AnasayfaSSSKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Minnoşlar

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Courtney Rodger
Ravenclaw VI. Sınıf
Ravenclaw VI. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 99
Kan Durumu : safkan
Rp Partneri : Sir Moustache

MesajKonu: Minnoşlar   Paz Nis. 29, 2012 5:34 pm

Courtney Rodger&Conerus Hell Greyn&Bjørn Devereaux



    Koyu kırmızı rujunu sürerken çok dikkatliydi Courtney. Uygunsuz dercede süslü giyinmişti ortam için ama kendine engel olamadı. Dar siyah elbisesinin altına rujuyla uyuşan kırmızı topuklu ayakkabılar giydi. Bu şekilde Bjorn’ün karşısında aptal kız imajını muhtemelen koruyabilirdi. Kim normal bir günde böyle giyinirdi ki sonuçta. Yatakhaneden ayrılıp Bjorn’u bulmak için Hogwarts arazisinde ava çıktı. İkinci durağı olan göl kenarında buldu hüzünlü aşığı. Conerus’un Azkaban’dan serbest bırakıldığı haberini almadan önceki halini hatırladı Courtney. Pek bir farkı olduğu söylenemezdi. Tahliye edildiği gün haberi alır almaz elinden geldiğince çabuk gitmişti Courtney, Conerus’un yanına o kadar çabuk gitmişti ki spor ayakkabılarını topuklularla değiştirmeye bile yeltenmemişti. Geçirdiği bir hafta bile çok şey götürmüştü Conerus’tan zayıf ve bitkin düşmüş hali Courtney’nin göz yaşlarının süzülmesine neden olmuştu. Mutluluktan ağladığını söylemişti, zaten mutluluktan ağlıyordu gerçi ama dostunu o halde görmek de içini parçalamıştı ve ne hissettiğini bilmiyordu. Conerus’un kafe açma fikrini duyunca büyücünün yardım istemesine fırsat vermeden yardım edeceğini söylemişti. Courtney’nin sade ve sevimli konsept fikri Conerus’un renklilik konseptiyle birleşince sevimli ve rengarenk bir kafe çıkmıştı ortaya. Renkler göz yormanın aksine insanın içini kıpır kıpır ediyor ve enerji saçıyordu. Bütün bunları düşünürken bir ağacın kenarında kalmış olduğunu fark etti Courtney. Bjorn’e nasıl yaklaşacağını bile bilmiyordu. Çocukla en ufak bir konuşmuşluğu dahi yoktu ve muhtemelen binadaşlarının yüzde doksanı gibi Bjorn de aptal Courtney’den nefret ediyordu. Hızlı adımlarla çocuğa yaklaşırken konuşmaya başladı. “Şimdi bu işi ikimiz için de çok daha kolay hale getiricem. Hayır, hayır cevap verme lütfen zaten uzun bir yolculuğumuz var. Silencio!” Yol boyunca sorular içinde kalmak veya muhabbet etmek zorunda kalmak istemiyordu. Çünkü Bjorn gerçek Courtney’i bilmeli mi yoksa bilmemeli mi hala karar verememişti. Çocuğu kollarından tutup ayağa kaldırdı, büyücü şaşırmıştı ama karşı koymuyordu. Karşı koyacak gücü olmadığını ve uğraşmak istemediğini biliyordu Courtney, çünkü aynı evreden geçmişti. Büyücünün gözlerini çantasından çıkardığı mavi fularla bağladı ve kolundan Hogsmeade’e doğru sürükledi. Bu sırada beklenmedik herhangi bir durum için çaktırmadan Bjorn’un cebinden asasını almıştı. Büyücü karşı koysa napardı bilmiyordu çünkü bu şekilde bile yol almaları fazlasıyla zordu.


    Kafeye vardıklarında Courtney, Bjorn’ü kendinden bir adım önde tuttu ve arkasından gözündeki fuları çözerken Conerus’a göz kırptı. Conerus yerinde duramıyor gibiydi, sonunda aşıkların buluşma günü gelmişti. “Ben burada değilmişim gibi davranın.” Courtney cümlesini tamamlayamadan çift çoktan aralarındaki mesafeyi kapatmıştı. Courtney hiç gelmemiş gibi kafeden ayrıldı. Çifti yalnız bırakmak en doğrusuydu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Nathan Charious
Ravenclaw V. Sınıf
Ravenclaw V. Sınıf


Mesaj Sayısı : 128

MesajKonu: Geri: Minnoşlar   Salı Mayıs 01, 2012 11:03 am

    Ne kadar geçmişti bir hafta? İki hafta? Artık sayamıyordu. Beyni artık hepsine birden yetişemiyordu. Sadece Conerus’un orada, ondan uzakta olduğuna odaklanmıştı. Beynindeki diğer bütün düşünceleri, bilgileri ulaşamamak için resmen çevresini kalkanla kaplamıştı. Buna bir son vermesi gerektiğini de düşünebiliyordu ama iş icraata geldiğinde, yine bir ölüden farksız oluyordu. Yavaşça bütün taşın üstüne oturup, mavi gözlerini, gözleriyle yakın tondaki göle dikti. Hogsmeade’de gitmiyordu. Doğal değil miydi? Bütün anıları oradaydı, oraya gidip hepsini tekrar tekrar uzandırmaya gerek yoktu zaten şu an yeterince acı çekiyordu. Kafasının içerisinde kendisinin olmayan bir ses tonu dönüp duruyordu. Üstelik cümlelerin içerisinde Conerus kelimesi yoktu. Düşünce dünyasından çıkıp arkasına dönmesiyle büyüyü yemesi bir olmuştu. Zaten ses çıkartamayacak olan bedenine, büyü yapılmış diyemezdiniz. Kolundan çekip götürülüyordu. Bedeni, buna bile tepki vermiyordu. Kendisine söylenen hiçbir şeyden hoşlanmayan genç büyücü, esmer cadıya itaat ediyordu. Bir süre sonra mavi gözlerinin üzerine göz kapaklarından ayrı bir cisim, bir bez parçası geçirilmişti. Belki Conerus’un gözlerini karanlıkta göremezdi. Umutla beklerken, orada olduklarını, aslında Bjørn’dan hiç ayrılmadıklarını fark etti. Dikkatinin dağıldığı zamanlar, bir alçalıp bir yükselen insan seslerini duyduğu ve ayağının altındaki zeminlerin sürekli değiştiği zamanlardı. Sonunda yavaşladıklarını ve yavaşça durduklarını fark ettiğinde ayağının altındaki zemin, en son değiştiği zamanki gibi sertti. Kafasının arkasında düğümlenen bölge yavaşça açılarak gözlerinin önündeki karanlık perde kalktı. Birkaç dakika etraftaki renk cümbüşüne alışmaya çalışan gözleri kısılmıştı. Ama bu oldukça kısa bir zaman dilimi içerisinde gerçekleşmişti, daha sonraki birkaç saniyede karşısındaki adamla aralarındaki mesafeyi kolayca kapattı. Adamın kafasını gördüğü saniye, beynine daha emirler hücum etmeden kendisini onun kollarında bulmuştu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Conerus Hell Greyn
Cørn Cafe Sahibi
Cørn Cafe Sahibi
avatar

Mesaj Sayısı : 78
Kan Durumu : Melez.
Rp Partneri : Bjørn Devereaux.
Yaş : 22

MesajKonu: Geri: Minnoşlar   Salı Mayıs 01, 2012 12:58 pm


    Rengarenk bir şekilde dizayn edilmiş kafesinin önünde heyecanla beklerken, sonunda onları görmüştü. Courtney ve Bjørn. Ah, Courtney onun gözlerini bağlamıştı ve çocuğu bir nevi, "sürüklüyor" gibiydi. Bjørn'ün mavi gözlerini göremese de onlarda hüzün ve şaşkınlığın bir arada olduğunu hissedebiliyordu. Yanına ulaştıklarında Conerus, kızın, Bjørn'ün gözüne bağladığı bez parçasını çıkarmasını heyecanla izlemişti. Çocuğun mavi gözleri bir kafe bir Conerus üzerinde gidip gelirken, Conerus gülümsüyordu. Bir an onun orada olduğunu fark edememiş gibi görünüyordu çocuk. Ancak birkaç saniye sonra birbirlerine sarılır durumda bulmuşlardı kendilerini. Conerus, Courtney'nin gülümseyen yüzüne bir göz kırpmasıyla cevap verdikten sonra geri çekilmişti ve çocuğun dudaklarıyla buluşturmuştu kendi dudaklarını. Uzun süredir sarılamadığı o vücudun, öpemediği o dudakların, tutamadığı o elin, bakamadığı o mavi gözlerin hasretini çekiyordu ve işte, sonunda bu hasret bitmişti. Aslında çıkalı iki gün falan oluyordu ancak Conerus, ışık hızıyla kafe dizayn etmekle meşguldü ve Courtney olmasa bu kafe o an hazır olmazdı büyük ihtimalle. Azkaban'dan çıkar çıkmaz Bjørn'ün yanına koşmadığı için kendisini kötü hissetmiş olsa da, iki güncük daha dayanabilmişti bu hasrete ve kafeyi bitirmişti. Kafenin ismini "Cørn" koymuştu. Aslında başta B&C düşünmüştü ancak Cørn ona daha hoş gelmişti, ikisinin isimlerinin birleşiminden oluşan bu ismi daha çok sevmişti. Sonunda dudakları çocuğun dudaklarından ayrılınca gülümseyerek geri çekilen Conerus, eliyle arkasında duran kafeyi ve tabelayı gösterdi. "Sürpriz!" Çocuğun elinden tutup onu kafenin içine soktu ve etrafı incelerken şaşkınlığının gitmesini bekledi. Kafe dizaynının oldukça hoş olduğunu ve onları yansıttığını düşünüyordu Conerus. Courtney sade bir şeyler istemişti ancak Conerus, rengarenk olmasının daha çekici olacağını düşünmüştü. En sonunda da süslü ancak bir o kadar da sade, aslında süslüden çok renkli bir kafe çıkmıştı ortaya. Çocuğun yüzünü ellerinin arasına aldı birkaç dakika sonra, kafeyi yeterince incelediğini düşününce. "Seni çok özledim," derken çocuğun dudaklarına bir öpücük kondurmuştu. "Gördüğün gibi sözümü tuttum, geri geldim. Aslında nasıl çıktığım hakkında en ufak bir fikrim yok ancak birkaç iyilik meleğinin yardımı olduğunu düşünüyorum. Her neyse. Yine beraberiz ve burası da, bizim kafemiz." Çocuğun sessizliğinin sebebini neden sonra anladı ve asasını cebinden çıkarıp büyüyü kaldırdıktan sonra yerine koydu.


En son Conerus Hell Greyn tarafından Çarş. Mayıs 02, 2012 7:18 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://www.aclikoyunlari.net
Nathan Charious
Ravenclaw V. Sınıf
Ravenclaw V. Sınıf


Mesaj Sayısı : 128

MesajKonu: Geri: Minnoşlar   Salı Mayıs 01, 2012 6:51 pm

    Conerus’un kokusunu, burnundan içine çekmeden önce onun gerçekten orada olduğuna inanmıyordu bile. Ama kokusu, o sıcak teni gerçekten ona sarıldığına inanması için yeterli olmuştu. Ve ardından gelen o öpücük, onu tekrar bulundukları mekândan soyutlamaya yetmişti. Ama bu seferki farklıydı, güzel, mutlu bir soyutlanmaydı. Ayrıca yanında Conerus vardı. Tekrar taş zemine ayak bastıklarında, onu buraya getiren kızın gittiğinden habersiz Conerus’un o tatlı gülümsemesine karşılık vermişti. Yüz hatları, uzun zamandır almadıkları şekle alışmaya çalışıyorlardı. Tam arkasındaki kafeyi ve tabelayı göstermişti, Conerus. Cørn. Bu, ikisi isimlerinin birleşimiydi. Conerus’un elini avucunda hissetmesiyle kafenin içerisine girmeleri bir olmuştu. Çehresini daha büyük bir gülümseme kaplarken, şaşkınlığının gizlenmesini engellemişti. Dizaynın ne kadar harika olduğunu biliyor muydu Conerus? Bjørn’un kalbine inmediği için şanslıydı. Her şey ayrı renkteydi resmen. Oldukça çekici görünüyordu. Yüzünün, avuçların içine yerleşmesiyle dikkati yine Conerus’a kaymıştı. Hangisine odaklanacağına şaşırmış bir şekilde boş boş baktı birkaç saniye. Dudaklarına kondurulan öpücüğün ardından, günler sonra tekrar konuştu. Tabi büyünün kalkmasıyla. “Bana mı söylüyorsun? Ben daha çok özledim.” Bu sefer kendisi yapışmıştı genç büyücünün dudaklarına. Geri çekildiğinde ise “Geri geldin, evet. Bizim kafemiz? Cørn’dan anlamalıydım. Bunu yaptığına inanamıyorum.” dedi gülümseyerek.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Conerus Hell Greyn
Cørn Cafe Sahibi
Cørn Cafe Sahibi
avatar

Mesaj Sayısı : 78
Kan Durumu : Melez.
Rp Partneri : Bjørn Devereaux.
Yaş : 22

MesajKonu: Geri: Minnoşlar   Çarş. Mayıs 02, 2012 7:31 am


    Çocuk konuştuğunda, Conerus birkaç adım ilerisinde yer alan turuncu masaya uzanmış ve üstündeki muffin tabağından iki tane muffin kapıvermişti. Her masanın üzerine bunlardan koymak Conerus'un fikriydi elbette; nedense bu kekleri çok seviyordu ve gelenlerin de bu zevki yaşamasını istemişti. Üstelik, bu kekleri kendisi yapmıştı. Kırmızı muffini Bjørn'e uzatırken kendisininkinin dışındaki kağıdı sıyırarak ısırmıştı. "Kim daha çok özlemiş yarışına girmeyelim lütfen, bebeğim. Yoksa bu konuşma uzar gider!" Gülümserken ikinci ısırığını daha almıştı muffinden ve aşçılığına hayran kalmıştı. Mükemmeldi! Son kalan parçayı da uzatıp Bjørn'e verdikten sonra, "Bunları yaparken fazlasıyla yedim," diye başladı cümlesine. "Sanırım bir tane daha yersem midem buna fena kızacak." Çocuk tam muffinden ısracakken yaklaşıp o ısırığı kendisi aldıktan sonra Bjørn'ün elinden tutup kafenin sonunda yer alan tezgaha yöneldi ve beraber arkasına geçtiler. Ona tezgahın altında yer alan pastaları, kekleri ve diğer tatlıları gösterirken bunların hepsini kendisinin yaptığına ve dizayn ettiğine tekrar hayran kalmıştı Conerus. Gerçi, Courtney'nin de yardımı olmadı değildi tabii ama çoğunluğu Conerus'un elinden çıkmıştı. Belki de küçüklüğünde var olan mutfak sevdası sayesinde böyle bir aşçılık yeteneğine sahipti. Bunu yeni keşfetmişti ve keşfettiğine de gayet memnundu. İlk müşterileri kapıdan içeri girerken, Conerus çocuğa tekrar sarılmıştı. Özleminin gitmesi için böyle binlerce saat sarılmaları gerekiyordu herhalde; Bjørn'ün onu bir daha bırakmayacağını bilmesini istiyordu. Artık bir işi vardı, öğrencilere bulaşmayacak, Ethan'lara Creatus laneti uygulamayacaktı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://www.aclikoyunlari.net
 
Minnoşlar
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Sihir Dünyası - İngiltere :: Hogsmeade :: Cørn Cafe-
Buraya geçin: