oluşan, öz babasınınsa sade son son cümleleriyle son bulan, başarı dileyen bir mektuptu bu. Her sene öncesinde eline tutuşturulurdu bu. Ufak bir gelenekti yüzyıllardır. Tabii ilk bir-iki seneden sonra ailenin her üyesinin mektupla ilgili heyecanını kaybettiğine emindi Johann. Kağıdı kabaca rulo yapıp cebe geri tıkıştırırken kapının zorlanıp açılmak üzere olduğunu gördü. Camın arkasından ona bakan, tüm okulda yüzünü görmeyi isteyeceği tek kişinin suratıydı. Büyücünün sert mizaçlı kaşları kalktı memnuniyetle.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Fia Righelli
Slytherin VI. Sınıf
Slytherin VI. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 91
Kan Durumu : Safkan.
Özel Yetenek : Çatalağız.

MesajKonu: Geri: Kompartıman 17   C.tesi Mayıs 05, 2012 6:06 pm

    "Onu özlemişsin Fia!"
    "Saçma saçma konuşma Lomadriethiel!"
    Roma'daki Risurrezione Şatosu'nda, eşyalarını sandığına yerleştiriyordu ikiziyle arasında bu diyalog geçtiğinde. Esmer cadı, Fia'nın odasındaki makyaj masasının üzerinde bacak bacak üstüne atmış oturuyor, bir yandan da uzun tırnaklarını törpülüyordu. Giydiği menekşe rengi kısa cübbenin etekleri, yerlere kadar uzanan açık pencerelerden ve balkon kapısından içeri giren rüzgarla savruluyordu. Fia ise omuzlarına dökülen saçlarını özenmeden tepeden topuz yapmış, bir şort ve bluzden oluşan pijamasını çıkarmaya tenezzül etmemişti. Otuz dakika içinde King's Cross'ta olması gerekiyordu. Yanındaki kumaş yığınından geriye sadece bir iki cübbe kaldığını görünce memnuniyetle iç geçirdi cadı.

    "Öyle işte Fia! Bütün yaz susmadın."

    Lomadriethiel'i susturmasının mümkün olmadığını biliyordu Fia. Sıkıntıyla gözlerini devirdi. Kardeşinin onunla eğlenmesine göz yummasının tek sebebi Beauxbatons'taki İspanyol çocuğun bahsini aile toplantılarında açıp onu rezil etmesiydi. Lomadriethiel, Fransa'yla ilişkilerin görüşüldüğü toplantıda kıpkırmızı kesildiğinde intikamının acı olacağını söylemişti ve Fia ikizini biraz olsun tanıyorsa; L.'in bu yaptığı sadece başlangıçtı.

    "Her zaman anlattığım şeyler işte L., biliyorsun."

    Lomadriethiel oturduğu yerden kalktı ve gelip Fia'ya sarıldı. Kızıl cadı ona karşılık verdi. Saçlarının kokusunu içine çekti kardeşinin ve yanağına bir öpücük kondurdu.

    "Noelde görüşürüz ikiz. Seni seviyorum."

    Ona gülümsemekle yetindi Fia. Lomadriethiel arkasını dönüp dışarı çıktı ama bir saniye sonra alaycı sesi duyuldu sahanlıktan.

    "Fotoğrafının yatağının altında olduğunu biliyorum Hell!"

    Fia yatağının ucundan sarkıp altına baktı. Zümrütlerle süslenmiş gümüş çerçeve ondan yarım metre kadar uzakta duruyordu. Uzanıp çerçeveyi eline aldı. Yalnızca yarım saat sonra göreceği yüz ona sevecen sevecen gülümsüyordu.

    ***

    Yirmi dakika sonra, onu King's Cross'a cisimleyen hizmetçiyi başından savmış, 9 ve 10. peronların arasındaki duvardan geçip peron 9 3/4'e gelmişti. Adının Robert olduğunu hatırladığı yedinci sınıf bir Ravenclaw sandığını trene çıkarmasına yardım ettiğinde ona baştan çıkarıcı bir gülümseme gönderdi Fia.

    "Yazın iyi geçmiştir umarım Prenses?"
    "Teşekkürler Robert, harikaydı!"

    Çocuğun cilveli cilveli gülümseyen yüzünün birden düştüğünü görünce kaşlarını kaldırdı Fia.

    "Adım Maxim, Fia."

    Boş bir kompartıman bulana kadar sandığını yanında sürüklemek zorunda olmasaydı bir kahkaha patlatıp giderdi Fia ama ağır sandık çocuğun elinde daha fazla kalacak gibi görünmüyordu.

    "Iı, ikizin vardı değil mi Max?"

    Gülümsedi şirin şirin cadı. Hiç şansı yoktu. Çocuk tek kelime etmeden arkasını dönüp gittiğinde dar koridorun ortasında, taşıması gereken koca bir sandıkla kalmıştı. Okkalı bir küfür savurdu. Hogwarts'a geldiklerine, Şölen'in ortasında Ravenclaw masasına bir kaç yüz fare göndermeyi zihninin bir köşesine not etti.

    Arkasında sürüklediği sandığını bir kompartımanın önünde bırakmayı başarmasının tek sebebi cebine bir şeyler tıkıştıran Johann'ı görmesiydi. Kompartımanda tek başına oturuyordu. Saçlarını önünden çekip kapıyı açmaya çalıştı ve yardım istediğini söylemek istercesine Johann'a baktı. Fia'ya, gecenin karanlığında bile gökyüzünü hatırlatan mavi bakışlar kendi kehribar rengi gözlerine değdi. İçinde bir şeylerin hareketlenip gırtlağına dayandığını hissetti cadı. Johann kapıyı onun için açtı ve Fia elinde olmadan çığlık atıp büyücünün kollarına atladı. Ansızın patlak veren bu sevgi gösterisinin tuhaflığının farkında bile değildi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Johann Rainhard

avatar

Mesaj Sayısı : 203
Kan Durumu : Safkan

MesajKonu: Geri: Kompartıman 17   Ptsi Mayıs 07, 2012 7:38 pm


    Bugün görüp görebileceği en güzel kişiyle karşılaşmış olmanın verdiği fani tadı daha kapıyı açmadan almış olan büyücü, zorlanmadan yana ittirdiği suntanın ardında duran cadıyı bir saniye içinde kendi kolları arasında ve boynuna sarılmış halde bulmuştu. Kıza nazaran oldukça iri kolları iki yana açık bir halde kala kalmıştı cadı kıpırdayana kadar. Fakat ne o, kızın bedenini bırakmak istemiş ne de kız yaptığı bu ilginç sevinç gösterisini sonlandırmak istemişti. Buna karşılık kızın ince beline yavaşça sarılan Johann'ın onun belirginleşmeye başlamış dişisel vücut hatlarını fark etmemesi imkansızdı.

    "Daha bir ay olmamış mıydı görüşeli ?" diye takıldı ihtiyatlı ve soğuk bir gülümsemeyle. Aslında Fia'yı kendi malikânelerinden birinde misafir etmek isterdi ama krallık aileleri çocuklarının birbirlerine gidip kalmaları fazla dikkat çekecek bir olay olurdu. Bu yüzden okula uğrama, arkadaşlarla görüşme bahanesiyle kısa bir İngiltere görüşmesi yapmakla yetinmek zorunda kalmışlardı.

    Kızın gül rengi -bu düşünceyi ona belki de kızın parfümünün kokusu hatırlatmıştı- yanağını hafifçe öptükten sonra onu yere indirdi ve arkasında unutulmuş bir vaziyette bekleyen iri valize yöneldi. Üzerinde kocaman, süslü bir arma bulunan ve neredeyse Fia kadar olan kütleyi kaldırıp kendisininkinin yanına yerleştirdikten sonra karşıdaki koltuklardan birine bıraktı kendini. Az öncekinden farklı olarak yüzünde yarı umursamaz, çarpık bir gülümseme vardı. Elini hemen dibindeki boşluğa ardı ardına vurup Fia'nın gelmesini işaret etti. Kız yanına çöktüğünde dışarıya, yanlarından su gibi akıp giden manzaraya bakmaktaydı Alman büyücü.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Fia Righelli
Slytherin VI. Sınıf
Slytherin VI. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 91
Kan Durumu : Safkan.
Özel Yetenek : Çatalağız.

MesajKonu: Geri: Kompartıman 17   Perş. Mayıs 10, 2012 12:57 pm

    Mutluluk, Fia'nın pek fazla tadabildiği bir his değildi. Eh, evet; hayatı rahat geçiyordu, istediği neredeyse her şeye sahipti. Tonlarca kıyafet ve mücevher, ondan hoşlanabilecek hoş çocuklar, itaatkar hizmetkarlar, ailesinin bitmek bilmeyen ilgisi, harika arkadaşlar ve ona yakışacak düşmanlar, sahip olabileceği en mükemmel ikiz kardeş ve sahip olacağına gönülden inandığı bir ülke; uğruna savaşacağı bir gelecek… Evet, Fia kendinden ve hayatından memnun bir cadıydı. Mutluluğu pek fazla tatmamasına rağmen, hayatında her daim tatmin olacağı, haz duyacağı bir şeyler vardı. Kollarını Johann’ın boynuna doladığında bocalaması bu yüzdendi belki de.

    Göğsünün ortasında, karnına yakın bir yerlerde bir sıcaklık vardı sanki; etrafa ışık saçan bir sıcaklık. Ve tuhaf ama burnu sızlıyordu. Bu biraz Lomadriethiel’i aylar sonra ilk kez gördüğünde hissettiklerine benziyordu. Mutluydu… Johann’ın güçlü kollarının onu belinden kavrayıp sardığını hissetti. Alman büyücünün nefesini boynunda duymasaydı, sonbahar yapraklarını andıran saçları onun nefesiyle hareketlenip kulağını gıdıklamasaydı, bedenini ele geçiren duygusunun sadece mutluluk olduğunu düşünmeye devam edecekti. Farklı bir şeyler vardı bu histe. Fia bir anlığına onu şehvetle karıştırdı ama bu düşünce geldiği hızla gitti aklından.
    Burnuna pudra şekeri kokusu geliyordu ve Kaymak Birası tadı vardı damağında. Sahi, Johann kokusunu içine mi çekmişti, yoksa ona mı öyle geliyordu? Elinde değildi Fia’nın; yüzünü onun boynuna dayayıp derin bir nefes aldı. Parfümünün gizlemeyi başaramadığı, teninin kokusunu duydu: Ferah ama yoğun ve daha fazlasını istemesine sebep olacak kadar rahatlatıcı. Johann’ın parmaklarını saçlarının arasında hissetmesinden bir an sonra, ismini koyamadığı o yeni hissi buldu.
    Fia huzurluydu.
    Bu o kadar uzun zamandır hissetmediği bir şeydi ki, kelimenin tam anlamıyla dehşete düştü cadı. Şaşkınlığının, huzurunu bozmasından korkarcasına, anlam veremediği bir açlık hissiyle daha sıkı sarıldı büyücüye.
    Johann’ın şakayla karışık iğnelemesine cevap verirken sesi boğuk çıktı, burnu hala büyücünün köprücük kemiğindeydi.

    “Kes sesini!”

    Birkaç saniye sonra ayakları yeğe değince, ayrılma vaktinin geldiğini anladı Fia. İstemeye istemeye bedenini ondan uzaklaştırmak için bir adım gerilemeye çalıştı ancak Johann’ın buna niyeti yok gibiydi. Çocuğun dudakları yanağına usulca değip, Fia’nın ağırlığını uzunca bir süre hissedeceği bir öpücük bırakmadan önce onun gülümsediğini gördü. Memnuniyetle iç geçirip büyücünün, sandığıyla ilgilenmesine izin verdi.

    Gerçekten bir ay olmuş muydu onu görmeyeli? Fia’ya, her gün baykuşların canını çıkarırcasına mektuplaşmalarına rağmen, çok daha uzun sürmüş gibi geliyordu. Oysa özenle derlenmiş tam yirmi yedi mektubun sandığına gizlenmiş olduğunu biliyordu. İster istemez gözleri Johann’ın sandığına kaydı. Onun da yanında mıydı acaba Righelli mührü basılmış mektuplar? Tren gürültüyle sallandı ve kendine getirdi kızıl cadıyı. Kız, hemen büyücünün yanına kuruldu ve tatlı tatlı gülümsedi. Johann ise onunla ilgilenmiyor, hızla akıp giden kırları izliyordu pencereden.
    Boğazını temizledi Fia ama beklediği ilgiyi göremedi. Bekledi bir süre, belki bir şeylerdeydi büyücünün aklı, Fia insanların düşüncelerini bölmeyi sevmezdi. Dakikalar geçip gittikçe sabırsızlandı cadı ve aniden gelen isteği bastıramayıp Johann’ın omzuna elinin tersiyle vurdu.

    “Benimle ilgilen Johann!”


Bu seferlik böyle dandik olsun, telafi ederim.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Kompartıman 17
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Sihir Dünyası - İngiltere :: King's Cross Tren İstasyonu :: Hogwarts Ekspresi-
Buraya geçin: